1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

24.12.2010 - Alman basınından özetler

Stratejik nükleer başlık sayısının üçte bir oranında azaltılmasını öngören Amerika Birleşik Devletler ile Rusya arasındaki yeni START Antlaşması, Alman gazetelerinin yorum köşelerinde yankılanmaya devam ediyor.

default

Gözümüze çarpan diğer yorum konuları ise İtalya’daki bombalı eylemler ve Macaristan’daki sağ muhafazakar tek parti iktidarının politikaları. Westfalen – Blatt gazetesi silahsızlanma anlaşmasına şu satırlarla değiniyor:

“Küresel barış hayalleri 2010 yılında sağlam bir temele daha kavuştu. Amerikan Senatosu’nun START Antlaşması’nı onaylamasıyla silahlanmanın sınırlandırılması yolunda dev bir adım atılmış oldu. Rusya parlamentosunun anlaşmayla ilgili oylamayı Ocak ayına ertelemesi durumu değiştirmeyecek ve iki nükleer güç arasındaki güvenlik mimarisi daha da sağlamlaşacak. İki kutupludan, bazıları son derece hesaba kitaba gelmez çok kutuplu dünyaya geçmiş olmamıza rağmen ABD ve Rusya dünyanın en önemli bekçileri olarak kalacak. Her ikisi de dünyamızı birkaç kez imha edecek nükleer potansiyele sahip. 1990’ların siyasi stratejik düşünce tarzının önceliğini kaybetmiş olması, iyidir. Bunun böyle kalması için Atlantik’in her iki yakasında silahsızlanmanın sürdürülmesi gerekir. Kulağa çelişkili çalınsa bile gerçek şu ki, karşılıklı aşırı nükleer silahlanma olmasaydı, dünya barışı çok daha büyük bir tehlikenin altına girerdi.”

Freiburg’da yayımlanan Badische Zeitung, Amerikan ve Rus nükleer güçleri arasındaki uzlaşmanın en çok Avrupa’ya yarayacağı görüşünde:

“İlk birleşimini Ocak ayında yapacak olan yeni Amerikan Kongresi Barack Obama’ya bu başarıyı tattırmayacaktı. Böylece Rusya ile ilişkilere yeni bir yön verilmesi de önlenmiş olacaktı. Washington yeni START Antlaşması’nı onaylamakla topu Rusya’ya atmış oldu. Ortaklığa hazır olduğu sinyalini gönderme sırası şimdi Rus Devlet Duma’sında. Stratejik atom silahlarının azaltılmasına Rus parlamenterleri de evet derse, 2011 karşılıklı güvenin artacağı bir yıl olur. Bundan en kârlı çıkacak olanlar da Avrupalılardır.”

Westdeutsche Zeitung, İtalya’nın başkenti Roma’da patlatılan bombalara şu yorumu ayırmış:

“Bombaları patlatanların radikal İslamcılar değil de İtalyan anarşistleri olduğu anlaşıldığında Almanlar da refleks halinde rahat nefes aldılar. Almanya, İtalya’nın bu milli sorunu karşısında kayıtsız kalabilir mi? Hayır! Berlin, Paris, Roma, ve Atina’da ele geçirilen bombalı paketler, Avrupa’nın kriz bölgelerinde baş veren radikal sol şiddetin hızla bütün kıtaya yayıldığını gösteriyor. Teröristlerin hükümetleri ve elçilikleri hedef alması ‘beynelmilel’ hedeflere yöneldiklerinin kanıtıdır. Bu yeni terör dalgası, ancak güney Avrupa batmaktan kurtarıldığı takdirde uygun zeminden mahrum edilebilir.”

Yeni basın yasası yüzünden Avrupalı ortaklarının eleştirilerine hedef olan Macaristan’daki gelişmelere, Lüneburg’da yayımlanan Landeszeitung şu satırlarla değiniyor:

“Macaristan bundan 21 yıl önce eski doğu Alman vatandaşlarına batı sınırını açarak demir perde için sonun başlangıcını ilan etmişti. Bu kalenin düşmesi sayesinde Almanya birleşmiş, Macaristan da hürriyet ve demokrasiye kavuşmuştu. O günleri hatırlayıp da, Budapeşte yönetiminin yeni basın yasasıyla demokrasinin en önemli payandalarından biri olan basın ve fikir özgürlüğünü budamak istemesine üzülmemek mümkün değil. Avrupa Birliği hukukunu böylesine ihlal eden bir ülkenin yılbaşında AB dönem başkanlığını devralması olacak şey değildir. Beton kafalılığın taş devrine dönüş, AB’nin örneğin, üye adayı Türkiye’de hukuk devleti ve demokrasi ilkelerinin yerleşmesi için harcadığı çabaları anlamsız kılmaktadır.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa