1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

23.06.2004 - Avrupa basınından özetler...

Bugünkü Almanya basınında iç politika konuları, özellikle koalisyon hükümetinin hazırladığı bütçe tasarısı konusu yoğun olarak ele alınıyor. Alman gazeteleri ve dış basından seçtiklerimiz arasında ise, İnguşya Cumhuriyeti’ndeki son saldırılarla, İngiltere ile İran arasında, 8 İngiliz bahriyeli personelin tutsak edilmesi kapsamında başgösteren siyasi krize ilişkin yorumlar var.

Süddeutsche Zeitung gazetesi, Alman hükümetinin, 2001 yılına kadar süren iki yılllık ekonomik patlama döneminde reformları hayata geçirme fırsatını elinden kaçırdığı görüşünü savunuyor. Gazete şöyle devam ediyor:

”Ancak bir hükümet yetkilisinin ifadesine göre, o dönemlerde Başbakanlık Dairesi’ne ‘neme lazımcılık’ hakimdi. O dönemde tasarrufa gidilmiş olsaydı, reformlar bugünkü gibi acı vermeyecekti. Sosyal sigorta ve iş piyasasına ilişkin alınan önlemler, uzun erimde ekonomik büyüme ve refahı güvence altına alacak, bugün olduğu gibi imdat operasyonları olarak algılanmayacaktı. Şimdi Başbakan Schröder’in elinde ümit etmekten başka bir olanak da kalmıyor.”

Alman iç politikasına ilişkin bu yorumdan sonra, Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinin İnguşya’da saldırılara ilişkin yorumuna geçiyoruz... Gazete, İnguşya’daki saldırıların boyutu ve eşgüdümlü olmasının, bunların ardında sadece Çeçenlerin değil, Rusya’dan bağımsızlığını ilan etmek isteyen Kuzey Osetya gibi diğer bazı Kafkas cumhuriyetlerinin bulunduğunu da işaret ettiğini belirtiyor. Yorumun devamında şu satırları okuyoruz:

”Saldırıları düzenleyenler arasında Kafkasya kökenli olmayan müslümanlar eylemciler de var. Bunlar, Rus egemenliğinden sadece Çeçenleri değil, yörenin tüm müslümanlarını kurtarma amacındalar. Çok fazla fanatik olmayan Çeçenlerin de, aşırı eylemcilere alet olmaları durumu daha da zorlaştırıyor. Nefret duyulan Ruslara karşı aşırı eylemcilerin savundukları İslam ideolojisine birçokları katılmıyor; ne var ki vatandaşları olan bu aşırıcı uçlara karşı koyacak gücü de kendilerinde bulamıyorlar. Kısacası, Kafkasya çıkmazının binbir çeşit faktörü bulunuyor.”

Cenevre’de yayımlanan Basler Zeitung gazetesi de aynı konuya ilişkin yorumunda özetle şu görüşlere yer veriyor:

”Geçen hafta asilerin taarruz başlatacağını ilan eden Çeçenistan’ın seçilmiş Devlet Başkanı ve bugünkü asi hareketinin lideri Aslan Meşedov, aynı zamanda savaşın sona erdirilmesi için görüşmelere hazır olduğunu da söylüyor. Rusya Devlet Başkanı ise sadece bu çağrıyı reddetmekle kalmıyor, ‘teröristleri bulup yokedeceğiz’ sloganıyla, fiyaskoyla sonuçlanacak bir politikayı devam ettireceğini ilan etmiş oluyor. Bu işaretlere bakılacak olursa, Wladimir Putin’in ikinci Devlet Başkanlığı dönemine de, -Çeçenistan’da ve Çeçenistan’ın dışında- yine binlerce cesedin eşlik etme olasılığı artacak gibi görünüyor.”

Muhafazakar Avusturya gazetesi Die Presse ’nin, Rusya’nın Çeçenistan politikalarının fiyasko ile sonuçlandığı görüşünü savunduğu yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

”Teröre karşı her derda deva bir reçete yok. İsrail’de bunun böyle olmadığı çoktandır biliniyor. ABD de yavaş yavaş bunun bilincine ermekte. Sadece Rusya, asilerle mücadelede tek bir ilaç tanıyor: politik çözümlere fırsat tanımayan, mümkün olduğunca vahşi bir biçimde şiddet kullanma. Bu yöntemle bir yere varılamayacağını, Kremlin Şefi Putin şimdiye kadar -başarılı bir biçimde- kamuoyundan gizlemesini bildi.”

Konu değiştiriyoruz... İngiltere ile İran arasında, 8 İngiliz bahriye personelinin tutsak alınması sonucunda doğan bunalıma ilişkin olarak, muhafazakar İngiliz gazetesi The Daily Telegraph ’ın yorumunda, İran ile siyasi yakınlaşmanın dondurulması talep ediliyor:

”İran, İngiliz bahriye personelini bir anlamda rehin tutuyor. İran bu adımla ne hedeflerse hedeflesin, İngiliz askerlerinin bu biçimde aşağılanması, koalisyon güçlerinin prestijine darbe indirmek anlamına geliyor. Irak’taki militan Şii güçler de bu girişimi kendi emellerine alet edeceklerdir. Her ne kadar İran, Körfez karasularındaki ham petrol rotası üzerinde son dönemlerde çok hassas olsa da, böyle hafif bir ihlalin bu derece kriz doruğuna tırmandırılması, İslam Cumhuriyeti İran’ın normal çılgınlığına değil, bunun arkasında daha karanlık motifleri bulunduğuna işaret ediyor.”

Sol liberal İngiliz gazetesi The Guardian ise tam tersi görüşte... Gazetenin yorumunda, İran ile ilişkilerin tehlikeye atılmaması yönünde görüşler savunuluyor:

”Krizin daha da tırmandırılmasından, İran da İngiltere de çok zarar görür. Yaşlı Avrupa’nın, Ortadoğu’da sorunların başka yollardan da çözülebileceğini Washinton’a göstermek için diplomatik bir başarıya ihtiyacı var. İran ile İngiltere arasındaki soruna, heriki tarafın da onuru zedelenmeden bir çözüm bulmak elbette güç. İngiltere’nin özür dilemesi bu anlamda zor; ama heriki tarafın çıkarı gereği bunu yapmak durumunda."