1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

22.02.2010 - Alman basınından özetler

Berlinale'de en büyük ödülü bir Türk filminin kazanması, Lufthansa pilotlarının bugünden itibaren dört gün boyunca yapacağı grevler ve Hollanda hükümetinin dağılması gazetelerin yorum konularını oluşturuyor.

default

Semih Kaplanoğlu'nun 'Bal' filminin 60. Uluslararası Berlin Film Festivali'nde en büyük ödül olan Altıp Ayı'yı alması, gazetelerde yer bulan konular arasında. Die Welt gazetesi konuyla ilgili haberine, 'Ormanın yıldızı' başlığını atarken, Türk sinemasının son dönemlerde Almanya'da Yumurta, Süt, Bal ve Recep İvedik 3 filmleriyle dikkatleri üzerine çektiği değerlendirmesini yapıyor. Gazete, yönetmen Semih Kaplanoğlu ile yaptığı bir söyleşiye de yer veriyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung aynı konuyla ilgili haberinde festivale damgasını vuran yüzün Bal filminin kahramanı Bora Altaş olduğu yorumunu yapıyor. Bir başka Alman gazetesi, Schw ä bische Zeitung ise konuyla ilgili yorumunda, sinemada tekniğin önemini analiz ediyor:

"Avatar filmi üç boyutlu filmlerde nasıl bir sanatsal ve mali potansiyelin gizli olduğunu göstermiş oldu. Ancak sinema bu teknik gelişme ile şimdilik televizyonun önüne geçmiş gibi görünse de bu uzun sürmeyecektir. Çünkü üç boyutlu sisteme sahip televizyonlar piyasa çıkmak üzere. Bunların piyasadaki yerini alması zaman meselesi. Gerçi film yapımcıları için önemli olan paralarını nereden kazandığı önemli. Parayı sinema salonu, dvd, internet ya da televizyondan kazanmaları onlar için farketmeyecek."

Lufthansa ve Germanwings'te çalışan 4 bin pilot gece yarısı greve başladı. Perşembe gece yarısına kadar sürecek grevlerden 3 binden fazla uçuşun etkilenmesi ve birçok havaalanında kaos yaşanması bekleniyor. Pilotların işyeri güvencesi verilmesini talep etmeleri nedeniyle yaptıkları grevle ilgili olarak Leipziger Volkszeitung'un yorumu şöyle:

"Eğer müzakerelerde bir teknik mucize yaşanmazsa, o zaman bugünden itibaren perşembeye kadar Alman havacılık tarihinin en büyük grevi yapılmış olacak. Bunun hem dünya, hem de Alman ekonomisinde yolaçağı sonuçları kestirmek güç. Lufthansa yönetiminin pilotlara 2014 yılına kadar işyeri güvencesi vermesi, tarafları yumuşatmaya yetmedi. Krizin etkilerinin hissedildiği içinde bulunduğumuz yıl bu teklifi başka sektörde çalışanlar, sadece hayal edebilir. Politikacılar haklı gerekçelerle Lufthansa'daki toplu sözleşme görüşmelerinin dışında kalmak istemesine rağmen şimdi Federal Ulaştırma Bakanı Peter Ramsauer'in arabuluculuk yapması bekleniyor."

Aynı konuyla ilgili olarak M ä rkische Oderzeitung'un yorumu ise şöyle:

"Lufthansa pilotlarını anlamak mümkün. Şirket 2009 yılında ekonomik krize rağmen 600 milyon euro kâr etti. Buna rağmen geniş çaplı bir tasarruf programına gitme kararı aldı. Bunlar arasında en kızdıransa, şirket içinde giderek daha fazla işyerinin yurtdışındaki kardeş şirketlere kaydırılacak olması. Ancak Avrupa'nın en büyük şirketlerinden birinin pilotlarının işyerleri için verdikleri mücadelenin hemen başında dört günlük greve gitmesi biraz abartılı. Alman ekonomisi yeni yeni düzelmeye başlamıştı. Şimdi bu grevler ekonomiye zarar verebilir. Lufthansa ile uçmak için yüksek miktarda para ödeyen Lufthansa yolcuları ise bu durumda enayi durumuna düşmüş oluyor."

Hollanda'da hükümette Afganistan misyonu konusunda yaşanan anlaşmazlık, bugünkü gazetelerde yer alan konular arasında . Berliner Zeitung konuyu şöyle yorumluyor:

"Hollanda şimdiye kadar NATO ve AB'nin güvenilir bir müttefiği olarak tanınıyordu. Bu nedenle her iki kurumda üst düzey pozisyonlarda görevlendirilerek ödüllendirilmişti. Ancak şimdi koalisyonun dağılması, ülkenin dış politikadaki yüzünün de etkilenmesine neden olabilir. Hollandalılar 2005 yılında düzenlenen referandumda Lizbon Antlaşması'na 'hayır' diyerek zaten sürpriz yapmışlardı. Daha fazla karar verme yetkisine sahip olmak istiyorlardı, ancak asıl istedikleri AB'nden daha fazla para almaktı. Afganistan konusunda da Taliban'a karşı yürütülen mücadelenin başarılı olması, bu misyonunun ne kadara malolacağından daha az önem taşıyor. Hollanda'lı politikacılar bu son gelişme ile bir dönüm noktasına gelindiğini ve iç politikadaki hesapların gelecekte nasıl dış politikada baskın geleceğini göstermiş oldular."

Düsseldorf'da yayımlanan Westdeutsche Zeitung'un aynı konuyla ilgili yorumu ise şöyle:

"Komşu Hollanda'yı tedavisi mümkün olmayan, birbirinden çok farklı görüşteki partiler arasında kaosun hakim olduğu bir seçim kampanyası bekliyor. Bu seçim mücadelesinden Hrıstiyan Demokrat ya da Sosyal Demokratlar'ın değil, aşırı sağcı Özgürlük Partisi'nin başarılı çıkması mümkün. O zaman Hollandalılar'ın keyfi kaçacaktır."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topcu

Editör: Ahmet Günaltay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız