1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

22.08.2012 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman basınında, ABD Başkanı Barack Obama'nın Suriye'ye yönelik açıklamaları, Rostock olaylarının yıldönümü ve enerji ihtiyacına yönelik değerlendirmeler öne çıkıyor.

ABD Başkanı Barack Obama, ABD'nin Suriye'ye olası askerî müdahale konusundaki düşüncesinin, bu ülkede kimyasal ya da biyolojik silahların kullanılması halinde değişebileceği uyarısında bulundu. Frankfurter Allgemeine Zeitung, Obama'nın açıklamaları hakkında şu yorumu yapıyor:

“Suriye'ye yönelik Amerikan politikası, hükümet her ne kadar gittikçe daha fazla isyancılardan yana olsa da hiç kuşkusuz şu ana dek bir çekimserlik içeriyordu. İşte Cumhuriyetçiler tarafından eleştirilen bu çekimserlik, ABD Başkanı Obama'nın son açıklamalarının müdahale tehdidi gibi algılanmasına yol açtı. Obama, büyük miktarlarda kimyasal ya da biyolojik silah kullanımı halinde ‘kırmızı çizginin' aşılmış olacağını söyledi. ABD Başkanı, eğer Beşar Esad sahip olduğunu kabul ettiği kimyasal silahları isyancılara karşı kullanırsa, bunun çatışmanın şüphesiz yeni ve korkunç bir niteliğe ulaşması anlamına geleceğini kaydetti. Obama'ya göre, kitle imha silahları ‘yanlış ellere' geçtiği takdirde de ortaya çıkacak durum bundan farklı olmayacak. Bu ifadeyle Şii Hizbullah ya da İran'ın yanı sıra Cihatçılar da kast edilmiş olabilir.”

Münchner Merkur de aynı konuya yer veriyor yorum sütunlarında:

“Obama, Esad'a karşı kırmızı bir çizgi çekti. Ancak aynı zamanda zehirli maddelerin ‘yanlış ellere' geçmesine izin verilmeyeceğini de söyledi. Bu tanımlama, teröristleri ve asileri de içeriyor. Tehditte bulundu ve bunu yapması da gerekiyordu. Ancak Obama, tek taraflı bir askerî müdahaleyle dolaylı olarak Rusları, sayısız Müslümanı ve Suriye halkını da karşısına almış olur. Ayrıca bu savaş kazanılamaz.”

1992 yılının ağustos ayında Almanya'nın Rostock kenti, yabancılara düzenlenen saldırılar nedeniyle adeta bir savaş alanına dönmüştü. Mitteldeustche Zeitung, konuyla ilgili bir değerlendirmede bulunuyor:

“Rostock-Lichtenhagen'daki olayların yıldönümü, devletin güvenlik yapılanmasının yeni bir biçimi üzerine kafa yormak için fırsat sunuyor. Ancak, devletin sağcı tehdide yönelik başarısızlığına öfkelenmekle yetinilmemeli. Resmî kurumların açık bir pozisyon alması talebi, sivil toplumda her türlü ırkçılık söylemlerine karşı yüksek bir farkındalık yaratılmasıyla el ele ilerlemeli. Irkçılığın yasadışı kılınmasının yanı sıra bu tarz gruplardan ayrılmayı planlayanlar için makul destek programlarına ihtiyaç var. Toplum, kendisini kabul etmeyen ancak bunun farkına varan kişilere fırsatlar sunmalı.”

ABD ve Hindistan’daki kuraklığın gıda krizine yol açmasından endişe ediliyor. Frankfurter Rundschau gazetesi gıda krizi beklentisi ile enerji masraflarının artması arasındaki ilişkiye şu yorumu getiriyor:

“Enerji piyasasına yönelik ne kadar gıda maddesi üretilirse, gelecekte yaşanacak tedarik ve açlık krizleri de o kadar ağır olacak. Bitkisel kaynaklara başvurarak bir yandan hareketlilik, elektrik ve ısınma için gerekli enerjinin sağlanması sorunu hafifletilmiş oluyor. Ama aynı zamanda dünya için gerekli gıda maddesi teminini güvence altına almak da zorlaşıyor. Ucuz enerji bizi daha zengin ve hayatı da belirgin bir şekilde daha konforlu yapıyor. Ama ucuz gıda maddesi de temel bir ihtiyaç. Öyleyse hangisi daha önemli? Her kim biyoenerji üretiminden söz ederse, bu soruya alay edercesine bir yanıt vermiş olur.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Sezen

Editör: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız