1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

26.08.2010 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde göçmenleri hedef alan açıklamaları nedeniyle eleştirilen Alman Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Thilo Sarrazin ve kişisel bilgilerin korunması yasasında değişiklikle ilgili yorumlar ağırlıkta.

default

Göçmenleri sert bir dille eleştiren açıklamalarıyla gündeme gelen Alman Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Thilo Sarrazin’in, „Almanya Kendini Yok Ediyor“ kitabı ve ardından yaptığı açıklamalar tartışmalara yol açtı. Göçmenlerin Alman ekonomisine yarardan çok zarar getirdiğini ileri süren Sarrazin’e hem partisi Sosyal Demokrat Parti’den, hem de Almanya Başbakanı Angela Merkel’den tepki geldi. Leipziger Volkszeitung ise konuyla ilgili yorumunda farklı görüşte:

„Sosyal Demokrat Partili Sarrazin hangi konuda açıklama yapmış olursa olsun, politik çevrelerden hiç kimsenin dile getiremeyeceği, rahatsız edici gerçekleri, süslemeden, gerekçeleriyle tanımladı. Bu, yanlış anlaşılabilir, ancak böyle olmak zorunda değil. İşte bu nedenle Sarrazin’in açıklamalarıyla başlayan göçmenlerle ilgili tartışmanın, aşırı sağın beslenmesine hizmet edecek, popülist bir sınırı aşma olarak görülüp, toptan eleştirilmesi, reddedilmesi yerine, entegrasyonun daha iyi anlaşılması için bir katalizatör olarak görülmesi, önemli."

Mannheimer Morgen ise aynı konuyla ilgili yorumunda farklı görüşleri dile getiriyor:

„Sarrazin aptal değil, buna rağmen özellikle Türk kökenli göçmenleri hedef alan açıklamalarının gerçeklerle ilgisi çok az. Gerçi lideri bulunduğu Hrıstiyan Demokrat Birlik de göçmenler konusunda algı eksikliğine sahip olmasına rağmen Başbakan Angela Merkel da öfkesini dile getirmek zorunda kaldı. Sarrazin’in iddia ettiğinin tersine, Almanya gibi ihracata odaklı bir ülke, kapılarını göçmenlere kapatırsa, işte o zaman daha yoksul ve aptal hale gelir. Ekonomi mantığına, aklına sahip olmayan böyle bir kişinin Alman Merkez Bankası’nda ve Sosyal Demokrat Parti içinde ne yaptığı sorusu sorulmalı.“

Bugünkü Alman gazetelerinin yer verdiği bir başka konu ise Alman hükümetinin kişisel verilerin korunması yasasında planladığı değişiklik. Buna göre gelecekte şirketler çalışanlarını gizli kameralarla gözetleyemeyecek, telefonlarını dinleyemeyecek ya da elektronik mail yazışmalarını denetleyemeyecek. Münih'de yayımlanan Süddeutsche Zeitung, yasa tasarısının eksikleri olduğu görüşünü savunuyor:

„Tasarı karmaşık, ve hukuk bölümü olmayan bir işletmenin kullanması da zor. Özellikle çalışanlara yönelik her türlü müdahalede, hemen işyeri temsilciliğinin de işin içine çekilmesi gerektiği hükmü eksik. Ayrıca çalışanın şikayetçi olması halinde kişisel bilgilerin korunmasından sorumlu birime başvurmadan önce işvereni bilgilendirmesi ve ona başvurması da, uygunsuz. Çalışanın kişisel bilgilerin korunmasından sorumlu kişilere başvurması, görevini ihlal etmesi anlamına mı gelecek? Parlamentonun tasarı ile ilgili yapacağı görüşmelerde halletmesi gereken daha çok işi var.“

Bugünkü gazetelerden aktaracağımız son yorum, New York'ta 11 Eylül saldırılarının düzenlendiği bölgede cami inşası planları. Nürnberger Nachrichten'in yorumu:

"New York’taki cami planları ABD’de zaten gergin olan havanın bir göstergesi. Ülke politik açıdan farklı gerçekleri savunan, farklı dünyalarda yaşayan toplumsal gruplara bölündü. Sağlık reformu ya da iklimin korunması olsun bütün konular, politik haklar adına saf nefreti tırmandırıyor. Muhafazakar Cumhuriyetçiler de partilerinin içinde bulunduğu durum nedeniyle çaresiz. Amerika toplum içinde orta kesimi kaybetti.“

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topcu

Editör: Beklan Kulaksızoğlu