1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

25.08.2010 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinde üç bebeğin şüpheli ölümüyle birlikte alevlenen sağlık kurumlarında hijyen tartışmaları, Almanya’nın yetişmiş iş gücü açığı ve devletin artan borçları ile ilgili yorumlar ön planda.

default

Almanya'da Mainz Üniversitesi'ne bağlı hastanede hafta sonundan beri şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden bebeklerin sayısı üçe yükseldi. Savcılık ölümlerle ilgili soruşturma başlatırken, bebeklerin bağırsak bakterisi bulaşmış serum nedeniyle hayatını kaybettiği öne sürülüyor. Şüpheli bebek ölümleri Alman sağlık kurumlarında hijyen koşullarını tartışmaya açtı. Nürnberger Nachrichten gazetesinin konuyla ilgili yorumu şöyle:

“Mainz Üniversite Kliniği’nde üç bebeğin ölümüne, dördünün de ağır hastalanmasına neden olan skandal ortaya çıkmasa, Almanya genelindeki kliniklerde ortak bir hijyen standardı getirilmesi önerisine yaz aylarında politikacılar tarafından ortaya atılan sıradan öneriler gözüyle bakılacaktı. Siyaset yılda yüz binlerce hastanın kliniklerde hastalık kapmasına ve şimdi buna bebeklerin de dahil olduğu 15 bininin ölmesine seyirci kalmayacağı mesajını verdi. Almanya genelinde ortak bir düzenleme zaten var denebilir. O da enfeksiyonlarla mücadele yasası gereğince belirtilen hijyen önerileri. Ancak bu öneriler uygulamaya geçirilmiyor. Bu federal bir devlet yapısında eyaletlerin görevidir.”

Halle kentinde yayımlanan Mitteldeutsche Zeitung’un hastanelerdeki hijyen koşullarıyla ilgili değerlendirmesiyse şöyle:

“Bağlayıcı hijyen düzenlemeleri 16 eyaletin sadece 5’inde mevcut. Hijyen konusunda uzmanlaşmış özel hekimler çoğu hastanede yok. Hastanede bulaşan hastalıkların derecesi ve vakalar konusunda yeterli veri bulunmuyor. Görünen o ki bu konunun gündeme gelebilmesi için üç bebeğin ölmesi gerekiyordu. Federal Sağlık Bakanı’nın konuyu acilen eyalet sağlık bakanlarıyla görüşecek ve yeni düzenlemelerin hayata geçirilecek olması mevcut kamuoyu baskısı karşısında şimdiye kadar atılabilecek en mantıklı adımlardan. Alman kliniklerindeki hijyen koşullarının bundan böyle kalıcı bir şekilde iyileştirilmesi, en azından bu üç bebeğin ölümünü boşa çıkarmaz. Ama aileleri için bu da yeterli gelmeyecek, onları avutamayacaktır.”

Almanya’nın nitelikli iş gücüne ihtiyacı her geçen yıl daha da artıyor. Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği’nin açıkladığı rapora göre, 2030 yılında ülkede çalışanların sayısı günümüze oranla 6 milyon azalacak. Berlin’de yayımlanan Tageszeitung'un bu konudaki değerlendirmesi şöyle:

“Konjonktür verileri yükselir yükselmez, ekonominin yetişmiş işgücü açığı da gündeme geliyor. Çoğu ülkenin uyguladığı, birçok uzmanın da önerdiği yabancı işgücünü ülkeye getirme önerisi, Hıristiyan Birlik Partili bakanlar tarafından geri çevriliyor. Federal İçişleri Bakanı de Maiziere ve Federal Çalışma Bakanı von der Leyen kalifiye olmayan gençleri, anne ve yaşlıları da istihdam piyasasına dahil etmek istiyor. Ama istemedikleri tek şey ülkeye göçü kolaylaştırmak. Bunu kesinlikle istemiyorlar.”

Federal İstatistik Dairesi'nin verilerine göre, Almanya'nın bütçe açığı 2010 yılının ilk yarısında arttı. Geçen yılın ilk yarısına oranla artışın iki kat fazla olduğu ve 2009'un aynı döneminde 18 milyar 700 milyon euro olan bütçe açığının 42 milyar 800 milyon euroya çıktığı kaydedildi. Bütçe açığı yüzde 3,5'a yükselen Almanya, bu rakamlarla Euro İstikrar Paktı'nın yüzde 3'lük borçlanma sınırını aşmış oluyor. Augsburger Allgemeine gazetesinin yükselen devlet borçlarıyla ilgili değerlendirmesi şöyle:

“Vaat edilen vergi indirimleri suya düştü. Vergi sisteminin basitleştirilmesini içeren reformun kapsamı da devede kulak. Vatandaşın üzerindeki vergi yüküyse artıyor. Federal koalisyon hükümeti finans politikaları konusunda kendisine duyulan güveni tamamen harcamak istemiyorsa, o zaman yeni borçlanmaların olmadığı bir bütçe için gaza basmalı.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Meltem Karagöz

Editör: Beklan Kulaksızoğlu