24.02.2011 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 24.02.2011
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

24.02.2011 - Alman basınından özetler

Libya’da yaşanan olaylar ve Almanya Savunma Bakanı Karl-Theodor zu Guttenberg’in ‘Doktor’ unvanının, intihal skandalının ardından elinden alınması bugünün Alman basınında öne çıkan konular.

default

Süddeutsche Zeitung, Libya’da yaşananlar karşısında AB’nin takınması gereken tutumla ilgili şu görüşleri savunuyor:

“Avrupa öncelikle Kaddafi ve zulmüne karşı açık bir sinyal vermeli. Yaptırımlar Kaddafi’nin pek umrunda olmasa da sembolik gücü yüksek olacaktır. Yaptırımların bir an önce yürürlüğe sokulması gerek. İkinci olarak Avrupa inandırıcı tehditlerde bulunmak zorunda. En iyisi, Arap Birliği, Mısır ve Afrika Birliği ile birlikte hareket etmesi olur. Avrupa’nın asla yapmaması gereken ise ‘bekle gör’ politikasıdır. Çöken, aşiretler arasında bir iç savaşa sürüklenen bir Libya tüm bölgeyi yangın alanına çevirebilir. Avrupalılar erken müdahalenin önemini Balkanlardaki savaşta öğrendiler. O dönem zamanını kaçırmışlardı. Kuzey Afrika’da bu hatayı tekrarlamamalılar.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung ise Suudi Arabistan'ın da sırada olabileceği yorumunda bulunuyor:

“Başta Verfellâ olmak üzere Libya'nın önde gelen aşiretleri Kaddafi ile bağlarını kopardılar. Uluslararası topluluk, Kaddafi’nin etrafındaki çemberi giderek daha da daraltmaya başladı. Kaddafi devrilirse Arap dünyasında bir domino etkisi yaşanması olasılığı artar. Suudi Kral Abdullah’ın ‘kullarına' maaş zamları, borç indirimleri ve diğer iyiliklerde bulunması boşuna değil. Bahreyn’deki göstericilerin El Halife rejimini sorgulamaya başlaması, Suudi krallığındaki petrol prenslerini derinden endişelendirmiş olsa gerek. Sonuçta çatışma potansiyeli Suudi Arabistan’da da var.”

Almanya'nın doğusundaki Chemnitz'te çıkan Freie Presse gazetesi ise Kaddafi sonrası ile ilgili soru işaretlerini irdeliyor yorumunda:

“Şüphesiz despot Kaddafi’nin gitmesi gerek. Ama yerine kim gelecek? Libya’da anayasa yok, üzerine parlamenter demokrasinin kurulabileceği bir siyasi sistem yok. Prensibin adı, aşiretler arasında dengeyi sağlayan Kaddafi. Şimdi İslamcı güçlerin yönetimi ele geçirmesi ya da daha da kötüsü ülkenin anarşiye sürüklenmesi tehlikesi büyük. Kaddafi olsun ya da olmasın bir iç savaş, şu an kimsenin arzulamayacağı bir felaket senaryosu. O zaman Avrupa’nın etrafındaki duvarlar daha da yükselecektir. Peki Batı ne yapmalı? BM birlikleri mi gönderilmeli? Yaptırımlar mı devreye sokulmalı? Libya halkı, yurtdışından her tür müdahale ve yabancıların nüfuzuna karşı büyük korku duyuyor.”

Hukuk doktora tezinde intihal yapan Almanya Savunma Bakanı Karl-Theodor zu Guttenberg’in doktor unvanı temelli elinden alındı. Guttenberg başta intihal iddialarını reddetmiş, ardından tezde hatalar bulunduğunu, ancak kasıtlı olmadığını açıklamış, son olarak da doktor unvanını bir daha kullanmayacağını bildirmişti. Bayreuth Üniversitesi’nin, Guttenberg’in doktor unvanını dün resmen geri almasıyla, Guttenberg’in siyasi geleceği ile ilgili tartışmalar daha da alevlendi.

Neue Osnabrücker Zeitung’un yorumu şöyle:

“İnanılacak gibi değil. Ama Guttenberg Savunma Bakanlığı görevinde kalmak istiyor. Halbuki tek yaptığı meşru müdafaa, ki bunda da pek başarılı olduğu söylenemez. Bir örnek: Guttenberg, doktora tezinde ağır hatalar yaptığını kabul ediyor, ama hiçbir kasıt bulunmadığını savunuyor. Eğer öyleyse zekâsından şüphe etmek gerek. Bir başka örnek: Durumu hemen açıklığa kavuşturmak yerine hatasını taksit taksit kabul etti. Önce suçlamaları saçma diye geri çevirdi, ardından doktor unvanını geçici olarak, sonra da temelli bırakacağını açıkladı. Tüm bu örnekler tek bir sonuca çıkıyor. Guttenberg yeterince dürüst, ciddi ve tevazu sahibi değil. En azından Kafdağından inip ayakları yeniden yere basana kadar siyasete ara verse iyi olur.”

Lausitzer Rundschau gazetesi, Guttenberg’in tez çalışmasında yaptığı hataya, o dönemde siyasetçi ve aile babası olarak içinde bulunduğu yoğun koşulları gerekçe göstermesine atıfla şu yorumda bulunuyor:

“Böyle düşünen, hırsızlığı da 'dükkânın içinde yolumu şaşırdım' diye gerekçelendirebilir. Bu tür bir tutumun kabul görmesi ve kınanmaması, toplumsal ölçütlerin daha da kötüleşmesine yol açar. Ülkedeki çoğu vatandaş Guttenberg olayında çok da kötü bir şey olmadığını düşünüyor. Federal Meclis’teki çoğunluk da. Aslında durumu kötü yapan da bu.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Murat Çelikkafa