1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

25.11.2009 - Alman basınından özetler

Üniversite öğrencilerinin protestoları, Irak savaşında İngiltere'nin rolü, Afganistan'daki gelişmeler, Opel'in kurtarılması ve teşvik programları, bugünkü Alman gazetelerinde öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

Dün binlerce öğrenci Leipzig'de gösteri yaptı

Dün binlerce öğrenci Leipzig'de gösteri yaptı

Alman gazetelerinden derlediğimiz günün basın özetlerine öğrencilerin Alman yüksek öğrenim sistemini protesto eylemleriyle yüksek okul rektörleri toplantısını konu alan bir yorumla başlıyoruz. Münih’te yayımlanan ulusal çaptaki Süddeutsche Zeitung, yüksek öğrenimin aşırı ölçüde kurallara bağlanmasını eleştiriyor:

“Protestocu öğrenciler kadar öğretim üyeleri de bundan şikâyetçi. Lisede eksik bırakılan genel bilgiyi tamamlamaya imkân kalmıyor. Eleştirel düşünme yeteneği köreliyor, hiçbir öğrenci ilgilendiği kendi branşı dışındaki dersleri dinlemiyor. Üniversitelerin kalabalık olması nedeniyle öğrenciyi kayıtsızlığa da itebilen yüksek öğrenim özgürlüğü yerini ‘randıman köleliğine’ bıraktı. Sayısız ‘giriş dersleri’ kitabı basılıyor ama ‘derinleştirmeye’ zaman kalmıyor. Alman üniversitelerindeki beş yıllık ‘mükemmellik’ programları da normal öğretim ihmal edildiği için öğrenciler kadar öğretim görevlilerinin de tepkisini çekiyor.”

Basın özetlerine, 2003 yılındaki Irak savaşında İngiltere’nin oynadığı rolle ilgili olarak başlatılan araştırmanın konu alındığı yorumla devam ediyoruz. Neue Osnabrücker Zeitung, araştırma sonuçlarının İngiltere hükümetlerine yol gösterici olmasını temenni ediyor:

“Geç bile kalmış olan Britanya Krallığı’nın Irak savaşındaki rolüyle ilgili araştırmadan sürpriz sonuçlar beklenmemeli. Irak’ın devletler hukukuna aykırı olarak işgal edilmesi tahrif edilmiş gizli servis raporları ve Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olmasıyla gerekçelendirilmişti. 11 Eylül 2001’den sonra ABD ve Büyük Britanya Saddam Hüseyin’i 'baş terörist', Irak’ı da 'kökten dinci teröristlerin güvenli limanı' ilan etmişti. Ama bu analizler yanlıştı. Irak’ta kitle imha silahı bulunamadı. 179 Britanya askeri ile onca masum Iraklı hayatını kaybetti. Bütün bu gerçekler karşısında araştırma komisyonunun da aynı neticeye varması son derece önemlidir. İşgalde payı olan bütün diplomat, asker ve hükümet temsilcileri hatalarını kabul etmeli ve yaptıklarının doğru olup olmadığını vicdanlarına sormalıdırlar.”

Afganistan’ın durumunu konu alan Nürnberger Nachrichten gazetesi, bu ülkenin daha uzun süre Batı'nın destek ve yardımına ihtiyacı olacağını yazıyor:

“Yabancı birliklerin apar topar çekilmesinden sonra aşırı unsurlar yeniden Afganistan’ın yönetimini ele geçirirse, hem şimdiye kadar sağlanan ilerlemeler hem de komşu nükleer güç Pakistan’ın güvenliği tehlikeye girer. Çekilme planları gündeme gelmeden önce Afganistan’ın ‘kendi ayakları üzerinde duran güvenlik mimarisi’ tamamlanmalıdır. Afgan ordusu ve onun Batılı talimcilerinin doğru yolda olmalarına rağmen Afgan silahlı kuvvetleri daha uzun bir süre ülkenin güvenliğini tek başına sağlayacak duruma gelemeyecektir.”

Bitmeyen senfoniye dönen Opel krizi, Alman gazetelerinin yorum köşelerinden düşmüyor. Neue Westfälische Zeitung , otomobil piyasasındaki kapasite fazlasının bu branşta arz-talep dengesine uygun çözümlere öncelik verilmesini gerektirdiği görüşünde:

“Binlerce Opel çalışanının işini kaybetmesi son derece acı olsa da devletin, içinde bulunduğu krizden bizzat sorumlu olan bir otomobilcilik şirketini, vergi gelirleriyle kurtarması doğru olmaz. Dünya genelinde 30 milyon otomobillik kapasite fazlası var. Buna rağmen sallantıdaki bir şirketin, devlet yardımıyla ayakta tutulması hem vergi gelirlerini israf etmek hem de kriz ortamında kendi gücüyle rekabete dayanan diğer şirketleri cezalandırmak anlamına gelir.”

Düsseldorf merkezli ekonomi gazetesi Handelsblatt’ın konjonktürü teşvik politikalarını konu alan yorumuyla basın özetlerine son veriyoruz:

“Son rakamlar ekonomik canlanmaya işaret ediyor olabilir. Yatırımlar ve ihracat artarken iç konjonktür duraklıyor ve işsizliğin de artması bekleniyor. Bir sonraki durgunluktan hemen önce istihdam piyasasına yansıyan canlanma başlangıcında olduğu gibi. Savaş sonrasının en derin resesyonunu izleyen canlanma gerçekten başladıysa, o zaman hükümetin politikalarını değiştirmesi gerekir. Çünkü artık en acil görevi yeni konjonktür paketleri hazırlamak değil, kredi piyasasındaki tıkanıklığa çare bulmak olmalıdır.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa