1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

24.02.2009 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa gazetelerinde mali krizle mücadele yöntemleri ve krizin euroda yol açtığı değer kaybı ayrıca ABD yönetiminin Afganistan’da çözüme yönelik stratejileriyle bu yılki Oscar ödülleri geniş yer buluyor.

default

Sol liberal eğilimli İspanyol El Pais gazetesi, yorumunda, küresel finans kriziyle mücadelede şimdiye kadar uygulanan yöntemlerin hiçbirinin işe yaramadığını belirtiyor:

“Mali kriz bir buçuk yıldır hüküm sürüyor. Şimdiye kadar ekonomileri krizden kurtarmak için atılan tüm adımların işe yaramadığını söylemek mümkün. Bugüne değin bu yönde olumlu bir gelişmenin kaydedildiği söylenemez. ABD’de birçok banka kısmen devletleştiriliyor. Bu gelişme, neredeyse kapitalizmi ikinci din olarak benimseyen böyle bir ülkede dikkat çekici bir gelişmedir. Avrupa’da da hükümetler zor durumdaki bankalara destek veriyor. Bu bankalar ya İngiltere’de olduğu gibi devletleştiriliyor ya da hisselerinin bir bölümünü Almanya ve Fransa’da olduğu gibi devlete yeni kaynak karşılığında devrediyor.”

Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da yayımlanan Trouw gazetesiyse, küresel mali krizle artan devlet borçlarının euroyu zayıflattığı uyarısında bulunuyor:

“Euro bölgesi ülkeleri bütçe açığı, borçlanma ve enflasyon açısından belirli kurallara bağlılar. Almanya bu kuralların serleştirilmesinden yana olan ülkelerdendi, ancak şimdi kendisi bu kurallardan gittikçe uzaklaşıyor. Almanya Maliye Bakanı Peer Steinbrück, geçen hafta yaptığı açıklamada, bütçe açığı konusunda sorun yaşayan euro bölgesi ülkelerine çıkmazdan kurtulması için yardım edilmesini istedi. Bu yöndeki söylemler kabul edilebilir. Çünkü ortak para biriminin güçlü konumunu sürdürebilmesi herkesin çıkarınadır. Ancak Almanya Maliye Bakanının açıklamaları sanki euro bölgesine ait eski kuralların artık geçerli olmadığı şeklinde bir izlenim uyandırdı. Bütçe açığı ve devlet borçları kriterlerine eskiden olduğu gibi bugün de uyulmalıdır ve bunlar ancak istisnai durumlarda sınırlı süreli ertelenebilir.”

İtalya’nın başkenti Roma’da yayımlanan Corriere della Sera gazetesi de yorum sütunlarına ABD’nin Afganistan soruna ilişkin çözüm stratejileriyle beklentileri taşıyor. Gazetenin yorumu şöyle:

“Afganistan’da günbegün artan güvensizlik ortamı ve mevcut küresel krizle baş etmeye çalışan Başkan Barack Obama önderliğindeki yeni ABD yönetimi, dış politikada öncelik verdiği Afganistan konusunda siyasi bir çıkmazda. Afganistan’daki ‘zafer', aynen Irak'taki ‘zafer' konseptinde olduğu gibi detaylı bir şekilde tasarlanıyor ve çözüme sadece askeri müdahalelerle ulaşılamayacağı ortada. Pakistan, Taliban’ı dağıtma konusundaki umutsuz girişimlerde aynen Irak’taki Sünniler gibi kilit rol oynuyor. Ancak Pakistan’da işler rayında gitmiyor. Obama, öncesinde, Pakistan’ın sınır bölgelerinde yönelik saldırıları ve Taliban’a bu bölgelerden destek çıkan milliyetçi işbirlikçilerle ilgili sorunu çözmek durumunda...”

Bugünkü Avrupa gazetelerinin yorum sütunlarında geniş yer bulan başka bir konuysa 81’inci Oscar Akademi Ödülleri. Önceki akşam Los Angeles’te düzenlenen görkemli törende Hintli bir sokak çocuğunun yaşamını konu alan “Slumdog Millionaire”, en iyi film de dâhil toplam 8 ödül birden alarak, geceye damgasını vurdu. Avusturya’nın başkenti Viyana’da yayımlanan Die Presse gazetesi, “Slumdog Millionaire”in başarısının Oscar ödüllerinde bir anlayış değişikliğinin başladığının göstergesi olduğu yorumunu yapıyor:

“Oscar'a aday gösterilen filmlerin çoğu eski moda, bunalımlı ve popülaritesi az olan yapımlar... Bu estetik anlayışıyla duruşa fark atan ‘Slumdog Millionaire'in bu geleneği bozması, bir devrim göstergesidir. Yönetmen Danny Boyle de filminde sosyal bir temayı işliyor ancak günün trendleri ve Bollywood sinemasının şıklığıyla bezenmiş bir biçimde. Önceki yılın kazananı “No Country for Old Men” de olduğu gibi Boyle’un ‘Slumdog Millionaire'i de Akademideki nesil değişikliğinin bir göstergesidir. Seyirciye kendini iyi hissettiren ‘Slumdog Millionaire'in Obama süreciyle başlayan optimizmin bir parçası mı olduğu tartışılır. Oscarlar küçük bir liberal grubun; sadece film endüstrisinin barometresi konumunda. Eşcinsel bir politikacının portresinin canlandırıldığı ‘Milk' filmine verilen ödülle de Kaliforniya halkının geçen sonbaharda reddettiği eşcinsellere destek veren politikalara, geç de olsa sembolik olarak arka çıkılmıştır.”