1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

26.10.2012-Alman basınından özetler

Almanya'da koalisyonun küçük ortağı Hrıstiyan Sosyal Birlik Partisi sözcüsünün bir yayın kuruluşunun haber akışına müdahale girişimi, bugünkü Alman basınının başlıca konusunu oluşturuyor.

Almanya'da koalisyonun küçük ortağı Hrıstiyan Sosyal Birlik Partisi sözcüsünün bir yayın kuruluşunun haber akışına müdahale girişimi, bugünkü Alman basınının başlıca konusunu oluşturuyor.

Süddeuschte Zeitung gazetesi, ZDF televizyon kanalına, rakip Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Bavyera’daki eyalet kongresiyle ilgili haberi yayınlamaması telkininde bulunan Hrıstiyan Sosyal Birlik Parti (CSU) sözcüsü Hans Michael Strepp'in istifasını şöyle değerlendiriyor.

“Parti Başkanı Seehofer çarşamba günü ortaya çıkan durumun ciddiyetini hafife aldı ve açıklama görevini Parti’nin Genel Sekreteri Alexander Dobrint’e bıraktı. Ama Dobrint şeffaflık yaratamadığı gibi bir şey de açıklayamadı. Hatta her şeyi olduğundan da berbat etti ve sanki söylenecek her şey çoktan söylenmiş gibi bir tavır takınarak durumu, önemsizmiş gibi göstermeye çalıştı. Seehofer’in durumu bizzat ele alması için ZDF’in tutumunda ısrar etmesi gerekti. Seehofer, ancak durum koltuğunu tehdit etmeye başlayınca cezayı kesti. Ancak bu olanlar, Hrıstiyan Sosyal Birlik Partisi’ne medya ile ilişkilerin bir süre bozulacak olmasının da ötesinde ciddi bir zarar verdi. Önemli bir seçim yılı olan 2013 yaklaşırken CSU çirkin bir yüzünü göstermiş oldu."

Berlin merkezli Der Tagesspiegel gazetesinin aynı konuyla ilgili yorumu ise şöyle:

“Politikacıların bu tarz aptallıkları, gazetecilere göğsü kabarmış bir şekilde 'bağımsızlığımı kanıtladım' diyebilme zevki veren bir fırsattan başka birşey değil. Aynı şimdi olduğu gibi. Gazetecilik anlayışının direğinden dönen kırmızı kartlık bir faul, hem de bir kamu yayın kuruluşunda bedava cesarete dayalı bir şova dönüşüyor.”

Berliner Zeitung konuyla ilgili şu satırlara yer veriyor:

"Durumu, Yeşiller partili politikacı Volker Beck kasıtsız bir şekilde şöyle dile getirdi: 'Bizim, iktidardaki siyasi partinin, nelerin haber yapılacağını dikte ettiği bir devlet televizyonumuz yok'. Evet, bu doğru. Kamu yayın kuruluşlarında neyin haber yapılacağı dikte edilmiyor, asıl kimin haber yapacağı dikte ediliyor. Bundan onlarca yıl önce siyasi partiler, kamu yayıncılığı yapan kurumların denetim kurullarını ele geçirdi. En uzun süreli olarak ise ZDF'te.  İşte o zamandan bu yana siyasi parti yöneticilerinin yayın kurullarında iş bağlayıp, üzerinde uzlaşmadığı hiçbir yönetici kadrosu verilmedi. Hrıstiyan Sosyal Birlik Partili sözcünün anlamadığı bu: Etkileme içeriden yapılıyor, dışarıdan değil.”

Son olarak Allgemeine Zeitung gazetesinin yorumuna yer veriyoruz.

"Aslında ZDF’in Hrıstiyan Sosyal Birlik Partisine müteşekkir olması gerekiyor. Strepp olayında olduğu gibi aptalca ve açıkça baskı altına alınmak gazeteciliğin temellerini hatırlatmak için iyi bir fırsat. Özellikle de yönetici ataması söz konusu olduğunda boyunduruğu altında olduğu Hrıstiyan Birlik Partilerine karşı. Medyayı etkileme genelde tüm basın yayın organlarına karşı deneniyor. ZDF’i özel kılan şey ise kurumun yönetim kurulunda parti temsilcilerinin oturması... O nedenle şunu sormakta fayda var: CSU sözcüsü telefonu açtığında gerçekte ne oldu?  Eski bir savcı, yargıç ve parti sözcüsü olarak bu kişi, ne yaptığının farkında değil mi? Yoksa politikada kariyer yapmaktan vazgeçti de mesleki anlamda bir intihara mı kalkıştı? Sanırım cevabı artık herkes biliyor: CSU, Sosyal Demokrat Partili rakibi Christian Ude’yi çok ciddiye alıyor. Hem de gazetecilere baskı yapmaya kalkışacak kadar."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız