1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

26.11.2003 - Alman basınından özetler...

Dün toplanan Euro bölgesi Maliye Bakanları, Almanya ve Fransa’ya tasarruf yaptırımları uygulamama kararı aldılar. Avrupa Birliği İstikrar Paktı, üye ülkelerin ek borçlanma haddinin, gayrısafi yurtiçi hasılanın yüzde 3’ünü aşmamasını öngörüyor. Yani bu sınırı aşan iki ülke, Almanya ve Fransa, milyarlarca Euro cezayı şimdilik ödemeyecek. Avrupa Birliği Komisyonu tarafından eleştirilen karara, bugün yayınlanan gazeteler önemli yer ayırmış.

Düsseldorf’ta yayımlanan ekonomi gazetesi "Handelsblatt" konuyla ilgili yorumunda, Avrupa Birliği istikrar paktını bir hastaya benzetiyor ve şu satırlara yer veriyor:

”Bir hasta hakkında herhalde ender bu kadar çok değişik teşhis konulmuştur. Hasta öldü mü, yaşıyor mu yoksa durumu ağırlaştı mı? Hasta: Avrupa Birliği İstikrar Paktı. Yatağın başucunda da bilen bilmeyen herkes uzman kesilmiş – siyasiler, ekomomi uzmanları, basın... Ancak burada asıl önemli unsur unutuluyor. Bu denli milliyetçi bir yaklaşımla Avrupa’nın kendi içinde uyum sağlaması engellenmiyor mu? Almanya ve Fransa yalnızca kendi çıkarlarını kollayıp, Avrupa Komisyonu’nu tanımazlıktan gelmiş ayrıca Avrupa Birliği’ne üye diğer ülkeleri de küçük düşürmüştür.”

Münih’te yayımlanan liberal eğilimli "Süddeutsche Zeitung" gazetesiyse, istikrar paktının yalnızca büyük devletlerin de kurallara uymasıyla işlerliğini koruyacağını belirtirken, Almanya ve Fransa’nın disiplinsizlik içinde bulunmasının, diğer üye ülkelerin Maliye Bakanları için iyi bir örnek oluşturmadığını öne sürüyor. Gazetede de yer alan değerlendirme kısaca şöyle:

”Almanya’da tasarlanan reform hareketi cesurca sürdürülürse, devlet maliyesi toparlanabilir. Ama reformlar çin aslında geç kalındı. Şimdiyse bunun hesabı çıkartılıyor. Federal hükümetin Maliye Bakanları’nın aslında planladığı cezayı kabul etmesi bu hesabı ödemesi gerekirdi.”

Buna karşılık Rostock’ta yayımlanan ”Ostsee Zeitung ” gazetesi, Almanya Maliye Bakanı Hans Eichel’i savunuyor ve Bakan Eichel’in ekonomik kriz döneminde görevini zorlukla yerine getirdiğini vurguluyor. Yorum şöyle:

”Bu ekonomik kriz, istikrar paktı kriterleri kararlaştırılırken hesaba katılmayan bir unsurdu. Bakan Eichel, tasarruf önlemleriyle artık en üst sınıra varıldığını söylüyorsa, bu inandırıcıdır. Avrupa Birliği Komisyonu’nun bunun ötesinde tasarruf önlemleri alınmasına karar vermesi, yavaş yavaş canlanan konjonktürün çökmesinne neden olabilirdi.”

"Berliner Zeitung" gazetesi, konuya bir başka açıdan yaklaşıyor ve Maliye Bakanları’nın kararının ortak para birimi Euro’ya olan etkilerini irdeliyor. Yorumda şu satırları okuyoruz:

”Ortak para birimi euro bu karardan zarar görecek mi? Kısa vadede bir zarar göremiyoruz, çünkü mali çevrelerin gözü şu anda henüz bütçe ve bilançonun tehlikeli gelişmelere gebe olduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde. Uzun vadedeyse euronun gücünden kaybedeceğini söyleyebiliriz. Gelecekte hangi hakla Avrupa Birliği’ne girecek ülkelerden mali uyum talep edebileceğiz? Almanya’nın yanısıra Avrupa Birliği’nin bir başka motoru, Fransa’nın da istikrar paktını delmesi, bu iki ülkenin ekonomik güçsüzliklerini örtbas edip sadece ağırlıklarını koyarak özel bir rol talep etmesinden başka birşey değildir.”

”Berliner Zeitung” gazetesi bugünkü nüshasında Avrupa Birliği Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu Alman Komiseri Günter Verheugen’le yaptığı bir söyleşiyi yayınlamış. Söyleşinin konusu da Türkiye. Türkiye’nin terörist saldırılar sonrasında Avrupa Birliği üye adaylığı sürecinde özel bir muameleye tabi tutulmayacağını söyleyen Verheugen, aynı zamanda geçtiğimiz hafta meydana gelen saldırıların üyelik sürecinde olumsuz değerlendirmelere de neden olmayacağını açıklamış. Almanya’daki muhalefet partilerine de sataşan Verheugen, bu partilerin Türkiye’nin Avrupa Birliği perspektifine zarar verdiklerini, böylece Ankara’daki reform hareketlerini tehlikeye soktuğunu belirtmiş. Verheugen gazeteye verdiği demeçte ayrıca Türkiye’nin demokratik bir ülke olduğunu, ancak temel haklar, azınlık hakları ve devlet kademelerindeki demokratik denetim mekanizmasının henüz istenen düzeyde yerleşmediğini öne sürmüş.

Berlin’de yayımlanan sol eğilimli ”Junge Welt ” gazetesinde de Türkiye ile ilgili bir haber göze çarpıyor. Almanya İçişleri Bakanı Otto Schily’nin Meclis İçişleri Komisyonu’ndaki bir konuşmasına yer veren gazete, Schily’nin ”Artık Metin Kaplan’ı Türkiye’ye sınırdışı etmenin zamanı geldi” şeklindeki sözlerini aktarıyor. Gazetedeki haberde federal hükümetin Türkiye’nin Metin Kaplan hakkında verdiği yazılı taahütleri değerlendirerek, Kaplan’ın sınırdışı edilmesini engelleyen mahkeme kararlarına karşı hukuki yollara başvuracağı bildiriliyor.