1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

23.08.2010 - Alman basınından özetler

Buşehr nükleer santraline yakıt yükleme işlemine başlayan İran’ın tartışmalı nükleer programı ve Ortadoğu’da kalıcı barış için yapılması planlanan doğrudan görüşmeler bugünkü Alman basınının başlıca yorum konularından.

default

Die Welt gazetesi İran’ın tartışmalı nükleer programında Rusya’nın rolünü mercek altına alıyor:

“Rus bilim adamlarının yardımıyla Buşehr nükleer reaktörüne Cumartesi gününden beri yakıt yükleniyor. Santralin devreye sokulmasıyla birlikte İran nükleer enerjinin sivil kullanımı konusundaki her aşamayı -uranyum zenginleştirmeden yakmaya kadar- kat etmiş oldu. Uluslararası toplum, nükleer faaliyetlerinden vazgeçmesi için Tahran’ı yeni mali yaptırımlarla soyutlamaya devam ederken Moskova’nın böyle bir gelişmeye destek vermesi korkunç bir mesajdır. Ayrıca Rusya’nın yıllardır oynadığı ikili oyunun yeni bir göstergesidir.”

Berlin’de yayımlanan Tagesspiegel gazetesinin aynı konudaki yorumunda da şu satırlar dikkat çekiyor:

“Kremlin liderinin Tahran’ın Buşehr santrali paralelinde bir de atom bombası üretmek hedefinde olduğuna şüphesi yok. Ancak Moskova BM Güvenlik Konseyi’nin İran’ı nükleer silah üretiminden caydırmaya yönelik kararlılığına rağmen farklı davranıyor. Batı’nın penceresinden bakıldığında İran İslam Cumhuriyeti’nin artık iyi ve kötü olmak üzere iki türlü nükleer programı mevcut. Ancak Tahran yönetimi bu duruma farklı bakıyor. Şiddet ve inatçılıkla uluslararası yaptırımların günün birinde aşılacağına inanıyor. Ayrıca Buşehr’in tam teşekküllü bir nükleer güç olma yolunda sadece bir mihenk taşı olduğuna da emin.”

Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, ABD ve Rusya'dan oluşan Ortadoğu Dörtlüsü'nün, 2 Eylül’de Washington'da yapılacak doğrudan görüşmelere yeniden başlanması çağrısına İsrail ve Filistin yönetimleri olumlu yanıt verdi. Märkische Oderzeitung’un planlanan doğrudan görüşmelerle ilgili yorumu şöyle:

“Barack Obama Ortadoğu barış görüşmelerine önayak olan ilk ABD Başkanı değil. Gayretleri kaygan bir zeminde devam eden son başkan da olmayacak. Bu yüzden Filistin Kurtuluş Örgütü liderinin görüşmelere sayılı günler kala büyük bir iyimserlik ortaya koyması sürpriz niteliğinde. Görüşmelerin başarısızlığa uğraması gibi bir ihtimalin bulunmadığını düşünüyor. Sanki aksini yazan ortak tarih hiç yaşanmamış gibi. Ancak gerçek bir ilerleme adımı için ne İsrail ne de Filistin tarafında gerekli şartların mevcut olduğunu söylemek mümkün.”

Münih merkezli Süddeutsche Zeitung’un da doğrudan görüşmelerle ilgili kaygıları var:

“İsrail hükümeti görüşmelere neredeyse kışkırtıcı olarak tanımlanabilecek bir güçle başlayacak. Başbakan Netanyahu, kendisini daha şimdiden ön tur görüşmelerin galibi olarak tanımlayabilir. Çünkü yeni Yahudi yerleşim birimleri inşaatlarından geri adım atma garantisi vermesi bile gerekmiyor. Filistinliler ise görüşmelere daha şimdiden ‘kaybeden taraf’ konumunda başlayacak. Ayrıca görüşmelere kendi rızaları dışında, zorlanarak katıldıkları da ortada. Ancak mevcut şartlar bu haldeyken nasıl ortak bir yol bulunabilir ki? Çünkü halihazırda güçlü olanın taviz vermesine gerek yok, güçsüz olanınsa verecek bir şeyi olduğu söylenemez.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Meltem Karagöz

Editör: Beklan Kulaksızoğlu