1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

23.08.2010 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa gazeteleri ağırlıkla Fransa’nın ülkedeki kaçak Romanları sınırdışı etme uygulaması, Ortadoğu barış görüşmeleri ve ABD Başkanı Barack Obama’nın iç politik konumuyla ilgili yorumlara yer veriyor.

default

İtalya’nın Milano kentinde yayımlanan Corriere della Sera gazetesi Fransa’nın kaçak Romanlara yönelik uygulamaya koyduğu sert politikaları değerlendiriyor:

“Katolik Kilisesi ve Papa insanlar ve toplumlar arasında eşitlik, kardeşlik olgusuna vurgu yaparken Avrupa devletleri başka işlerle uğraşıyor. Günün gerektirdiği şartlara uygun hareket edip, vatandaşlarını korumaları gerekiyor. Ancak bu korumacılık, hangi etnik ya da kültürel kökenden olursa olsun hiçbir azınlığa insan onuruna yakışmayan uygulamalarda bulunulmasını haklı çıkarmaz.”

Avusturya’nın başkenti Viyana’da yayımlanan muhafazakâr görüşlü Die Presse gazetesinin aynı konudaki yorumunda da şu satırlar dikkat çekiyor:

“Romanların yaşadığı bölgelerin boşaltılıp Bulgar ve Rumenlerin sözde gönüllü sınır dışı edilmeleri, anketlerde dibe vurmuş olan Sarkozy’e desteği biraz artırdı. Görünen o ki amaç da zaten buydu. Sinti ve Romanları kapı dışarı etmek ve AB’nin istenmeyen, ikinci sınıf vatandaşı kategorisine sokmak Avrupa’da adeta bir gelenek halini almış durumda. Ayrıca destek de görüyor. Ancak faydalı olduğu söylenemez. Sınırdışı edilen Romanlar kısa süre sonra yeniden Fransa’ya dönerek varoşlara yerleşecek. Buna hakları da var. Ancak Sarkozy için önemli olan bu değil zaten.”

Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, ABD ve Rusya'dan oluşan Ortadoğu Dörtlüsü'nün, 2 Eylül’de Washington'da yapılacak doğrudan görüşmelere yeniden başlanması çağrısına İsrail ve Filistin yönetimleri olumlu yanıt verdi. Fransız Le Figaro gazetesinin Washington’daki planlanan görüşmeyle ilgili yorumu şöyle:

“2010 yılı Ortadoğu’ya barış getirebilir mi? Washington’da İsrail ve Filistinlilere yönelik doğrudan görüşme teklifi barış umutlarının yeniden filizlenmesine neden oldu. Ancak bu rüyanın gerçekleşmesi ihtimali oldukça zor. Her iki tarafta da riyakârlık ve fesatlık hüküm sürüyor ve başarısızlığın nedeni olarak her iki taraf birbirini gösteriyor. Daha kötüsü hiçbir taraf inisiyatifi ele alacak yeterli karizma ve gerekli eylem serbestisine haiz değil. Bu yüzden her iki taraf için de neyin pazarlık konusu olabileceğini kestirmek oldukça güç. Ancak kesin olan şey hiçbir görüşme olmamasındansa barış için kapıyı aralamış olmak bile önemlidir.”

Sol liberal eğilimli Danimarka gazetesi Information ise ABD Başkanı Barack Obama’nın kendi ülkesindeki popülaritesini mercek altına alıyor:

“Başkan Barack Obama’ya neler oluyor? Neden vatandaşların sadece yüzde 41’i Obama'nın ekonomi politikasına destek veriyor. Ve neden sadece nüfusun yarısı onu seviyor? Obama Amerika'nın yakın tarihindeki en taraflı ve toplumda bölünmeye neden olan siyasi liderlerden biri. Belki bu tamamıyla haksızlık. Ama Başkan bu suçlamaya maruz kaldı bir kere. Gerçi Obama'nın karşısında engel olan, sürekli frene basan Cumhuriyetçiler. Ancak tüm Başkanlar, yasa tasarılarının hayata geçirilmesiyle yükümlüdür. Ve neredeyse hiçbiri, Obama gibi bütünü kapsayan vizyonu kaybedip böylesine ayrıntılara gömülmedi.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Meltem Karagöz

Editör: Beklan Kulaksızoğlu