1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

23.12.2011 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde bugün Türkiye ve Fransa arasındaki gerginliğe geniş yer veriliyor. Gazetelerde yer alan yorumlarda hem Türkiye'ye hem de Fransa'ya yönelik eleştiriler var.

default

Türk hükümetinin kurban sayısını az göstererek Ermeni olaylarındaki sorumluluğunu kabul etmekten kaçındığı görüşüne yer veren Süddeutsche Zeitung, bu nedenle Türk hükümetinin Avrupa Birliği için yeterince olgun olmadığını savunuyor. Gazetede şu satırları okuyoruz:

"Birçok Türk, Avrupa Birliği'ne katılmak için hazır, ancak Tayyip Erdoğan'ın hükümeti değil. Türk hükümetinin soykırımın inkarını cezalandırmayı planlayan Fransa'ya yönelik ölçüsüz tehditleri, Ankara'nın Avrupa Birliği içinde yol açabilecekleri konusunda kuşku yaratıyor. Türk hükümeti Avrupa Birliği'ni milliyetçiliğinin esiri haline getirebilir. Tarihini kenara iten bir ülke, patlamaya hazır bir bomba gibidir. Ancak Türkiye'yi eleştirmek, Fransa'yı soykırım yasası ile övmek anlamına gelmiyor. Paris, Suriye'nin alevler içinde kaldığı, İran'ın ateşe verildiği, Afganistan'ın sallandığı ve Ankara'ya bir istikrar faktörü olarak ihtiyaç duyulduğu bir dönemde en önemli ortağı ile ilişkilerini zehirliyor. Elbette insan hakları jeopolitik hesaplara kurban edilmemeli. Ama Paris'teki milletvekillerinin bu yasayı neden on yıllar sonra tartışıp kabul ettikleri sorusuna da yanıt vermeleri gerekiyor. Bunun yanıtı, seçim mücadelesi. Muhafazakârlar ve Sosyalistler Ermeni asıllı Fransızların oylarını kapmak için yarışıyor."

Aslında daha önce hazırlanan yasa tasarısının şimdi yeniden gündeme gelmesini Frankfurter Allgemeine gazetesi de seçimlere bağlıyor:

"Hükümetin freni şimdi boşaltması, Sarkozy'nin bir gözünün de Ermeni asıllı seçmenlerde olduğu şeklinde yorumlanabilir. Sarkozy, bu grubun en tanınmış ismi, şarkıcı Charles Aznavour'a yaklaşık bir yıl önce yasanın oylanacağı sözünü vermişti. Ancak Ankara'dan gelen tepki çok keskin oldu, Paris'in şimdi ekonomik yaptırımları da hesaba katması gerekiyor. Arap dünyasında nüfuzu olan önemli bir müttefike gözdağı vermenin siyasi zararları olacaktır. Bilim dünyasının önemli tarihçilerinden Pierre Nora'nın görüşlerini dikkate almak gerekir. Nora der ki; "Tarihi araştırmak tarih polisliğinin yerine geçmemelidir."

Münchner Merkur gazetesi de Türkiye-Fransa gerginliğine ilişkin şu görüşe yer veriyor:

"Tehdit, şantaj ve baskı: İşte on yıllardan beri yurtdışında herhangi bir yerde Türklerin Hrıstiyan Ermeni azınlığa soykırım yaptığı dillendirildiğinde, şimdi Fransız Ulusal Meclisi'nde olduğu gibi, Ankara'dan bu tür tepkiler geliyor. Avrupa'nın ortak değerleri, Ankara'nın bir Avrupa Birliği üyesini tahammül edilemez şekilde baskı altına almasına izin vermemeli. Erdoğan'ın küstah tavırlarına verilecek en doğru yanıt, Ermeni olayları ile ilgili benzer bir yasa tasarısını Avrupa Birliği Parlamentosu'nun gündemine getirmek ve Ankara'daki demokrat görünümlü politikacılara şu mesajı vermek olur: Demokrasi ile yalan bir arada olmaz."

Neue Osnabrücker Zeitung ise daha farklı bir görüşe yer veriyor:

"Elbette Ermenilerin katledilmesi korkunç bir suç ve şimdi tam da Türkiye'nin bunun sorumluluğunu üstlenme zamanı. Ancak aynı zamanda Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy liderliğindeki hükümetin de Ermenilerin kalbini şimdi keşfetmesi ağızda ekşi bir tat bırakıyor. Bu sorun, Fransa'da güçlü olan Ermeni diasporasının oylarını kazanmak için ilk kez seçimler öncesi gündeme gelmiyor. Nitekim 2007'de öldürülen Ermeni gazeteci Hrant Dink'in kardeşi de halkının bu tarihî acısını seçimler öncesi Fransızların kullanmaması yönünde uyarıda bulunmuştu. Ancak Paris, Orhan Dink'in bu çağrısına kulaklarını tıkadı."
 

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Köylü

Editör: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız