1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

24.06.2009 - Avrupa basınından özetler

İran'da 12 Haziran'da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında yaşananlar, bugünkü Avrupa basınının başlıca konusunu oluşturuyor.

default

Viyana'da yayımlanan Der Standard gazetesi, resmi sonuçlara göre seçimi kaybeden Musevi'nin rolü ve Batı'nın İran'daki reform hareketini desteklemekte içine düştüğü ikilemi konu alıyor yorumunda.

“Mir Hüseyin Musevi, eğer boyun eğmesi gerekiyorsa bunu sessiz sakin yapmamayı kafaya koymuş görünüyor. Musevi, artık Musaddık gibi bir figür haline geldi. Muhammed Musaddık, 1953 yılında İran petrollerini devletleştirme girişimi nedeniyle Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA'in yardımıyla devrilmiş, yerine Şah Rıza Pehlevi getirilmişti. İran rejiminin, taraftarlarının öfkesini dış güçlere yöneltme çabası, Ahmedinejad yanlılarının tam da İngiliz Büyükelçiliği önünde gösteri düzenlemesi çok tipik. Batı ise korkunç bir ikilem içinde. Söylenmeyen her söz, protesto hareketini kendi haline terketmek anlamına geliyor. Fazladan söylenen her söz ise İran rejimine, muhalifleri Batı'nın ajanı diye etiketlemek için bir koz daha veriyor.”

İran'da seçimler sonrası yaşanan olaylarda özellikle İngiltere ile ilişkilerde gerilim arttı. Tahran'ın iki İngiliz diplomatı casusluk suçlamasıyla sınırdışı etmesinin ardından İngiltere de iki İranlı diplomatı sınırdışı etti. İngiliz The Independent gazetesinin yorumu şöyle:

“İngiltere ile İran arasında son yıllarda zaten gergin olan ilişkiler, diplomatların karşılıklı sınırdışı edilmesiyle acı bir darbe yemiş oldu. İran'ın suçlamaları, basmakalıp bir kuralı yeniden doğrulamış oluyor: Bir rejim, kendini ne kadar köşeye sıkışmış hissederse, kendi sınırları dışında bir günah keçisi arayışı da bir o kadar güçlenir. İran'da şimdi yaşanan karmaşada günah keçisi rolü de tarihi ve kültürel nedenlerden dolayı İngiltere'ye düştü.”

Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de yayımlanan Nepszabadsag ise yorumunda, İran'daki durumu, eski Doğu Bloku ülkelerindeki reform süreciyle karşılaştırıyor.

“Polonya, Macaristan ve Sovyetler Birliği'nde de dönüşüm, sistemin içinde olgunlaştı. Her iki cephe de aynı idealleri savunmasına rağmen reformcular bu mayalanma, olgunlaşma sürecini sabit fikirlilere karşı yönlendirmeyi başardı. ABD Başkanı Barack Obama, içişlerine müdahale şüphesi yaratmamaya çalışmak için de olsa, Musevi ve Ahmedinejad'ı aynı kefeye koyarak aptallık etti. İran halkının ezici çoğunluğu şüphesiz köklü reformlar istiyor. İşte bu nedenle ABD ve Avrupa, reform sürecini desteklemeye yükümlüdür. Milliyetçi bir tutkuyla nükleer programı her iki cephenin de savunması bu noktada bir rol oynamıyor. Teokratik egemenlikten kurtulan bir İran'ın bu soruna nasıl yaklaşacağını şu an bilemeyiz.”



Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Murat Çelikkafa