1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

25.06.2010 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinde bugün Kanada'da başlayacak olan G8 ve bunu izleyecek G20 liderler zirvesi ile Güney Afrika’da devam eden FIFA 2010 Dünya Futbol Şampiyonası’na ilişkin yorumlar ön planda.

default

Kanada bugün G8 Zirvesine ev sahipliği yapıyor. Hafta sonunda da Gelişmiş Yirmiler Grubu (G20) iki gün süreyle bir araya gelecek. Zirvede küresel ekonominin geleceği ele alınacak. Mali piyasaların krizin aşılamasında ve yeni krizleri önlemede ne tür sorumluluklar alması gerektiğinin, görüşmelerde başlıca anlaşmazlık konusunu oluşturacağı belirtiliyor. ABD Başkanı Barack Obama ile Almanya Başbakanı Angela Merkel'in, finans kriziyle mücadele ve ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği konularında görüş ayrılığına düşmeleri, zirvelerin çetin müzakerelere sahne olacağını ortaya koyuyor. Münster kentinde yayımlanan Westfälische Nachrichten gazetesinin zirve öncesinde kamuoyuna yansıtılan anlaşmazlık konularıyla ilgili yorumu şöyle:

“Tasarruf programı ortada. Almanya Başbakanı Angela Merkel, dünyanın en güçlü liderine meydan okuyor. Barack Obama ve daha birçok lider, Almanlara küresel ekonomik dengenin yeniden tesisine katkı sağlama çağrısında bulunuyor. Diğer bir ifadeyle; Almanya’ya ‘tasarruf politikasında diretmekten vazgeçin, ithalatı artırın ve tüketin’ deniyor. G20 Zirvesi öncesinde Toronto semalarını kara bulutlar kaplamış durumda. Küresel mali krizin etkisini sürdürdüğü bir dönemde, dünyanın en güçlüleri arasında uyum sergilendiği söylenemez. Bunun yerine herkes ayrı telden çalıyor, birbirini suçluyor. Kısacası zirve fiyaskoyla sonuçlanabilir.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung’un aynı konudaki yorumunda da şu satırları okuyoruz:

“(…) Almanya Başbakanı Merkel şimdiye kadar Obama’nın ekonomiyi canlandırmak için sıraladığı şartlara kulak asmadı. Merkel, Kanada’daki zirvede de Almanya’nın küresel konjonktür için bir şey yapmadığına yönelik iddialara karşı koymak zorunda kalacak. Zira bu iddialar saçma. Ancak Atlantik aşırı kavganın daha da kızışmaması için her iki taraf da zirvenin kapanış bildirisinin büyüme stratejisiyle ilgili kısmında kendilerine iç siyasette en uygun düşen kısımlara yer verecektir. Neticede zirve, bu tür devasa organizasyonlara değip değmeyeceğini bir kez daha ispatlamış olacaktır.”

FİFA 2010 Dünya Futbol Şampiyonası'nda yaprak dökümü sürüyor. Bild Zeitung bugünkü sayısında, bu yılki şampiyonanın sürprizlerle dolu olduğunu vurguluyor ve ekliyor:

“Bu nasıl deli bir şampiyona ki böyle! Sinir bozucu çalgı sesleri ile ilgili tartışmalarla başlayan karşılaşmalara şimdi de sportif sansasyonlar damgasını vuruyor. Dünya Şampiyonu İtalya elendi. Dünya ikincisi Fransa da öyle. Dünya Futbol Şampiyonaları tarihinde ilk kez ev sahibi ülke, ilk turda elendi. Avrupa Şampiyonu İspanya ise hala soğuk terler döküyor. Tüm bunlara sadece şansızlık denebilir mi, ya da tesadüf? Hayır. Bu, futbol dünyasının daha da küçüldüğünü gösteriyor. Artık her takım rakibini yenebilir. Dünya Şampiyonası’nın cazibesi de işte bu! Böyle giderse sonunda Dünya Şampiyonu tamamen sürpriz bir isim olabilir. Peki, bu ülke neden Almanya olmasın? Çoğu yorumcu Joachim Löw yönetimindeki Alman Milli Takımının en geç Arjantin’le oynayacağı maç sonrasında turnuvaya veda edeceği görüşünde. Ama bu şampiyonada her şey olabilir!”

Berliner Morgenpost gazetesi de attığı golle şampiyonada Almanya'yı ikinci tura taşıyan Türk kökenli Mesut Özil'in, Alman toplumu ile yabancılar arasındaki başarılı uyumun göstergesi olduğu görüşünde:

“Güney Afrika'daki Alman Milli Takımı, spor kulüplerinin toplumsal yaşama ne denli önemli katkılar sağladığını ortaya koyuyor. Yabancı kökenli sporculara sadece büyük kulüplerde rastlanmıyor, uyum her gün her aşamada gerçekleşiyor. Antrenmanda, soyunma odasında, müsabakalarda… Spor kulüplerinde faal olan, gönüllü çalışan o kadar çok insan var ki! Milli Takım şampiyonadaki başarısını sürdürürse, iyi oynarsa, yabancı kökenli olsun olmasın futbol severleri bir takım etrafında birleştirir, Mesut'un attığı gole ya da Müller'in pasına sevindirirse bu toplum olmanın bir başarısıdır. Bu da Almanya'yı, çeşitliliğiyle sürtüşmelerden güç alan bir toplum olmaya götürür."

© Deutsche Welle Türkisch


Derleyen: Meltem Karagöz

Editör: Ahmet Günaltay