1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

26.02.2009 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa basınında Barack Obama'nın mali krizle mücadele önlemleri, Fransa'da artan işsizlik, Çin-Tibet gerginliği ve Almanya'da siyasilerin yaptığı 'Kül Çarşambası" konuşmaları ile yorumlar göze çarpıyor.

default

İspanyol La Vanguardia gazetesi ABD Başkanı Barack Obama'nın Kongre önünde yaptığı konuşmayı ele alıyor:

"ABD Başkanı Barack Obama konuşmasında Amerikalılara seslenerek, ekonomik ve mali krize karşı birlikte mücadele edilmesi çağrısında bulundu. Ancak konuşmasında ABD'ni hangi somut önlemlerle resesyondan çıkaracağı konusunda bir bilgi vermedi. Obama konuşmasında giderek büyüyen karamsarlık dalgasını durdurmak isteyen bir lider gibi davrandı. Ülkede değişim yaratacak, ekonomiden anlayan kararlı bir politikacı gibi değil."

Fransız Nice-Matin gazetesi Fransa'da son dönemlerde artan işsizlik sorununu yorum sütunlarına taşıyor:

"Bay Sarkozy seçildiğinde, işizlik sanki başka bir döneme aitmiş gibi görünüyordu. Sorunun çözümü yolunda ilerlendiği izlenimi doğuyordu. Aşrıca işsizliğin Fransızlar'ın en büyük kaygısı olmaktan çıkacağı beklentisi hakimdi. Cumhurbaşkanı adayı Sayın Sarkozy, vatandaşlara daha çok kazanabilmeleri için daha fazla çalışma olanağı sağlama sözü veriyordu. Bu çözüm önerisiyle Cumhurbaşkanı seçildi. Ancak işsizliklik şu günlerde yine büyük bir sorun. Etkisiz hale getirildiği öne sürülen işsizlik patlamaya hazır bir bomba gibi. Patlarsa ülkedeki bütün politik yapıyı havaya uçuracağı gibi Sarkozy'nun beş yıllık görev süresini de tamamen tehlikeye atabilir."

Bir başka Fransız gazetesi Ouest-France ise Çinliler'le Tibetliler arasında yaşanan gerginliğe değiniyor. Gazete Tibet Özerk Bölgesi'nde demokratik reform uygulanmaya başlanmasının bu yıl 50'inci yıldönümü olduğunu hatırlatarak şu görüşlere yer veriyor:

"Çin hükümetinin her isyan tehlikesinde Tibet'i tamamen kapatması, albuka altına alması 50 yıldan bu yana olağan hale geldi. Ancak bu yıl neden farklı. Tibet'in ruhani lideri Dalay Lama Tibet'le ilgili kaygılarını dile getirdi ve özellikle şiddete başvurulmaması kararından giderek şüphe duyan genç nesli dikenli tellerin arkasında tutmanın zorluğuna dikkat çekti. Diğer yandan dünyayı etkisi altına alan ekonomik krizin Asya'nın devlerini etkilemeden atlatılması beklenemez."

Almanya'da dün siyasilerin taraftarları önünde yaptıkları geleneksel "Kül Çarşambası" konuşmaları bugünkü Alman basınının başlıca konularını oluşturuyor. Süddeutsche Zeitung, siyasilerin sergiledikleri tutumu eleştiriyor:

"Demokrasi, varlığı ile ilgili endişeye gerek kalmayacak kadar sarsılmaz değildir. Kül Çarşambası bu tür bir uyarı için yanlış bir gün olabilir. Ne de olsa siyasiler, gerçekte olması gerekenin aksine, bu günde asla pişmanlık hissi içine girmezler. Kül Çarşambası onlar için hiçbir zaman Hristiyanlık inancının gerektirdiği sükunet ve pişmanlık günü olmadı. Aksine siyasi bir karnaval, neşeli bir bira içme günüydü."

Frankfurter Allgemeine Zeitung'un yorumu ise şöyle:

"Kül Çarşambası ikiyüzlülük günü değildir. Bu siyasiler için de geçerli. "Ben" ve sadece kendi seçmenini içine alan "biz" kelimeleri güne damgasını vurdu. Önümüzdeki aylarda kendi seçmenini motive etmek ve sempatizanları harekete geçirmek öncelik kazanacak. Parti liderleri için çifte bir oyun sözkonusu: Bir yanda koalisyon için liberal Hür Demokrat Parti' yi kendi tarafına çekmek, diğer yanda seçmenlerini aynı liberallere karşı soğutarak, Hür Demokrat Parti'nin yüksekten uçuşunu frenlemek."

Kölnische Rundschau gazetesi ise bu yılki Kül Çarşambası'nın ekonomik kriz karşısındaki çaresizlik nedeniyle sönük geçtiğini belirtiyor yorumunda:

"Taktik olarak şu an büyük sözler sarfetme zamanı değil. Kriz dönemindeyiz ve hiçkimsenin ortaya sürüp söz düellolarıyla savunabileceği hazır reçetesi yok. Hiçkimse, reçetelerin birkaç hafta sonra hala geçerli olup olmayacağını da bilmiyor. Bu nedenle Başbakan Merkel'e de kardeş parti Hristiyan Sosyal Birlik'in lideri Horst Seehofer de aşırı tutumlar arasında orta yolu tutturan ihtiyatlı bir rol çizmekten başka seçenek kalmadı. Yani bu yıl da Kül Çarşambası'ndan feragat edilebilirdi."