1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

24.10.2012- Alman basınından özetler

Almanya'nın yoksulluk karnesi ve ABD'de kızışan başkanlık yarışı, bugünkü Alman basınında öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

Almanya'nın yoksulluk karnesi ve ABD'de kızışan başkanlık yarışı, bugünkü Alman basınında öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

Augsburger Allgemeine gazetesi Federal İstatistik Dairesi’nin dün açıkladığı yoksulluk raporunu şöyle yorumluyor:

"Tüm istatistiklere rağmen Almanya’nın durumu iyi. Evet, 16 milyon kişi eline geçen parayla zor geçiniyor olabilir. Ama hepsi bundan dolayı yoksul mu? Sosyal imkânlardan yoksun ve dışlanmış durumda mı? Sosyal yardımlardan geçinen 5 kişilik bir ailenin, orta düzeyde bir maaş ile tam gün çalışan bir kişiden daha iyi geçindiği bir toplumda, yoksulluk kavramı korkunçluğunu bir şekilde yitiriyor."

Neues Deutschland gazetesinin aynı konu ile ilgili yorumu ise şöyle:

Yoksulluk tehdidi ile karşı karşıya olanların sayısına bakıldığında Almanya, Avrupa’da hiç de kötü durumda sayılmaz. Bu oran İspanya’da yüzde 27. Yunanistan’daki son duruma dair yeni bir rapor ise bulunmuyor. Son yıllarda Almanya’daki ekonomik canlanma, hiçbir Avrupa ülkesinde yok. Yine de liberal ekonomistlerin bir kısmı gibi bu zenginliğin yoksullara bir faydası olduğunu iddia etmek zor. Bu sayının refah içinde yüzülen zamanlarda bile düşmemiş olması, Almanya ve Alman hükümetinin yoksulluk karnesidir. Bunun sorumluları da yürütülen politikalardır. Son yıllarda uygulanan sosyal politikalar, hâlihazırdaki hükümetin duymak istediği gibi başkalarına örnek olacak, yoksullukla mücadele politikaları değildir. Eğer AB “Avrupa 2020” stratejisi ile 20 milyon insanı yoksulluk eşiğinden kurtarma hedefine ulaşmak istiyorsa, o zaman esaslı bir model dönüşümüne ihtiyacı var. Zira sosyal kesintiler ve çalışanların haklarına getirilen kısıtlamalar, tam da bu hedefin tersine işaret ediyor.

Münih'te yayımlanan Süddeutsche Zeitung ise ABD’deki başkanlık yarışı çerçevesinde Obama ve Romney’in son televizyon düellosunu yorum sütunlarına taşıyor:

"Tüm dünyanın biraz daha beklemesi gerekiyor, en azından 13 gün kadar daha. Amerika seçimlerle boğuşuyor. Üç televizyon düellosundan sonra bile rakiplerin hiçbiri dünyanın süpergücünün seçmenlerini Beyaz Saray’da kimin oturacağına gerçekten ikna edemedi. Seçimler 6 Kasım’da. Ancak 7 Kasım’ın galibini şimdiden kesin olarak söylemek çok güç. Ancak Amerikan ulusunun önümüzdeki dört yıl içinde neye sahip olamayacağı belirginleşiyor: Amerika Birleşik –Olmayan- Devletleri’ni içinde bulunduğu krizden çıkaracak, seçimlerden net bir zafer ve güçlü bir yetkiyle çıkmış bir başkan. Ülkenin acil bir şekilde yenilenmesi yerine kendi kendini bloke etme ve reformları beklemeye alma durumu Washington’u tehdit etmeye devam ediyor."

Basın turumuzu Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinin aynı konuyla ilgili yorumuyla bitiriyoruz.

"Cumhuriyetçi Romney ve Demokrat Obama, seçim kampanyalarının son dönemecinde başa baş gidiyor. Ulusal kamuoyu yoklamaları her ikisinin de yakın puanlara sahip olduğunu gösteriyor. Romney ilk düellodaki beklenmedik üstün tutumu ile biraz daha avantajlı görünüyor. Önümüzdeki günlerde seçim kampanyası sadece, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek eyaletlere odaklanacak. Eski başkan yola devam edecek mi, yoksa 'umut ve dönüşüm' geçici bir dönemin sloganı olarak tarihe mi karışacak? Ülkedeki ekonomik durumdan memnun olmayan seçmenlerin sayıca üstünlüğü dikkate alınırsa Obama'nın yeniden seçilmemesi büyük bir sürpriz olmayacak."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız