1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

23.03.2010 - Alman basınından özetler

ABD’deki sağlık reformu ve Fransa’da yerel seçim sonuçlarının Sarkozy yönetimine etkisi bugünün Alman basınında öne çıkan başlıca konular…

default

ABD Başkanı Barack Obama’nın en önemli iç siyasî projesi olan sağlık reformunun uzun tartışmaların ardından Temsilciler Meclisi’nden de onay alması, bugünün Alman basınında geniş yer alıyor. Financial Times Deutschland gazetesi reformu ABD için ‘hem büyük hem de küçük bir adım' olarak nitelendiriyor:

“Obama'nın ödeyeceği bedel yüksek. Yasama sürecinin uzadıkça uzaması ve eziyete dönüşmesi Obama'nın büyüsünü bozdu. Bu nedenle görevdeki ilk büyük başarısı belki de sonuncusu olacak. Mali reformlarda ilerleme kaydedilemiyor, kamu borçları rekor düzeylere tırmanıyor, tutuklu kampı Guantanamo hâlâ kapatılmadı. Avrupalılar için bunun anlamı şu: İklimi kurtaracak, savaşan tarafları barıştıracak bir Obama'ya dair umutlarını şimdilik unutabilirler. Dünyanın, işlerini Obama'sız halletmesi gerekiyor. En azından sonbahardaki seçimlere kadar.”

Düsseldorf merkezli Handelsblatt gazetesi ise farklı görüşte:

“Sağlık reformunun kabulü, Obama'nın bütün Başkanlık dönemini kurtaracak bir zafer. Obama'nın reform çabalarından sonuç alamayacağı eleştirileri havada kaldı. Ancak bu zorlu sürecin ardından gelen başarının bedeli de yüksek olacak. Bu bedeli, Obama'nın kendisinden çok, Demokrat milletvekilleri ödemek zorunda kalacak. Muhalefetteki Cumhuriyetçiler, sağlık konusunda Obama'nın yakasından düşmeyecek, Kasım ayındaki ara seçimlere kadar reformu Amerika için bir felaket olarak göstermeye çalışacak. Halkın, yasanın etkilerini görebilmesi için uzun zaman geçmesi gerekeceğinden, bu zaman zarfında tartışmalarda olgulardan çok fanteziler hüküm sürecek.”

Almanya'nın en yüksek tirajlı gazetesi Bild ise Obama'nın başarısının Alman hükümetine örnek olması gerektiği yorumunda bulunuyor:

“Amerika'daki sağlık reformu bizi niye ilgilendiriyor ki? Bu soruya verilecek yanıt şu: Hem de fazlasıyla ilgilendiriyor. ABD, Almanya'da çoktan var olan sosyal sağlık sigortasını yürürlüğe sokuyor. Ama konu reformun ayrıntıları değil, bu güne nasıl gelindiği... İşte bu sorunun yanıtının Berlin'deki koalisyon hükümetine de örnek olması gerekiyor. Obama, bir yıl boyunca yanlış taktikle oynadı, sonra taktik değiştirdi; tüm planlarını aynı anda ortaya koymak yerine tek bir plana odaklandı; sağlık reformu için pazarlık etti, savaş verdi. Oylamayı kaybetseydi, görev döneminin sonuna kadar siyasî açıdan eli kolu bağlı bir ‘topal ördek' durumuna düşecekti. Ama riski göze aldı. Reform, onun için önemliydi, zira bunu vaat etmişti. Obama yapabildi, çünkü istedi. Bunu Başbakan Merkel de yapabilir. Ama önce birşeyi gerçekten istemesi gerek.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung ise Fransa'da yerel seçim sonuçlarının Cumhurbaşkanı Sarkozy ve hükümete etkilerini konu alıyor.

"Sosyalistler, sol müttefikleri ile birlikte 2004 yılındaki yerel seçimlerde de büyük zafer elde etmiş, ama ardından Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmişti. O zamandan bu yana sol, özellikle de sosyalistler yerel düzlemde güçlerini korusa da, ulusal düzlemde programları zayıf kalıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için daha başlangıçtan tek bir aday mı gösterecekleri, yoksa farklı adaylarla ilk tura gidip, ikinci turda Sarkozy'e karşı güç birliği mi yapacakları hâlâ tartışılıyor. Sonuçta Sarkozy'nin 2012'deki seçimlere gireceğine neredeyse kuşku yok.”

Berliner Zeitung'un aynı konudaki yorumuysa şöyle;

“Sarkozy ve Başbakan Fillon, seçmenin verdiği mesajı aldıkları ve gerekeni yapacakları güvencesi veriyor. Yalnız budalaca olan, seçmenin isteklerini yerine getiremeyecek olmaları. Seçmen kriz döneminde daha fazla istihdam, daha fazla para ve daha düşük vergi istiyor. Sadece mevcut olanı koruyabilmek ve sosyal hizmetleri finanse edebilmek için bile hükümetin acı reformlar gerçekleştirmesi gerekiyor. Sarkozy, minik bir kabine değişikliği yaparak değişim izlenimi uyandırmaya çalışsa da, aslında yola aynen devam etmek zorunda.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Murat Çelikkafa

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız