1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

23.11.2010 - Alman basınından özetler

Borç krizindeki İrlanda’nın Euro Bölgesi'ndeki ortaklarından yardım istemesi ve Almanya’daki terör tehlikesi Alman gazetelerinde ele alınan yorum konularının başında geliyor.

default

Frankfurter Allgemeine Zeitung , İrlanda’yı iflastan kurtarma operasyonuna ayırdığı yorumda, siyasi kararların ekonomik gereklilikleri gölgelediği görüşünü savunuyor:

“Hep İrlanda’nın kurtarılmasını para gerektirmeyeceği ve sadece kefalet üstlenildiği anlatılıyor. Derhal yardım edilmesi durumunda Portekiz ve İspanya için endişeye kapılmaya gerek kalmayacağı da öne sürülüyor. Ortak para biriminin kurtarıcıları moral verici bu ifadelerle, Avrupa antlaşmalarındaki üye devletlere kefil olmama hükmünü unutturmaya çalışıyorlar. Bu senaryoyu mayıs ayında Yunanistan’a 110 milyar euroluk kredi limiti tanınırken de sahneye koymuşlardı. Avrupa Birliği borç erteletmeyi ekonomik değil de siyasi nedenlerle tabulaştırdığı sürece kurtarma operasyonlarının sonu gelmeyecektir. Yunanistan’a verilen İrlanda’dan esirgenemeyeceği için de yakında, ‘İspanya İrlanda değil, Portekiz de Yunanistan değil’, derlerse hiç şaşmayalım.”

Frankfurter Rundschau gazetesi ise İrlanda’ya yapılması planlanan yardıma yöneltilen eleştirileri mercek altına alıyor:

“Kurtarma ameliyesine karşı olanların, banka ve sigortaların kurtarılmayacaklarını bildikleri takdirde mudilerin parasını daha dikkatli kullanacağına inanmaları, sadece teorik tartışmalara malzeme olabilir. Bu görüşe temel oluşturan verimli ve etkili finans piyasalarının varlığından söz edilemez. Bu bakımdan kurumlaşmış yatırımcıya daha dikkatli yatırım yapmasını dikte ettiren sıkı ve adamakıllı düzenlemeler getirilmelidir. Zengin spekülatörle fahiş ikramiye alan bankerin kurtarılmasına kızan da, servet vergisi konmasını ve daha âdil bir vergi sistemine geçilmesini talep etmelidir.”

Nürnberger Nachrichten gazetesinin İrlanda krizini konu alan yorumunda şu satırları okuyoruz:

“Kazanan kaybedene, fakir zengine, kuvvetli olan zayıfa karşı. Avrupa böyle bir bölünmüşlük içinde. Aradaki uçurum da hızla derinleşip genişliyor. Kurtarma operasyonlarının bu dengesizliklerin ortadan kaldırılmasına hiç mi hiç faydası yok. Sadece, ansızın ortaya çıkan gediklerin kapatılmasına yarıyor. Bu noktaya gelinmesini önlemek içinse çok daha köklü tedbirler alınmalı. Amaç, Euro ülkeleri arasındaki farkın açılmasını durdurmak ve gidişatı tersine çevirmek olmalı.”

Münih’te yayımlanan Süddeutsche Zeitung, ortak para birimi Euro'nun kaderini konu alan yorumunda para birliğinin tam olarak sağlanamadığına dikkat çekiyor:

“Avrupa Birliği transfer birliği olmayacak mıydı? Ama başından beri öyleydi. Artık buna alışalım ve transfer birliğinin kurallarını koyalım. Birliğin şimdiye kadar ihmal ettiği siyasi, ekonomik ve mali önlemlere ihtiyacı var. Bütçelerin hazırlanması kesin kurallara bağlanmalı, tasarruf ve yatırımlar koordine edilmeli, kuralları ihlal edenlere yaptırım uygulanmalı. Henüz tamamlanmamış olan para birliğini istikrar odaklı ekonomik ve mali birliğe dönüştürmek kolay olmayacaktır ve hele Almanya’nın pek hoşuna gitmeyecektir. Ama bunun alternatifi bulunmamaktadır.”

Neue Osnabrücker Zeitung'un Almanya'daki terör tehlikesini konu alan yorumuyla basın özetlerine devam ediyoruz:

“İçişleri bakanının sakin bir dille terör tehlikesini anlatma çabası, siyaset ve medya dünyasındaki dolduruşçuların çığlıkları arasında kaybolup gidiyor. Ortaya da terörle mücadele yasalarının işe yaramadığı, polisin görevini yapmakta zorlandığı ve iç güvenlik mimarisinin çökmek üzere olduğu bir Almanya imajı çıkıyor. Kimi politikacı suça teşebbüsün somut ipuçlarıyla uğraşmayıp, İslamcılık şüphesi uyandıran herkesin tutuklanmasını isteyecek kadar ileri gidiyor. Bunlar güvenliği arttırmaya değil, Almanya’yı mümkün mertebe güvensizliğe sürüklemek isteyen teröristlerin işine yarar. Vatandaş kafasının karıştırılmasına izin vermemelidir. Gerçek olan, 11 Eylül saldırılarının ardından Almanya’nın köklü güvenlik tedbirleri aldığı, saldırı teşebbüslerini zamanında önlediği, ve adi suç ya da trafik kazasına kurban gitme ihtimalinin saldırıya uğrama ihtimalinden katbekat fazla olduğudur. Kimse bu yüzden arabasını garaja kilitlemeyi ya da sokağa çıkmamayı aklından geçirmez. Hürriyetçi toplumlar hesaba sığmayan risklerle yaşamak zorundadır.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa