1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

23.03.2004 - Avrupa basınından özetler...

Alman ve dünya basınında bugün aşırı dinci Hamas’ın kurucusu ve dini lideri Şeyh Ahmed Yasin’in öldürülmesi geniş yer alıyor. Gazetelerin yorum ve başlıklarında, Şeyh Yasin’in öldürülmesinden sonra Ortadoğu’da beklenen olası gelişmeler ele alınıyor. Ayrıca Türkiye’nin AB üyeliği de yine dış basında yer alan konulardan...

Süddeutsche Zeitung gazetesi yorumunda, Şeyh Yasin’in öldürülmesi emrini veren İsrail Başbakanı’nın çifte yanılgı içinde olduğunu belirterek, Yasin’in ölümünün Hamas’ı zayıflatmayacağını, aksine güçlendirerek daha da radikal hale getireceğini vurguluyor. Şeyh Yasin’in örgütüne söz geçiren tek kişi olduğuna dikkat çeken gazete, şimdi İsrail’in muhatabı kalmadığı gibi, Hamas’ın da iyice başı bozuk bir örgüt haline geleceği görüşünü savunuyor.

Die Welt gazetesi, ”Eğer Şeyh Yasin eceli ile ölseydi, kimse Kahire’den, Ramallah’a ve Amman’a kadar arkasından gözyaşı dökmezdi” diyor ve şöyle devam ediyor:

”Şeyh Yasin’e suikast düzenlenmiş olması, ılımlı Filistinliler‘i de şimdi istemedikleri bir dayanışma hareketine zorlayacak. Ayrıca Gazze’nin şiddet yuvasına dönüşmesine ve İsrail’in çok kan kaybetmesine yol açacak. Şeyh Yasin, uzlaşmasız bir İsrail düşmanıydı. Onunla ya da onsuz barış düşünülmesi mümkün değildi. Fakat öldürülmüş olması, Hamas’ın Filistin şahinleri tarafında anahtar rol üstlenmesinin yolunu açacak. Bu durum da ne İsrail’in ne Filistinliler‘in, ne yol haritasının, ne de tüm Ortadoğu bölgesinin hayrına bir gelişme.”

Frankfurter Rundschau gazetesi de İsrail’in suikast eylemiyle hiçbir şey kazanmadığını vurgulayarak, bu olaydan sonra Filistin Başkanı Yaser Arafat’ın Hamas’ı silahtan arındırmaya hiç mi hiç yanaşmayacağına işaret ediyor. Yorumun devamı şöyle:

”Filistin özerk bölgelerine kargaşanın hükmetmesi artık programlanmış gibi görünüyor. Arafat ile rekabet mücadelesinde aşırı İslamcılar artık bir adım önde gidecekler. Bu da sadece Filistin Özerk Yönetemi’nin nihai olarak havlu atması anlamına gelmeyecek, iktidar boşluğundan yararlanacak tek örgüt de Hamas olacak.”

Bonn’da yayımlanan General-Anzeiger gazetesi, İsrail’in kendini terörist saldırılara karşı koruma hakkını kimsenin inkar etmediğini belirtiyor, ancak bunu, uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde yapmasının zorunlu olduğuna değiniyor ve ”Ne var ki bir kişiyi yargı önüne çıkartmadan, kasten öldürmek hukuk dışı bir uygulama. Suikast eylemi, çok sayıda insanın kanına girmiş olan, eli kanlı bir örgütün liderine karşı yapılmış olsa dahi, onaylanması mümkün değil” diye yazıyor.

Stuttgarter Zeitung gazetesi ise şiddetin şiddet, nefretin nefret doğurduğunu anımsatıyor. Gazete, suçsuz insanlara karşı intihar komandolarını yollayan bir örgütün beyni olan Şeyh Yasin’in kısa süre önce verdiği bir demeçte, öldürülen her bir Hamas liderine karşı on kişiye misilleme yapılacağını söylediğine değinerek, bunun kehanet olmadığının son günlerde ortaya çıktığını vurguluyor.

Fransız sol liberal Liberation gazetesi, İsrail - Filistin çatışmasının kendi kurallarına göre, uluslararası anlaşmazlıkların haricinde seyrettiğini, bu şiddet sarmalının nasıl durdurulacağı ve engelleneceği konusunda da kimsenin çözüm bulmaya niyetli olmadığını belirtiyor.

Muhafazakar Le Figaro gazetesi, İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un sadece askeri mantıkla hareket ettiğine değinerek, Amerika’nın da arka çıktığını, Şeyh Yasin’in öldürülmesini kınama yönünde bir açıklama yapmaktan bile kaçındığına işaret ederek şöyle devam ediyor:

”Sadece Avrupalılar, Ortadoğu’da barışa giden yol haritasına inançlarını hala koruyorlar. Bu durumda Ariel Şaron istediğini yapar duruma geliyor. Bu da uluslararası topluluğun oldukça endişelenmesine yol açıyor.”

İtalyan Il Messaggero gazetesi, Şeyh Yasin’in öldürülmesiyle, İsrail’e karşı bölgesel direniş hareketi özelliğinde olan İntifada’nın, ABD başta olmak üzere İsrail’in müttefiki durumundaki diğer ülkelere yayılma tehlikesi gösterdiği görüşünü savunuyor. Gazete, Filistinli intihar komandolarının şimdi uluslararası İslami terör zincirine dahil olması ve El Kaide kalkanı ardında savaşmaları tehlikesinin başgösterdiğine dikkat çekiyor.

Fransız gazetesi Le Figaro’da ayrıca Türkiye’nin AB üyeliği konusunda Paris’in sessizliğini sorgulayan bir yorum göze çarpıyor. Gazete, Cumhurbaşkanı Chirac’ın bu konuda sessiz kalmasını kamuoyunun olası tepkisine bağlıyor. Yorumda, Fransa’nın Kıbrıs konusunda özellikle suskun kalmasının, doğrudan Türkiye’nin AB üyeliği ile bağlantılı olmasından kaynaklandığı belirtililor. Ayrıca Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasının, Türkiye ile müzakerelerin başlamasını da kolaylaştıracağı ifade ediliyor.

Yorumda, Fransa’da yapılan kamuoyu yoklamalarında, halkın yüzde 75’inin Türkiye’nin AB üyeliğine karşı tavır aldığının saptandığına dikkat çekiliyor. Bu yüzden, Fransa’nın AB genişlemesinin sonuçlarını ve Haziran ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerini beklediği ve bu konuda bu konuda kamuoyunu hazırlamak için gerekli argümanları gözden geçirdiği belirtiliyor.

  • Tarih 23.03.2004
  • Hazırlayan Derleyen: Çelik Akpınar
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AbvH
  • Tarih 23.03.2004
  • Hazırlayan Derleyen: Çelik Akpınar
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AbvH