1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

22.11.2004 - Alman basınından özetler...

Münih’te yayınlanan Süddeutsche Zeitung, Pazar günü Köln’de yapılan ”Barış için teröre karşı elele” yürüyüşünden yola çıkarak, Almanya’da Müslümanlar‘ın durumuna değiniyor. Almanya’da, hukukun yanı sıra şeriatın da geçerli olmasını hoşgörü olarak değerlendirip talep eden Müslümanlar‘ın azınlıkta olduğunu, ancak bunların sesinin gür çıktığını öne süren Süddeutsche Zeitung’daki yorum şu satırlarla devam ediyor:

”Bu görüşleri paylaşmayan Müslüman çoğunluk, sesi gür çıkan bu azınlığa karşılık veremiyor. Hem dindar hem de modern, aydın Müslümanlar‘ın sayısının az olması, bunların Almanya’nın ahlaksızlığın bir merkezi olmadığını savunmasını ve bu ülkeye bir alternatif bulunmadığını söylemesini güçleştiriyor. Dünkü gösteriyle 25.000’e yakın Müslüman, radikal azınlığa karşı bir birlik olarak ortaya çıktı ve tek sesle birleşti. Bu fırsatı Almanlar da değerlendirip, dürüstlerin başkaldırısını desteklemesi gerekiyor.”

Düsseldorf’ta yayınlanan "Rheinische Post" gazetesi de benzer bir yorum yayınlamış bugğnkü sayısında. 20.000’i aşkın göstericinin ve bu gösteriyi düzenleyenlerin radikal dincileri değiştirebilmesini beklemeyen gazetenin yorumu, gösteriyi yine de olumlu değerlendiriyor:

"Dürüst Müslümanlar dünkü gösteriyle aşırı dincilerle dini şiddete alet edenlere karşı bir mesaj verdiler. Köln’de dün yapılan gösteri, uzun süredir talep edilen ve demokrasi, hukuk ve özgürlük yandaşı olan bir Avrupa İslamı‘nın ilk filizleri olabilir.

Bonn’da yayınlanan "General Anzeiger" gazetesi, Köln’deki gösterinin, Müslümanlar‘ın dini teröre alet edenlere karşı bir adımı olduğunu yazıyor ve kendini savunan bir demokrasinin bu tür insanlara gereksinimi olduğunu öne sürüyor. Yorum kısaca şöyle:

"Kendisini savunan bir demokrasi, her ne dinden, ne kökenden olursa olsun insanların aşırı uçlara karşı birlikteliğini gerektiriyor. Köln’ün böyle bir gösteriye ev sahipliği yapması ise 90’lı yıllarda yabancılara karşı girişilen saldırılardan sonra dünyanın birçok yerinden insanların bu kentte yabancı düşmanlığına karşı ayağa kalkması açısından sembolik bir değer taşıyor.”

Başkentte yayınlanan "Die Tageszeitung" ise Köln’deki gösteriyle Almanya’da yeniden alevlenen siyasal tartışmaları birleştiriyor ve sayfalarında şu satırlara yer veriyor:

”Almanya’da birçok politikacı haftalardır Müslümanlar‘ın nasıl uyum sağlaması gerektiği konusunda saçma önerilerde bulunuyor. Başbakan Schröder ve Bavyera Eyaleti Başbakanı Stoiber de Müslümanlar‘ın Alman yasalarına uyması gerektiğini söyleyerek, Müslümanlar‘ın Alman hukukuna uymadığını öne sürüyor. Bu tartışmanın ışığında bakıldığında dün sokağa çıkan 25.000 gösterici, İslam adına şiddete başvuranları protesto ederek teröre karşı hoşgörü olamayacağını hatırlattılar. Bu gösteri Alman toplumunu rahatlatmalıdır.”

Almanya’da bundan birkaç yıl önce çıkan öncü kültür ve yabancıların bu kültüre uyum sağlamaları tartışmaları hafta sonunda yeniden alevlendi. Özellikle Hristiyan Birlik partilerinin ortaya attığı öncü kültür tartışmasına "Die Welt" gazetesi ılımlı yaklaşıyor:

"Almanya’da kalmak isteyenler geldikleri kültürü reddetmek zorunda kalmasın, ancak geldikleri kültürü burada tümüyle yaşayamayacaklarının da bilincinde olsunlar. Yaşamını Almanya’da yalnızca kendi kültüründe geçirenleri, bu ülkeye saygısızlık eder. Alman halkı ve devleti yabancıların asimilasyona dek varan bir uyumunu talep etmekte haklıdır. Öncü kültür gibi bir kavram bu konuda yardımcı olabilir. Bu kavramı elle tutulur bir şekle getirmek uzun bir süreç olacaktır, ancak Almanya’yı özgür ve adil bir hristiyan toplumu yapan değerler bellidir. Dört yıl önceki ilk öncü kültür tartışmasından sonra bu sürecin artık çözüme varacağını bekleyebiliriz.”

"Frankfurter Allgemeine Zeitung"

yabancılar ile ilgili tartışmaların öncü kültürü kavramını kapsaması gerektiğini öne sürerek kendine inanan bir toplumun aralarında yaşayan yabancılardan talepleri olmasının normal karşılanması gerektiğini yazıyor. Yorum şu satırlarla sürüyor:

”Ancak Alman toplumu aynı zamanda liberal bir toplum, dolayısıyla özgürlük ruhunun yaşadığı bir toplum. Sorulması gereken soru, bu toplumun kendisini tehlikeye atmadan ne kadar kültürel ve dini çoğulculuğa izin verebileceğidir. İmamların Almanya’da eğitim görmesi, başörtüsünün yasaklanması, çok daha geniş olan ve demokratik kuralları kabul etmeyi öngören bu tartışmanın birer unsurudur.”

Son olarak Düsseldorf’ta yayımlanan Handelsblatt gazetesinin Berlin’deki 20’ler Grubu toplantısına ayırdığı yoruma bakıyoruz. Yorum özetle şöyle:

”Başbakan Gerhard Schröder, tasarrufa önem verip doların düşüşünü önlemesini ABD Başkanı George W. Bush’tan istemekte haklı. Çünkü Euro’nun değer kazanmasından Amerikalılar sorumlu. Astronomik borçların dünya ekonomisi üzerindeki etkilerine de aldırmıyorlar. Lakin daha kısa süre önce yeniden seçilmiş olan ABD Başkanı’nı uluslararası bir toplantıda eleştirmek ne diplomatik, ne de akıllıca bir davranıştır. Alman - Amerikan diyaloğunda yumuşak bir üsluba geçmeyi de zorlaştırır. Euro’nun yükselişini frenlemeye de hiç yaramaz. Amerikalılar, ekonomik ve mali politikalarını Almanlar’ın dikte ettirmeye kalkışmalarından hoşlanmazlar. Hele bu öğütleri veren sanayi ülkeleri arasında büyüme hızı sonunculuğuna düşmüş ve bütçe disiplinini bozmuş bir ülkenin başbakanı ise."