1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

22.05.2009 - Avrupa basınından özetler

Avrupa gazetelerinde, Guantanamo esir kampının kapatılması tartışmaları çerçevesinde ABD Başkanı Barack Obama'nın karşılaştığı direniş ve Obama'nın Ortadoğu'daki çözüm planları ağırlıklı yorum konularını oluşturuyor.

default

Avrupa basınından derlediğimiz yorumlara Der Standard gazetesinden bir alıntıyla başlıyoruz. Viyana'da yayımlanan bu Avusturya gazetesi, Barack Obama'nın, Guantanamo esir kampının kapatılmasında karşılaştığı güçlükler yüzünden yılmaması gerektiğini savunuyor:

“ABD yönetimi Küba adasındaki esir kampını kapatmalı ve terör zanlılarını da ülkeye almalıdır; Bu tartışma götürmez. ABD bu sorumluluğu başka devletlere havale edemez. Obama lliderlik iradesini ortaya koyarak, vatandaşlarını bu konuda ikna etmekle yükümlüdür. ABD Başkanı şimdiye kadar anti terör tartışmalarını herkesin onaylayacağı bir sonuca vardırmak için çaba sarf etti. 'Bush'un sorgu metotlarını ortadan kaldıracağız, ama sorumlular cezalandırılmayacak, esir kampı kapatılacak ama askeri mahkemeler kalacak' diyen Obama'nın ulvi hedefleri ağır bir sınavdan geçiyor."

Kopenhag'da yayımlanan İnformation gazetesinin Obama'nın Ortadoğu'yla ilgili çözüm planını konu alan yorumuyla Avrupa basından özetlere devam ediyoruz:

“Obama, Ortadoğu'da küçük adımları büyük adımlara dönüştürmek istiyorsa, bölgedeki ihtilafı ortadan kaldırmak için İran, Hizbullah, Suriye ve Hamas'ı harekete geçirmesi gerektiğinin de farkında olmalı. Amerika'nın şu anki stratejisi İran'ın nüfuzunu kırmak, Hamas ve Hizbullah'ı İsrail ve Filistin ihtilafının çözümüne dâhil etmek şeklinde karşımıza çıkıyor. Bunun için de Amerika’nın, Suriye'ye yapacağı politik ve ekonomik yardımlarla söz konusu ülkeyle işbirliğine giderek bölgenin huzurunu sağlaması gerekiyor. Aynı zamanda Obama'nın Tahran'daki mollalarla diyalog başlatma arzusunu ayakta tutması da göz ardı edilmemesi gereken bir diğer husus.”

İsviçre'nin Neue Zürcher Zeitung gazetesinden aktaracağımız yorumun konusu ise İran'daki dört adaylı Cumhurbaşkanlığı seçimi:

"Aşırı muhafazakar Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın karşısında tutucular kanadından ılımlı muhafazakar Muhsin Rezai var. Reformcu kanatta ise eski Meclis Başkanı Mehdi Karrubi, savaş yıllarının tecrübeli Başbakanı Mir Hüseyin Musavi ile çekişiyor. İrran siyaset sahnesinin arzettiği manzara itibariyle Musavi'nin Cumhurbaşkanı karşısındaki en güçlü aday olduğu söylenebilir. Ahmedinejad'ın ülkeyi felakete sürükleyen ekonomik icraatı nedeniyle, İslam Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir Cumhurbaşkanı'nın ikinci kez seçilememesi gibi bir durumla karşılaşabiliriz. Onu destekleyenlerin başında eski Cumhurbaşkanı Hatemi'nin gelmesine rağmen Musavi'nin reformcu kanatla arasına biraz mesafe koymaya çalıştığı görülüyor. Anlaşılan, Musavi muhafazakar seçmen kitlesinden de oy almaya çalışılıyor. Cumhuriyet'in kurucusu Humeyni'nin eski sırdaşlarından biri olması bakımından bu tutumu Musavi'nin mizacına uygun düşüyor."

Paris'te yayımlanan Le Monde gazetesi ise yaklaşan Avrupa Parlamentosu seçimlerini ele alıyor. Gazete AB genelinde seçimin ilgi uyandırmamasını yorum sütunlarına şöyle taşıyor:

“Seçime iki hafta kaldı ama seçim kampanyalarında heyecan aramak nafile. Frransa gibi diğer ülkelerde de kimse ne seçim bölgesini, ne de adayını tanıyor. Benmerkezci tartışmalar 27 ülkedeki seçmenin 7 Haziran'da milli hükümetlerin popülaritesi ya da yetersizliğine vereceği oya ışık tutuyor. Bu şartlar altında Avrupalılar'ın artan birlik bezginliğine çare bulmak kolay olmayacaktır. Seçim falcılarına bakılırsa, oylamaya katılma oranı son derece düşük olacak. Seçim kampanyasına heyecan ve çekicilik kazandırmanın artık mümkün olmadığı anlaşılıyor. Böyle olunca da, AP seçiminin kaçırılmış bir fırsata dönüşmesine şaşmamak gerekir. Asılnda, yazık."


Derleyen: Özlem Coşkun

Editör: Ahmet Günaltay