1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

22.01.2010 - Alman basınından özetler

Almanya, çarşamba günü Münih Havaalanı'nda yaşanan güvenlik boşluğunu tartışmaya devam ediyor. 2 Ocak 2010 tarihli gazetelerin haber, yorum ve analiz sütunlarında ağırlıkla havaalanlarında güvenlik konusu işleniyor.

default

Mitteldeutsche Zeitung'un yorumu şöyle:

“Dizüstü bilgisayarı alarm veren bir adamın hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etmesi kabul edilemez. Şüphe durumunda federal polise haber verilmesi de dakikalar süremez. Ancak Münih'teki olay, açıkça görülebilir bu hataların yanında yapısal eksikleri de gözler önüne seriyor. Özel güvenlik şirketlerinin elemanları sadece düşük ücretle çalıştırılmıyor, aynı zamanda bir yanda yolcular, diğer yanda işveren arasında çifte baskı altındalar. Kontrollerin etkin olması, aynı zamanda hızlı yapılması ve yolcuları mümkün olduğunda az rahatsız etmesi gerek. İşin masraf boyutu da var. Havayolları piyasasında çetin rekabet yaşanıyor. Dolayısıyla güvenlik için yapılan harcamalar genel fatura üzerinde nahoş bir kalem olarak görülüyor."


Kieler Nachrichten gazetesinin yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

“Güvenlik personelinin maaşının yükseltilmesi, güvenlik şirketlerinin devletleştirilmesi gibi gündeme gelen taleplere, bazı çıkarlara hizmet etmeleri nedeniyle temkinli yaklaşılması gerekiyor. 'Söz konusu güvenlik görevlisi daha yüksek maaş alsaydı böyle bir hata yapmayacak mıydı' sorusunun yanıtı tamamen spekülatif olur. Ancak kontrollerin hızla artan yolcu sayısına uyumlu hale getirilmesi gerekli. Sonuçta bunun masrafını yolcunun kendisi ödüyor. Yolcular, güvenliğin ve neredeyse sınırsız hareket serbestliğinin bedelinin yüksek olduğu gerçeğini kabullenmek zorunda.”

Nürnberger Nachrichten, son dönemde sık sık gündeme gelen çıplak tarayıcılar konusuna değiniyor:

“Münih'teki gibi olayları önlemek mümkün olmuyorsa, yasaklı madde ya da silahların tespitinde çıplak tarayıcıların uygunluğu tartışmasını da aslında bir kenara bırakabiliriz. Bu, güvenlik personelinin takviyesi sorunundan ziyade, kontrollerin daha etkili bir şekilde yapılması sorunudur. Çıkış kapısına giden yol, ancak kontrolde bir sorun olmaması durumunda açılabilmelidir.”

Handelsblatt gazetesi ise güvenlik önlemlerinin sıklaştırılmasıyla ilgili taleplerin bizzat tehlike haline geldiği yorumunda bulunuyor:

“Neredeyse her hafta uçuşlarla ilgili bir sorun ortaya çıkıyor. Noel'in ilk günü bir Amerikan yolcu uçağına saldırı girişimi, ardından Çarşamba günü Münih havaalanındaki büyük güvenlik boşluğu… Tepkiler ise aynı. Uzmanlar ve siyasiler hemen çıkıp güvenlik önlemlerinin sıkılaştırılmasını talep ediyor. Bu refleksi anlamak mümkün olabilir. Sonuçta hepimiz uçakta güvende olduğumuz hissini taşımak isteriz. Ancak sorumluların tehlikeye karşı bir şeyler yapma refleksi, kendi başına bir tehlike haline gelmeye başlıyor.”

Son olarak Frankfurter Rundschau gazetesinin yorumuna göz atıyoruz:

“İster havaalanları daha da pahalı aletlerle donatılsın, ister yolculara ait daha da mahrem bilgiler toplansın, güvenlikte boşluklar hep olacaktır. Boşlukların en büyük olduğu alan, havaalanı işletmecilerinin kontrol noktalarında neredeyse hiç eğitim almamış ucuz iş gücü çalıştırdığı yerler olacaktır. Uçaklara yönelik terör saldırılarını önlemek bir zamanlar devletin egemenlik alanındaki bir görev değil miydi? Sonuçta memurluğa alınmış yüzlerce görevli cumartesi günleri holiganlar birbirinin ağzını burnunu kırmasın diye stadyumlarda görev yapıp güvenliği sağlamıyor mu?"

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Hülya Köylü

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız