1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

24.06.2009 - Alman basınından özetler

İran'da Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında yaşananlar, bugünkü Alman basınının başlıca konusunu oluşturuyor.

default

Süddeutsche Zeitung'un yorumunda şu satırları okuyoruz:

“İran'da Anayasa Mahkemesi işlevi gören Anayasayı Koruyucular Konseyi'nin, dini liderin itibarına gölge düşürmesi zaten beklenemezdi. Seçimlere hile karıştığı iddiaları üzerine yapılan inceleme, sadece değerli zamanı boşa harcamaya yönelikti. Bu zaman içinde reformcu yeşil dalganın gücünü kaybetmesi umuluyordu. Hesap tuttu, beklenen oldu. Önceleri tahammül gösterilen protestolar, kanlı bir şekilde bastırıldı ve gösterilerin dozajı giderek azaldı. Ancak rejimin, kendisini muzaffer hissetmesi için bir neden yok. Dini lideri Ali Hamaney, halkın hislerini kaale almayarak, sevilmeyen Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın arkasında durdu. Artık kafalardaki isyan ona karşı devam edecek.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung ise ABD ve İran'ın tutumunu ele alıyor yorumunda.

“İran'da seçimlerdeki hile ve protestoların şiddetle bastırılması Amerika ve Avrupa'yı bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor. Bir yandan rejimin tavrını kınamak, ama diğer yandan içişlerine müdahale izlenimi vermemek istiyorlar. Muhalefete sempatilerini göstermek isteseler de nükleer program konusunda müzakere etmeleri gereken rejimin baskıcı kanadını da hesaba katmaları gerekiyor. Batı'dan gelen yorumlara İranlıların tepkileri de ilginç. Avrupalılar'a yönelik tepkileri, ABD'ye karşı olandan daha sert. Avrupalılar tepkilerinde daha korkusuzlar. Ama yine de onların da İran'daki iktidar savaşına açık bir müdahale izlenimi vermeden ne yapabileceklerini iyi düşünmeleri gerekiyor.”

Berliner Zeitung'un aynı konudaki yorumu ise şöyle:

“Uluslararası topluluğun İran'daki muhalefete en iyi yardımı, geride durarak yapabileceğini gösteren çok sayıda işaret görünüyor. Bunun geçerli nedenleri var. İran'daki demokrasi hareketi bugün, geçmiş yıllardaki muhalefet gruplarından çok daha güçlü. Artık Ahmedinejad'ın sosyal politikalarından hayalkırıklığı yaşayan sadece üniversite öğrencileri değil. Memurlar, tüccarlar, hatta çiftçiler bile protestolara katılıyor. Direniş yeni doğmadı. Reform talep eden sivil toplum örgütleri yıllardır büyük ilgi görüyor. Özellikle de İranlı kadınlar bu tür hareketlere giderek daha fazla katılıyor ve ahlak bekçilerinden giderek daha az korkuyorlar.

İran'ın dışında Alman basınında öne çıkan bir diğer konu, bir davayla gündeme gelen, internette düşünce özgürlüğünün sınırları tartışması. "Spickmich" adlı internet sitesinde öğretmenlerini not vererek değerlendiren öğrencilere mahkemeden yeşil ışık çıktı. Kişisel haklarının ihlal edildiğini belirterek sitenin kapatılması istemiyle daha önce açtığı davayı kaybeden bir öğretmenin temyiz başvurusu da Federal Yargıtay tarafından reddedildi.

Süddeutsche Zeitung, internette düşünce özgürlüğü sınırlarının belirlenmesinin önemine dikkat çekiyor yorumunda:

“İnternet sadece en büyük bilgi mekanizması değil, aynı zamanda en büyük dedikodu mekanizması. İnternette düşünce özgürlüğü inanılmaz derecede büyük bir platforma sahip. Bu, madalyonun bir yüzü. Ama diğer yanda düşünce özgürlüğü ve internette anonimlik ilkesinin koruması altında başkalarına haksızlığa açık çek verilmesi de kabul edilemez. Hukuk, internette düşünce özgürlüğünün sınırlarını çok açık bir şekilde çizmeli. Ve özel önem taşıyan bir diğer nokta da bu sınıra uyulmaması durumunda bunun yaptırımlarının olmasını sağlamaktır.”


Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Murat Çelikkafa