1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

26.06.2009 - Avrupa basınından özetler

Michael Jackson’un ani ölümü ve Almanya’da İslam tartışması, bugünkü Avrupa basınında öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

default

Roma'da yayımlanan sol liberal La Repubblica gazetesi ünlü pop yıldızı Michael Jackson'un ani ölümünü yorum sütunlarına taşıyor:

"Jackson'un şöhret dolu geçen kariyeri, durdurulamayan ve gözle görülür biçimde inişe geçti, masalları andıran hayatı bir kâbusa dönüştü. Michael Jackson'un hikayesi alışılmışın dışında ve aynı zamanda sanat hayatı ile gündelik hayatın çok az noktalarda birbiriyle karşılaştırılabileceğini göstermesi açısından da korkunç. Birkaç ay önce Londra'da bir dizi konser vereceği açıklanmış ve biletlerin birkaç gün içinde satıldığı duyurulmuştu. Jackson bu konserlerle 'Popun Kralı' tahtının sahibi olduğunu bir kez daha göstermek istiyordu ama şimdi bu tahtı boş kaldı."

Bir başka İtalyan gazetesi, Milano'da yayımlanan muhafazakar Corriere della Sera gazetesi ise "Elveda Michael Jackson" başlıklı yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

"İşte dünyanın en popüler müziği kendi hükümdarlarını böyle öldürüyor: Son örnek, Michael Jackson... Müzik dünyasının bir yeteneği daha kendinden önceki birçok sanatçı gibi şimdi morgdaki dolaplardan birinde. Tıpkı blues müziğinin ünlü yeteneği Janis Joplin gibi. O da yalnızlığın pençesinde bir şişe bourbon şisesi ile kendisine enjekte ettiği aşırı dozda uyuşturucudan ölmüştü. Tıpkı Jim Morrison, Jimi Hendrix, Kurt Cobain gibi. Rockun acı veren yolunda son durakta geriye kalan boşa giden yetenek ve gözyaşları. Elveda Michael."

Bugünkü gazetelerde yer bulan bir başka konu ise Berlin'de dün yapılan 4. İslam Konferansı Zirvesi. Alman hükümetinin Müslümanlarla daha iyi diyalog için hayata geçirdiği girişim, Alman gazetelerinde geniş yer buluyor.

Frankfurter Allgemeine Zeitung'un konuyla yorumu şöyle:

"Almanya’da ilk kez politik açıdan böylesine önemli bir düzlemde Müslümanlar ve sorunları hakkında bizzat onlarla konuşuldu. Burada yaşayan, yarıya yakını da Alman vatandaşı olan 4 milyon 300 bin Müslüman’ın tamamı bu konferansta temsil edilmese de İçişleri Bakanı Wolfgang Schäuble’nin dediği gibi, 'Almanya’nın kapısının Müslümanlara açık olduğu' duygusunun hissettirilmesi gerekir. Diğer yandan konferansta yapılan tartışmalar, hiçbir ayrım yapılmaksızın 'Müslüman’ diye nitelendirilen ve Almanya’ya sonradan gelen Müslümanlar arasında ne kadar büyük görüş ayrılıkları ve farklılıklar olduğunu gösterdi. Hükümetin Müslümanlarla ilgili konularda muhatap bulunması yönünde üç yıl önce koyduğu hedefe ulaşılamadı. Konferansın sonu bu nedenle umutlu bir başlangıç anlamına geldi.“

Aachener Zeitung ise Alman hükümetinin Müslümanlarla daha iyi diyalog kurulması amacıyla başlatılan girişimin başarılı ilerlediği görüşünde:

"İslam Konferansı’nda bazı görüş ayrılıkları ile hata ve yanılgıların yaşandığı tespitinde bulunmak zor olmadığı gibi gerekli de. Ancak İslam Konferansı, Müslümanlarla ilişkilerde önemli ilerlemeler sağlanmasına katkı sağladı. Çok kültürlü bir yapıya sahip olan Alman toplumunun daha fazla Müslüman öğretmen, polis, gazeteci, politikacı ve sosyal hizmet görevlisine ihtiyacı var. Hiç kimsenin dini inançlarından vazgeçmesi gerekmiyor. Ancak Almanya’da yaşayan herkes, hayatını dini inançları şekillendirse bile, özgürlük ve kişisel karar verme gibi değerler söz konusu olduğunda, bunun inançlarıyla çelişmemesine özen göstermelidir. Bu, elbette Katolikler için de geçerli.”

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Murat Çelikkafa