1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

24.11.2004 - Avrupa basınından özetler...

Alman ve diğer Avrupa basınında bugün yabancıların uyumu, Irak'la ilgili gelişmeler ve Ukrayna'da yaşanan siyasi kriz ön plana çıkan konular. Köln’de çıkan Stadt-Anzeiger gazetesinde yer olan yorumda çokkültürlü toplum denemesinin başarısızlığa uğramadığı, bunun hala yaşamakta olduğuna dikkat çekiliyor. Yorumda şu satırlar göze çarpıyor:

”Başarısızlığa uğrayan şey, herkesin herşeyi istediği gibi yapabileceği, toplumun da bu çokkültürlü ortamdan kendine fayda sağlayacağı düşüncesidir. Alman toplumu sadece yabancı olana değil, kendi kökenlerine ve geleneklerine de kayıtsız kalmakta. Bu yüzden dün hükümetin Yabancılar Sorumlusu Marieluise Beck, hükümeti çokkültürlü toplum hayali görmekle suçlayan muhalefete ”yurtseverlik” çağrısı yaptı. Almanya’da uzun süre yaşamak isteyen insanlar, bu ülkenin neden yaşamaya değer bir ülke olduğunu bilmek zorundalar. Bu bilinç, sadece Almanya dışından gelen insanlar için değil, herkes için geçerli olmak durumunda.”

Haftalık Stern dergisinde ise çükkültürlü toplum denemesinin fiyasko ile sonuçlandığı yönündeki görüşleri araştırmak yaptırdığı bir kamuoyu araştırması, Almanlar‘la, yabancı kökenliler arasındaki ilişkinin son yıllarda düzeldiği sonucunu ortaya çıkarıyor. ”Forsa” adlı enstitünün yaptığı kamuoyu araştırmasına göre, Alman vatandaşlarının yüzde 22‘si bulundukları semtte yabancılarla çok iyi komşuluk ilişkileri olduğunu belirtiyor. Ankete katılanların sadece yüzde 9‘u, yabancı kökenlilerle sık sık görüş ayrılıkları çıktığını söylüyor. Bu sonuçlar, 1992 yılında aynı konuda yapılan anket sonuçlarına kıyasla, Almanlar ile yabancı kökenliler arasındaki ilişkinin son yıllarda düzeldiğini gösteriyor. Yabancı kökenlilerin Almanya’da yaşamalarına karşı çıkanların sayısında da azalma olduğu saptanıyor. Anket sonuçlarının en çarpıcı yanı ise radikal İslamcı kesimlerin terör saldırıları yüzünden Almanlar‘ın ülkede yaşayan Müslümanlar‘a karşı görüşlerini olumsuz olarak değiştirdiğini ortaya koyması. Soru yöneltilenlerin üçte ikisinden fazlası, Almanya’da yaşayan Müslümanlar‘ın topluma daha iyi entegre olmasından yana.

Irak’la ilgili gelişmeler de Alman basınında yer alan konulardan. Ocak ayında yapılması planlanan Irak seçimlerine ilişkin yorumunda Financial Times Deutschland gazetesi çok iyimser değil; gazetenin yorumunda şu satırlar yer alıyor:

"Seçimler öncesinde bir dizi saldırı düzenleneceği, ülkede bulunan Sünni, Şii ve Kürt gurupları birbirine düşürme tezgahlarının da olacağı şimdiden söylenebilir. Buna rağmen, seçimlerin ertelenmemesi gerekiyor. İşgal güçlerinin Irak’tan çekilmesi, ancak meşruiyet kazanmış demokratik bir Irak hükümeti ile mümkün. Bu yüzden de Mısır‘ın Şarm el Şeyh kentinde düzenlenen Irak Konferansı’nda seçim takviminin ertelenmemesi yönünde ortak görüş belirlendi. Irak’ta Sünniler‘in parlamentoya girmelerinin önlenmemesi, rejim değişikliğinden zarar gören halk kesimlerinin mutlaka sisteme entegre edilmesi gerekiyor. Ancak, direnişin sürdüğü kimi bölgelerde seçimler boykot ediliyor diye de Irak’taki parlamento seçimlerinin meşruiyetine gölge düşmeyeceği herkes tarafından bilinmeli.”

Ukrayna’daki ikinci turu yapılan devlet başkanlık seçimlerinin ardından yükselen muhalefetin sesi de Avrupa basınında ön plana çıkıyor. Seçimlerin ardından başgösteren iktidar mücadelesine ilişkin olarak Moskova’da yayımlanan Komsomolskaya Pravda gazetesi yorumunda, Rusya’nın daha fazla angaje olması gerektiğini belirtiyor:

"Ukrayna’daki meşru iktidara saldırı, gruplar halinde dalga dalga geliyor. Birinci grupta yürüyüşçüler ve onlara destek veren medya, ikinci grupta ise bunların batılı müttefikleri, yani ABD ile Avrupa Parlamentosu var. Oluşturulan baskı oldukça güçlü ve gayet mükemmel organize edilmiş. Bunların karşısında ise sadece suskunluk hakim. Yanukoviç, güçsüz bir direniş göstermekle yetiniyor ve uzlaşmaya hazır olduğu sinyalleri veriyor. Onun en önemli müttefiki olan Rusya ise parmağını kıpırdatmıyor. Ama Lenin’in söylediği gibi sadece iktidarı kazanmak yeterli değil, kazanılan iktidarı savunmak gerekli.”

Alman Frankfurter Rundschau gazetesi ise yorumunda, batının Ukrayna’daki seçimlere karşı tavrını eleştiriyor:

"Ukrayna krizi, yeni Avrupa’nın inşasında mihenk taşı ve Almanya - Rusya ilişkilerinde de test anlamına geliyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, arzu ettiği aday olan Viktor Yanukoviç‘i -aceleci bir biçimde- kutlamakla kendini bağlamış oldu. Şimdi bu pozisyondan siyasi prestij kaybetmekden dönmek zor olacak. Burada, Almanya Başbakanı ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasındaki hep övgü ile söz edilen diplomatik ilişki sınavdan geçecek. Ukrayna’daki iktidar mücadelesi tehlikeli işaretler veriyor: Bir yanda oligarşinin ekonomik gücü ve Rusya’nın stratejik tavrı, öte yanda ülkenin batıya açılma eğilimi. Krizden çıkmanın tek bir yolu görünüyor: Ukrayna’daki başkanlık seçimi bağımsız bir kuruluş tarafından yeniden incelenmeye alınmak zorunda.”

Ukrayna’daki başkanlık seçimlerinin ikinci turuna ilişkin son alıntımız Hannoversche Allgemeine Zeitung gazetesinden:

"Amerikan yönetimi, Ukrayna’nın Rusya’nın nüfuz alanına terkedilmemesi gerektiğinin çoktardır bilincinde. Washington temsilcileri, Kiev’de iktidar koltuğunda oturan yönetimin, halkın kendi kaderini belirlemesini önlemek istediğini biliyor. Gürcistan’dakinin tersine, Ukrayna’da bu yönetim kadrosu iktidar koltuğuna sarılmış ve Moskova’dan da destek buluyor. Bu yüzden Kiev’deki demokratların uzun soluklu bir mücadeleye hazır olmaları gerekiyor ve batıdan gelecek dayanışma sinyallerine de müteşekkir olacakları açık!”

  • Tarih 24.11.2004
  • Hazırlayan Derleyen: Çelik Akpınar
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AbsY
  • Tarih 24.11.2004
  • Hazırlayan Derleyen: Çelik Akpınar
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AbsY