1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

25.01.2012 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinin ağırlık verdiği konu, Fransa Senatosu’nun 1915 yılında Ermenilerin soykırıma uğradığının inkâr edilmesini suç kabul eden yasa tasarısını onaylaması ve gelen tepkiler.

default

Münih’te yayımlanan Süddeutsche Zeitung ‘Ankara’nın akılsızlığı’başlıklı yorumunda, Fransa’nın Türkiye için en önemli beş ticarî partnerden biri olduğunu hatırlatıyor. Yorumda Türk firmalarının bu nedenle Fransa ile ticareti tehlikeye atmak istemeyeceği değerlendirmesi yapılarak, şu satırlara yer veriliyor: 

“Ancak Türkiye'de croissant yasağı olmaksızın da Paris ve Ankara arasıdaki siyasî  iklim soğuk kalacaktır. Bu, Türkiye için Fransa’dan çok daha fazla sorun teşkil ediyor. Sonuç olarak Türkiye AB üyeliği isteği konusunda pes etmiş değil. Başbakan Erdoğan’ın Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’i ziyaretten vazgeçebileceği yönündeki tehdidin kesinlikle yararı olmaz. Özellikle Fransa’da Türkiye’nin AB’ye alınmasına yönelik şüpheler çok büyüktü. Ankara, tarihin parlamentoların değil, tarihçilerin işi olduğunu vurguluyor. Eğer böyleyse o zaman Türkiye’deki politikacılar da tarihi tarihçilere bırakmalı, bunu bir devlet meselesi haline getirmemeli. Ancak Ankara aslında bu meseleye öfke duymasının asıl nedenini gizliyor. Türkiye eğer Osmanlı döneminde yaşayan Ermenilere 1915/1916 yıllarındaki katliamı soykırım olarak kabul ederse, o zaman tazminat talep edilmesinden korkuyor. Türkiye komşu Ermenistan’la ilişkilerini yeni bir temele oturtursa, o zaman bundan da kurtulabilir.”

Neue Osnabrücker Zeitung da yorumunda eleştirel:

“Türk hükümetinin yasaya gösterdiği kızgın tepki sahte. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Fransa’yı ‘düşünce özgürlüğünü katletmek’le suçluyor. Bu suçlama tam da ‘Türklüğe hakaret’ davasından ceza alan Ermeni kökenli gazeteci Hrant Dink’in beş yıl önce öldürüldüğü bir ülkeden geliyor. Fransa’ya popülist davrandığı yönündeki haklı eleştiriler, Türkiye'nin (Osmanlı döneminde) 1915-1917 yılları arasında Ermenilere zulmettiği gerçeğini değiştirmiyor. Sorun, Fransa gibi bazı ülkelerin bunu soykırım olarak değerlendirmesi, Almanya ve ABD gibi diğer ülkelerinse böyle değerlendirmemesi. Bu, devlet tarafından yönlendirilen bir soykırım mıydı, değil miydi sorusu zor bir soru, ama katliam bir gerçek. Fransa’nın soykırım yasası değil, aksine Türkiye’nin kendi kendini haklı çıkaran tavrı skandal.”

Lüneburg’da yayımlanan Landeszeitung'un aynı konuyla ilgili yorumu ise şöyle:

“Fransa’daki soykırımı inkâr yasası hiç şüphesiz Türkiye açısından bir provakasyon. Bu tasarının zamanlaması da Fransa'da yaklaşan seçimler nedeniyle eleştiriyi hak ediyor. Ama içeriği değil. Kim soykırımı inkâr ederse, cezalandırılmalı. Çünkü burada düşünce özgürlüğünün sınırı aşılmış oluyor. Türkiye Başbakanı Erdoğan bu noktada sınırı aştı. Erdoğan yasayı ‘düşünce özgürlüğü katliamı’ diye nitelendirdi. Açıklamasındaki sözcük seçimi bir kenara, Erdoğan kendi ülkesinde Ermenilere yönelik katliamı soykırım şeklinde nitelendiren insanların hukukî tahkikata maruz kaldığını ne yazık ki dile getirmiyor. Ve Erdoğan 1919 yılında Osmanlı İmparatorluğu sadrazamının (Damat Ferid Paşa) Ermeniler’e soykırım yapıldığını teslim ettiğini de gizliyor.”

Emder Zeitung’un yorumunda şu satırları okuyoruz:

“Türk hükümeti kendisini dışlanmış hissediyor ve Fransa’yı şimdi adım adım cezalandırmayı istiyor. Türkiye böyle AB üyesi olamaz. Ankara’daki hükümet kendi tarihiyle açık ve dürüst bir ilişki içinde olursa, iyi eder. Ancak bu, şu an yüksek sesle dile getirilen ulusal böbürlenmeler nedeniyle pek mümkün görünmüyor. Ne yazık ki bu bir istisna değil. Erdoğan Kürt sorununda da güçlü adam rolünü oynamayı seviyor. İç polikada izlediği gürültü-patırtı diplomasisiyle, kendine yarar sağlamayı umut ediyor. Ancak bunun sonuçta getirisi olup olmayacağı şüpheli. Birçok Türk için Erdoğan’ın bu böbürlenen tavrı sadece üzücü. Bunun yanı sıra Başbakan, Türkiye’nin AB’de işi olmadığını düşünenlere de sağlam örnekler sağlamış oluyor."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen:  Hülya Topcu

Editör: Beklan Kulaksızoğlu