1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

21.12.2009 - Avrupa basınından özetler

Avrupa gazeteleri bugün ağırlıklı olarak Kopenhag’da sona eren Dünya İklim Zirvesi’ne ilişkin değerlendirmelere yer veriyor. İran'da muhalif dinî lider Muntazeri'nin ölümünün olası sonuçları, diğer bir yorum konusu.

default

Fransız Le Monde gazetesi İklim konferansının sonuçlarına değindiği yorumunda, ABD ile Çin önceden uzlaşmaya varmadan günümüzde iklim gibi önemli konularda dünya üzerinde çok fazla şeyin değişmeyeceğini belirtiyor. Yorumun devamını okuyoruz:

“Hele 192 ülkenin temsilcisi BM çatısı altında biraraya gelerek bir karar çıkartması gerekiyorsa, o zaman dünya üzerinde çok daha az şey değişiyor demektir. Zira BM, bu konuda ne yapacağını bilemez durumda. Nitekim Kopenhag’ta sona eren bol tartışmalı toplantı bunu çok açık bir biçimde gözler önüne sermiştir.”

Hollanda’da yayımlanan de Volkskrant gazetesi ise aynı konuda daha iyimser bir tavır sergiliyor. Gazete, Kopenhag’taki başarısızlığa rağmen iklim görüşmelerinin uluslararası çapta devam ettiğine işaret ediyor ve birbirinden farklı büyüklükte ve farklı çıkarları olan 192 ülkenin ortak bir çizgide buluşturulmasının çok güç olduğuna değiniyor. Yorumda devamla şu görüşler savunuluyor:

"Herşeye rağmen ümit ışığı var. İklim zirvesine katılan tüm taraflar, görüşmelerin devam ettiğini biliyor. Ve bu katılımcılar, muhtemelen Kopenhag Zirvesi’nden önce olduğundan çok daha yoğun bir biçimde dünya kamuoyunun, sivil toplum kuruluşlarının ve de hükümetlere bağlı olmayan grupların eleştirel gözlemlerine maruz kalacaklar. Çünkü bir hedefe herhâlukârda ulaşılmış durumda; o da, iklim konusunun bundan böyle gündemden hiç düşmeyeceği.”


İsviçre’de yayımlanan Neue Zürcher Zeitung ise Dünya İklim Zirvesi’nden tek kazançlı çıkanın ABD Başkanı Barack Obama’dan başkası olmadığını vurguluyor. Yorumda özetle şu satırlara yer veriliyor:

“ABD'nin karbondioksit gazları salınımının etkili bir biçimde denetlenemesinde ısrarlı olması doğru bir çıkıştı. Çin bu girişime, ülkenin egemenliğini ihlal edeceği gibi sudan bir gerekçe ile karşı çıktı. Başkan Obama’nın ağırlığını koyarak ulaştığı asgari müştereklere dayalı mutabakat sayesinde Çin, en azından denetimlere izin vermeyi taahhüt ediyor. Bu, Kopenhag’tan çıkan belki de en önemli sonuç niteliğinde. Zira karbondioksit salınımlarının denetlenmesi konusunda uzlaşma sağlanmadan, gelecekteki her türlü iklim sözleşmesi anlamsız kalırdı. Bu da en azından Barack Obama açısından bir başarı. ABD Başkanı, böylece konferansa damgasını vurmuş oldu.”

Strazbourg’ta yayımlanan yerel Fransız gazatesi Dernieres Nouvelles d’Alsace ise ABD’nin Zirve’de oynadığı rol konusunda tamamen farklı ve eleştirel görüşler savunuyor. Gazetenin yorumu şöyle:

“İki yüzlülük konusunda Altın Palmiye’yi ABD haketti. Amerikan yönetimi, Çin’in tavrını bahane ederek, her türlü girişimden uzak kaldı. Nobel Barış Ödül sahibi Başkan Obama ise Amerikan çıkarlarının hizmetinde olduğunu ve aynı zamanda Körfez ülkelerinde iktidarda olan petrol zengini krallıkları koruduğunu gösterdi. Bu konferansın başını çeken Avrupa ülkeleri ise zararlı gaz emisyonlarının azaltılması ve kalkınmakta olan ülkelere yardımlar konusunda çekingenlik ve yeteneksizlik sergilediler. Neredeyse hafiflemiş bir ruh hali içinde sonuç toplantısının yönetimini de ABD'ne bıraktılar. Avrupa’nın siyasi yönetiminindeki zaafı ortaya koyan trajik bir itiraf bu.”

Son olarak Frunkfurter Allgemeine Zeitung'dan İran'la ilgili bir yorum aktarıyoruz. Gazete, Tahran yönetimine muhalefetiyle tanınan dinî lider Ali Muntazeri’nin cumartesi günü ölmesinin olası sonuçları kapsamında kaleme aldığı yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“İran’da reform hareketi, Muntazeri’nin ölümüyle birlikte dinî liderini kaybetmiş oldu. Muntazeri’nin ölümü, İran’da gittikçe siyasi önemini yitirmekte olan dinî liderliğin de önemli bir üyesinden yoksun kalması anlamına geliyor. Muntazeri’nin ölümü, zaten Ahmedinejad yönetiminin baskısı altında olan dini kanattaki reformcuların da etkinliğini kaybetmesi olarak okunabilir.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Çelik Akpınar


Editör: Murat Çelikkafa