1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

25.03.2011- Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde bugün ön plana çıkan konular, Suriye'de tırmanan gerginlik, NATO'daki Libya krizi ve Avrupa Birliği'nde alınan ekonomik kararlar. Bu konulara ilişkin farklı değerlendirmeler dikkat çekiyor.

default

Arap ülkelerinde dalga dalga yayılan huzursuzluk Suriye'ye ulaştı. Ülkedeki protesto gösterileri giderek şiddetleniyor. Frankfurter Allgemeine gazetesinde şu satırları okuyoruz:

“Beşar Esad gibi dediğinin aksi bu kadar hızlı bir şekilde ortaya çıkan lider Arap dünyasında enderdir. Esad, daha kısa süre öncesine kadar Suriye'de herşeyin yolunda olduğunu, Suriye'de diğer Arap ülkelerindeki gibi gösteri ve huzursuzlukların baş göstermeyeceğini iddia ediyordu. Ancak gerçek şu ki; birçok Suriyeli, 40 yıldır süren ve en ağır baskı yöntemleri üzerine kurulu Baas partisi ve Esad klanının hakimiyetine eleştirel bakıyor. İktidar, ülkeyi 1963'ten beri sürekli olağanüstü hal koşullarında tutuyor. Buna bir de sosyal sıkıntılara yol açan Suriye ekonomisinin kötü gidişatı eklendi. Ve babasının halefi olan Beşar Esad da kendisinden beklenenleri yerine getiremedi.”

Tagesspiegel gazetesi ise Libya krizine değinerek NATO'nun uluslararası krizlerdeki rolünü sorguluyor. Gazetede yer alan yorum şöyle:

“Libya'nın ardından başka bölgelerdeki iç savaşlara müdahale baskısı da artacak. Ama bu konuda alınan kararlar, siyasi çıkarlar ve keyfiyetten bağımsız olamıyor. Bu da NATO'nun üstleneceği rol konusunda görüş birliği sağlamayı zorlaştırıyor ve soru işaretleri yaratıyor. Askerî ittifak Soğuk Savaş'ın ardından ne tür bir rol üstlenmek istiyor? Dünya çapında insanî yardım görevi üstlenen bir ordu mu? Nereye müdahale edileceğine, kimin öncü rol üstleneceğine kim karar verecek? Libya krizi, aralarında (İslam ülkesi) Türkiye'nin de bulunduğu 28 üyeli ortak değerler topluluğunun, çözülemeyen sorunlarını bir çırpıda gözler önüne serdi. NATO pek de yanlış olmayan bir kararla deniz ablukasını başlattı, ancak bu elbette aynı zamanda itibarını korumasına yarayacak.”

Dün başlayan ve bugün devam eden Avrupa Birliği liderler zirvesinde Euro İstikrar Paktı'nın geleceği ele alınıyor. Borç krizindeki Portekiz'e işaret eden Leipziger Volkszeitung, Euro ülkeleri açısından durumun kritik olduğunu söylüyor:

“Gelişmeler giderek garip bir hal alıyor. Portekiz Başbakanı, tasarruf paketini parlamentodan geçiremediği için istifa etti. Eğer bu ülke AB'den yardım talep etmek zorunda kalırsa, yükümlülükten kaçınmak zor olacaktır. Zira Euro Kurtarma Fonu inandırıcılığını yitirebilir. Durumun tam da zirve döneminde bu kadar kritikleşmesi, dikkatleri gelecekte gerekli olacak istikrar önlemlerine odaklayacak. Çünkü şu ana kadar kesin olan, sadece kurtarma fonuna aktarılacak kaynağın miktarı. Sadece Almanya'dan 22 milyar euro daha verilecek. Ancak ülkelerin bu kaynaklardan yararlanabilmesi için gerekli kriterler giderek daha da belirsizleşiyor.”

Freie Presse gazetesinde şu yorumu okuyoruz

“Her ne kadar İstikrar Paktı özellikle de Almanya'nın isteği üzerine bir kez daha sertleştirilse ve euro bölgesi ülkeleri ekonomi politikalarını daha sıkı koordine etmek istese de yaptırım mekanizması eskisi gibi hala bağlayıcılıktan uzak. Euro ülkelerinin bütçe politikalarını denetleyecek bağımsız bir kurum yok, bunu Avrupa Birliği Komisyonu ve hükümetler kendileri yapıyor. Aynı bütçeler gibi. Yani bu iş, işe uygun olmayanlara bırakılıyor…”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Köylü

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız