1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

24.02.2011 - Avrupa basınından özetler

Libya’daki ayaklanma, Kaddafi rejiminin geleceği ve AB’nin tutumu, bugünkü Avrupa basınında öne çıkan yorum konuları…

default

İspanyol El Mundo gazetesi, AB'nin Libya krizinden çıkarması gereken dersleri ele alıyor:

“Libya'daki trajik olaylar, AB'nin büyük çaplı krizlere uygun tepki verebilecek durumda olmadığını bir kez daha kanıtladı. Avrupa, Kaddafi rejiminin katliamına yanıt bulamadı. AB, görünen ilticacı akını ile nasıl başedebileceğini bilmiyor ve petrol fiyatlarındaki artış karşısında eli kolu bağlı, duruyor. AB'nin gerçek bir ortak politikaya ihtiyacı var. Bu da sadece güçlü bir 'Avrupa hükümeti'yle mümkün olur. AB Konsey Başkanlığı ve Dış Politika Yüksek Temsilciliği ile bu işin yürümeyeceği görüldü.”

İtalyan La Repubblica gazetesi de Avrupa'nın durumunu irdeliyor ve özeleştiri çağrısı yapıyor:

“Akdeniz bölgesinin çehresini değiştirecek Arap devrimi başlayalı bir aydan uzun bir süre geçti. Arap isyanlarının siyasi sonuçları büyük ölçüde bizim, yani Avrupalılar ve İtalyanların tutumuna bağlı olacak. Ancak şu soruyu sormak gerek: Doğru tarafta mıyız? Komşularımızı kanlı baskı rejiminden korumak için yeterince birşeyler yaptık mı? ABD, Kuzey Afrika'daki değişimi desteklemede AB'den çok daha hızlı davrandı. Avrupa'da diktatörlerle araya mesafe koymaya en çok direnen ülke ise, aslında güneyindeki demokratik açılımdan en fazla çıkarı olması gereken İtalya'ydı. Burada söz konusu olan sadece bir kültürel eksiklik değil, ilerleme getirsin ya da getirmesin, değişime duyulan korkudur.”

Danimarka'dan sol liberal Information gazetesinin yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

“Avrupa'nın tek ses olabilmesi için daha ne yaşanması gerekiyor? Libya ile birlikte Arap dünyasındaki ayaklanmalar dizisi nahoş bir şekilde Avrupa sınırlarına dayandı. Kaddafi karşısında on yıllardır uyguladığı ikiyüzlü politikaların ardından Avrupa'nın Libya'daki gelişmelere herhangi bir yönde etki edebilmesi olası değil. Pandoranın kutusu açıldı bir kere. Ve ne övgüler, ne yakarmalar, ne de tehdit savurmalar kutuyu yeniden kapatabilir. Arap dünyasındaki son haftalardaki ayaklanmalardan çıkarılacak bir sonuç varsa, o da Avrupa olarak bizim dünyadaki gidişatta söz sahibi olmadığımızdır.”

Amsterdam'dan de Volkskrant gazetesi ise uluslararası topluluğun Kaddafi üzerindeki baskıyı artırabileceği, ancak başka yapabilecek fazla birşeyi olmadığı yorumunda bulunuyor:

“Yumruk gösterebilecek tek merci NATO. Ama Kuzey Atlantik İttifakı'nın önce BM'den yetki alması, ayrıca sembolik de olsa Arap Birliği ve/veya Afrika Birliği'nin desteğini garantilemesi gerekiyor. Bunun önünde ise önemli engeller var. En önemli iki komşu ülke; Mısır ve Tunus kendi dertleriyle uğraşıyorlar. Yapılabilecek en büyük şey, Libya hava sahasını uçuşa kapatmak, bu yolla Kaddafi yönetiminin rejim muhaliflerine havadan saldırmasını zorlaştırmaktır. Ama sonuçta bu da hassas bir konu. Keşke farklı olsaydı. Ancak mevcut koşullarda dünya, kaçık bir diktatörü devirmek için uzaktan herhangi bir katkıda bulunamaz.”

Macaristan’ın başkenti Budapeşte’den sol liberal Nepszabdsag gazetesi ise, asıl konunun petrol olduğu yorumunda bulunuyor:

“Suudi Arabistan, Libya’dan petrol ve doğalgaz sevkiyatının durmasının kolayca ikâme edilebileceği taahhüdünde bulundu. Ancak Bahreyn’in stratejik önemi ikame edilemez. Ada şeyhliği, Amerikan 5’inci Filosu’na evsahipliği yapıyor ve aynı zamanda Şii İran’ın, nüfusun çoğunluğunu Şiilerin oluşturması nedeniyle, Sünni Suudi Krallığı’na güç dengesi oluşturmak üzere seçtiği bir kilit noktası. Konu Kuzey Afrika değil, Körfez’dir. Libya’nın stratejik önemi sıfırdır. Kaddafi’nin sistemi yıkılsın ya da kalsın, dünyaya petrol sevkiyatı ve petrol sevkiyat rotaları tehlikeye girmeyecektir.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Murat Çelikkafa