1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

23.04.2007 - Alman basınından özetler...

Alman basınında bugün, Fransa’daki seçimler, Almanya’da iç güvenliğe ilişkin tartışmalar ile Türkiye’de geçen hafta Malatya’da düzenlenen saldırıyla ilgili yorumlar ağırlık verilmiş.

Märkische Allgemeine gazetesi, Fransa’da dün yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turuyla ilgili yorumda, sonuçların süpriz olmadığını belirtiyor: “Fransa’da Cumhurbaşkanlığı için iki aday kaldı: Segolene Royal’a karşı Nicolas Sarkozy. Bu bir spor müsabakası olsaydı, rüya gibi bir final denebilirdi. Ancak, ikinci turda, içişleri ve ekonomi bakanı olrak görev yapmış olan Sarkozy’nin elindeki kağıtlar daha iyi olacak gibi görünüyor. Zira merkez sağdaki Francois Bayrou ile aşırı sağcı Jean-Marie Le Pen’in yandaşları, bu kez oylarını sosyalist Royal yerine, muhtemelen Sarkozy’e verecektir.”

Köllnische Rundschau gazetesinde, Fransa’daki seçimlerin ilk turunda Sarkozy ve Royal’ın zaferle çıkması “Esas düello şimdi başlıyor” şeklinde yorumlanıyor: “Bu düellonun sonucu ise şimdilik bilinmiyor. Ancak Fransızların iktidar sahibi ve demokratik katılıma önem veren bir kadını devletin en yüksek mevkiisinde görmeye gerçekten hazır olup, olmadığı sorusu, seçimlerin sonucunu belirleyecek ağırlığa sahip.”

Frankfurter Rundschau gazetesinde ise Fransa’da iki adaydan birinin, ikinci turu kazanması durumda ülkede izlenecek siyasete ilişkin tahminler yer alıyor: “Sarkozy’nin seçimleri kazanması halinde, toplumda kutuplaşma ve sosyal çatışmalar artabilir. Hatta, Paris’in banliyölerinde yaşanan olaylar tekrarlanabilir... Royal’e bir fırsat verilmesi, daha iyi olmaz mıydı? Belki, yaklaşımlarının çoğunun gerçekte işlemeyeceği ortaya çıkacak. Ancak, kesin olan bir şey var, Royal, Sarkozy’den farklı olarak, birleştirici bir cumhurbaşkanı olmaya daha eğilimli.”

Almanya İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble’nin, iç güvenliğe ilişkin yasaların sertleştirilmesi önerisi geçtiğimiz günlerde, tartışmalara yol açmıştı. Neues Deutschland g azetesi, bu tartışmaların yaşandığı bir dönemde, Almanya’daki Amerikan temsilciliklerinde terör alarmı verilmesine dikkati çekiyor: “Tam olarak anlaşılamayan terör alarmlarının her şeyden önce tek bir etkisi oluyor: Tedirginlik. Oysa bu şekilde güvenliğin artırılması isteniyor. Hatta bu alarmlar, hangi istihbarat doğrultusunda verilirse verilsin, Schaeuble’nin bir ‘gözetleme devleti’ yaratma planlarına da yardımcı oluyor. Biri mahkum ediliyor ama kanıtlar kimin umurunda... Bu planlara kuşkuyla yaklaşanlar, tehlikeyi küçümsemekle suçlanıyor. Ancak Dünya çapında sosyal adaletsizliği görmezden gelmek ya da bazı askeri maceralara katılmak da Almanya’yı saldırıların hedefi haline getirebilir.”

Hannoversche Allgemeine Zeitung’ da ise Türkiye’de geçtiğimiz hafta Malatya’da Hıristiyanları hedef alan saldırılarla ilgili bir yorum yer alıyor. Bundan yaklaşık 500 yıl önce, Avrupa’da dinler arası hoşgörünün olmadığı bir dönemde, İspanya’dan kaçan Yahudileri Türklerin kabul ettiği hatırlatılatılıyor, ancak aradan geçen zamanda İslam aleminde bu hoşgörünün azaldığı öne sürülüyor: “Bu gelişmenin en çarpıcı örneklerinden biri, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Hıristiyan Ermenilere yapılan ve dile getirilmesi yasak olan soykırımdır. Bugün Türkiye’nin esas sorunu, gözünü karartıp Hıristiyanların boğazını kesen birkaç kişi değil, iktidardaki hükümet tarafından da desteklenen, Türk toplumundaki hoşgörüden uzak genel anlayıştır.”