1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

23.12.2003 - Alman basınından özetler...

Alman gazetelerinde bugün yer alan yorumlar İsrail’de 13 askerin, Filistin bölgelerinde operasyonlara katılmama kararını ve Libya’nın kitle imha silahlarıyla ilgili anlaşmalara imza koyması kararını yorumluyor.

İsrail ordusundan 13 askerin Filistin bölgelerinde operasyonlara katılmayacağını açıklaması, Berlin’de yayınlanan ”Die Welt” gazetesinde yer alan yorumda şöyle değerlendiriliyor:

"Her askerin, kendisini suçlu durumuna getirecek emirleri reddetme hakkı vardır. Ancak İsrailli komutanlar uluslararası hukuka aykırı emirler veriyorsa, bu konu İsrail mahkemelerinde görülmesi gereken bir olaydır. Askerlerin bu davranışı, demokratik devlet ilkesine aykırı emirlere karşı bir başkaldırıdır. Eğer ordu, İsrail halkının bir aynasıysa, o zaman askerleri bu davranışa zorlayan vicdani nedenlerin, İsrail halkında da yaygın olması gerekir.”

"Pforzheimer Zeitung" gazetesi ise "Filistin bölgelerinde ne tür operasyonlar düzenlendi de, askerler bu tür bir karar vermek zorunda kaldılar” diye soruyor. Gazetedeki yorum şöyle devam ediyor:

”Umarız bu bireysel eylemlerden Ortadoğu barışı için bir girişim doğarak, İsrail Başbakanı Ariel Şaron’u Filistinliler’e taviz vermeye zorlar. Eğer Şaron’un askerleri artık savaş alanından çekiliyorsa, başbakanın da silahlarını teslim etmesinin zamanı gelmiştir.

Düssledorf’ta yayınlanan ”Rheinische Post” gazetesi de benzer bir açıdan yaklaşıyor konuya:

”Şaron’u en sert biçimde eleştirenler İsrail’de bulunuyor. Bunlar ülkenin savunmasını canları pahasına üstlenmiş olan ordunun askerleri arasından çıkıyor. İsrail’de Şaron’un terörü sona erdireceği sözüne rağmen terörün tırmanması, birçok kişiyi bıkkınlık aşamasına getirdi. Filistinliler'e verilen yanıt da her zaman askeri bir tepki oldu. Filistinliler’le adil bir barış vizyonu artık gömülmüştür.”

Berlin’de yayınlanan sol eğilimli ”Die Tageszeitung” gazetesiyse, askerlerin protestosunun, siyasi yönetimi can damarından vurduğunu belirtiyor. Gazetede yayınlanan yorumda şu satırlara yer veriliyor:

”Tartışma konusu olan şey, İsrail’in ulusal benliğidir. Filistin bölgelerinde operasyonlara katılmayı reddeden askerler, İsrail’in demokratik siyonist veYahudi bir ülke olması konusundaki endişelerini dile getirmektedirler. İsrail yönetiminin askerlere yönelttiği ”bunlar rütbelerini, kullanarak politika yapıyor” suçlamasıysa yerinde değil. Çünkü bu askerler her an bir sivilin de ölebileceği operasyonlara katılmaya zorlanıyor. Sırtından vurmak ya da ordunun içindeki kanser hücresi gibi suçlama ve tanımlamalar, askerlerin ne denli önemli bir noktaya parmak bastıklarının göstergesidir.”

Essen’de yayınlanan ”Westdeutsche Allgemeine Zeitung” ise, konuyla ilgili yorumunda bir karşılaştırmaya yer veriyor. ”Her ne kadar vicdani nedenlerden dolayı bazı emirleri reddeceklerini açıklayan askerler, İsrail hükümeti tarafından eleştiriliyorsa da, bunların bu düşüncelerini ifade edebilmesi önemlidir. Arap ülkelerinin çoğunda bu özgürlük yok.”

Libya lideri Muammer Kaddafi’nin kitle imha silahlarının yokedilmesiyle ilgili uluslararası anlaşmaları imzalamak istemesi, bugün de bazı gazetelerde yorumlara konu olmuş. ”Frankfurter Rundschau” gazetesi, Kaddafi’nin her zaman büyük laflar söyleyen biri olduğunu öne sürüyor ve yorumunda şu satırlara yer veriyor:

”Eğer Muammer Kaddafi, kimse onu zorlamadan nükleer silah projeleri olduğunu itiraf ediyorsa, bunu bir pokere benzetmek mümkündür. Kaddafi, Libya’nın nükleer silah projelerini inandırıcı olarak açıklarsa, bunlardan vazgeçmek için talep edeceği karşılığın da o denli büyük olacağını biliyor. Çöllerin fatihi Muammer Kaddafi, 80’li yılların sonunda antiemperyalist hayallerini sona erdirerek birliklerini Çad’tan çektikten sonra ve Amerikalılar'a saldırılarından vazgeçtiğinden beri, ABD bile onu artık tehlikeli biri olarak görmüyor. Bush, Libya’yı şer eksenine katmadı. Kaddafi’yse batıyı mükemmel kalitede petrolle çekiyor. Ve bu petrolün fiyatı da varil başına yalnızca bir Dolar. Amerikan petrol şirketleri Libya’yla ticareti 80’li yıllardan bu yana ambargo nedeniyle durdurmak zorunda kalmıştı. Şimdi zaman, ticaretin normale dönmesi zamanı.”

Buna karşılık Chemnitz’te yayınlanan ”Freie Presse” gazetesiyse, Amerika için şer ekseninden bir ülkenin daha eksildiği kanısında. Yorum kısaca şöyle:

”Washington’un haydu devletler listesinde bulunan ülkelerin sayısı hala çok. İran, Kuzey Kore ve Suriye ise bu listenin üst sıralarında yer alıyor. Bu listede yer alan her devletle ilişkiler birbirinden değişik ama, neden Libya’yla yaşanan ılımlı hava, bu devletlerle politikaya örnek olmasın?”