1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

25.03.2009 - Alman basınından özetler

Almanya’da Cumhurbaşkanı Köhler’in hükümete yaptığı çağrı, İsrail’de yeni koalisyon hükümeti ve Kosova Savaşı’nın 10’uncu yıldönümü, Alman basınında öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

Federal Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler.

Federal Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler.

Cumhurbaşkanı Horst Köhler’in ekonomik krizi konu alan Berlin konuşması büyük yankı yarattı.

Neue Osnabrücker Zeitung gazetesi Mayıs ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminde yeniden adaylığını koyacak olan Köhler’in konuşmasını şöyle değerlendiriyor:

“Köhler’in söyledikleri yeni değildi ama içinde bulunduğumuz zor ekonomik duruma uygundu. Cumhurbaşkanı açık konuştu. Dile getirdiği gerçekleri gönül aslında hükümetin ağzından duymak isterdi. Hürriyetlerin sorumluluktan arındırılamayacağı, ölçüsüzlük ve hırsın devlet tarafından dizginlenmesi gerektiği ve finans mabetlerinin amaç olamayacağı Cumhurbaşkanı’nın en önemli nasihatleriydi.”

Düsseldorf’ta yayımlanan Westdeutsche Zeitung gazetesinde ise şu satırları okuyoruz:

“Cumhurbaşkanı yol gösterirken Başbakan yolunu şaşırmış izlenimi uyandırıyor. Cumhurbaşkanı’nın daha açık konuşmasına lüzum yoktu ama o daha da açık konuştu. Büyük koalisyon hükümetine yönelttiği eleştiri okları tam isabet kaydetti. Koalisyon ortakları, ekonomiyle ilgili tahminlerin durmadan kötüleştiği bir ortamda kavgaya tutuşmanın seçmen tarafından anlayışla karşılanmayacağını kavrayamıyorlar mı?”

Süddeutsche Zeitung gazetesi İsrail’in Likud ve İşçi Partileri arasında varılan koalisyon anlaşmasını ve bu anlaşmanın İsrail-Filistin barış görüşmeleri üzerindeki muhtemel etkilerini şöyle değerlendiriyor:

“Netanyahu, Filistin devleti kurulmasından çekindiği için, iki devletli çözüm amacıyla yürütülen İsrail – Filistin görüşmelerini kesmek istiyor. Barak ile Netanyahu arasında imzalanan koalisyon protokolünde, İsrail’in bölgeye kapsamlı barış getirilmesine çalışacağı şeklindeki muğlak ifadelere yer veriliyor. Anlaşılması bundan daha zor bir ifade her halde kullanılamazdı. Arap komşularının bir devlete ihtiyaçları olduğu Netanyahu’nun umurunda bile değil. Koalisyon protokolünde Filistinliler kelimesi bile geçmiyor.”

Kosova’nın kurtarılması için Sırbistan’a açılan savaşın onuncu yıldönümü dolayısıyla Neue Osnabrücker Zeitung gazetesinde yayımlanan yorumda şu satırlar dikkat çekiyor:

“NATO bu müdahalesiyle Balkan savaşlarına son noktayı koymuştu. Şimdi bölge ülkelerinin çoğu NATO ve AB üyeliğine hazırlanıyor. Bu önemli bir ilerlemedir. Peki zamanın Almanya Dışişleri Bakanı Fischer’in Sırbistan’ı hedef alan bombardımana yakıştırdığı ‘insani müdahale’ amacına ulaştı mı? Fahiş insan hakkı ihlallerini önleme amacıyla yapılan askeri müdahale, devletler hukukunun ana ilkeleri arasına alınmadı. Çünkü insan haklarıyla ilgili olarak bütün hükümetler tarafından benimsenmiş standartlar maalesef yok. Bu da ahlak kavramının her tarafa çekilebilecek siyasi bir kategori durumuna düşmesine yol açıyor. 1999 yılından sonra insani müdahaleyi gerektiren durumlar olsaydı, o zaman Kongo ve Sudan’a da müdahale edilmesi gerekirdi. Bosna Hersek ve Ruanda’da olduğu gibi. Kosova savaşı, dünya politikasının kuvvet ve milli çıkarlara dayalı prensiplerini değiştirmedi.”

Lausitzer Rundschau gazetesi ise yorum sütunlarında, ABD yönetiminin banka kurtarma operasyonunu değerlendiriyor:

“ABD Başkanı Barack Obama’nın bankaları yeniden çalışabilir hale getirmek için attığı adımlar, büyük yangınlarda alevleri boğmak için itfaiye tarafından yakılan kontrollü ateşleri andırıyor. Obama büyük siyasi riske giriyor. Çünkü bentlerin yıkılmasına yol açan finans cambazlarından, bol para kazanma amacıyla yığdıkları hurdayı satın almaları bekleniyor. Amerikalıların bu oyunu sineye çekmesi için planın en kısa zamanda başarıya ulaşması şart.”