1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

21.12.2009 - Alman basınından özetler

Dünya İklim Konferansı'nın bilançosu, Türkiye'nin AB'ye vize konusundaki serzenişi ve İran'da muhalif dinî lideri Muntazeri'nin ölümünün olası sonuçları, bugünkü Alman gazetelerinin başlıca yorum konularını oluşturuyor.

default

Bugünkü Alman gazetelerinden seçtiğimiz yorumlar, Kopenhag'da sona eren Dünya İkilim Zirvesi ile Türkiye'nin, vatandaşlarına AB'de serbest dolaşım hakkı tanınmamasına ilişkin çıkışı ve İran'da muhalif dinî lider Büyük Ayetullah Ali Muntazeri'nin ölümünün olası toplumsal sonuçları ile ilgili.

Süddeutsche Zeitung, Kopenhag Zirvesi’nin dünya kamouyuna hakaret analamına geldiğini, çünkü toplantıdan beklentilerin şimdiye kadar hiç bukadar yüksek olmadığını ve tarihin hiçbir döneminde bu kadar devlet ve hükümet başkanının bir soruna çözüm bulmak için bu yoğunlukla biraraya gelmediğini belirtiyor. Gazetenin yorumu şöyle devam ediyor:

“Buna rağmen sorunu çözemediler, tersine, daha da derinleştirdiler. Sanayisi güçlü ülkelerin temsilcileri, eski ve kötü bir filmi yeniden vizyona koyarak, kalkınmakta olan ülkelere yardım fonu oluşturmayı kararlaştırdılar. Böylece vicdanlarını, para karşılığında temize çıkarmış oldular. Yıkım anlamına gelen ekonomik gidişattan nasıl geri dönüleceğini konuşmak yerine, çok uzakta ve soyut bir hedef yönünde görüş birliğine vardılar. Yani, bir buluşmanın yerini saptayıp, saatini belirlememek gibi bir şey bu. Ele geçen fırsatın yansıması hüsran.”

Frankfurter Rundschau gazetesi de aynı konudaki yorumunda, BM İklim Konferansı adındaki "sirk gösterisinin" birkaç tur daha devam etmesinin anlamlı olmadığını belirtiyor ve şu öneriyi ortaya atıyor:

“Şimdi elde kalan tek fırsat, yerküreyi en fazla ısıtanların öncü rol oynaması ve icabı halinde diğerlerini de önşart olmaksızın sürece dahil etmeleri. Dünyanın 15 ülkesi, tüm zararlı karbondioksit gazların salınımının yüzde 80’inden sorumlu. Kopenhag’ta iklim korumasını ne kadar önemsediklerini vurguladılar. O zaman bu ülkelerin siyasetçileri sözlerini uygulamaya koymalılar. Ve o politikacıları seçenler de onları denetlemeli, bu konudaki vaadlerini tutmadıklarında onları oylarıyla alaşağı etmeliler.”


Die Welt gazetesinden seçtiğimiz yorum, Türkiye’nin de Sırplar, Karadağlılar ve Makedonlar gibi AB sınırları içinde serbet dolaşım hakkı talep etmesiyle ilgili. Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, AB üyeliği yolunda Türkiye kadar ilerlemememiş olan bazı Balkan ülkelerine Schengen sınırları içinde vize yükümlülüğünün kaldırılmasının anlaşılmaz olduğunu belirtimişti. Michael Stüarmer imzasını taşıyan “Kırılgan Osmanlılar” başlıklı yorum özetle şöyle:

“Türkiye zor bir ülke. Bunun altında yatan nedenler ise Türklerin, Kemalist bir devrim olan 'laiklik' ile 30 yıldan bu yana İran’dan başlayarak yayılan ve Ortadoğu’nun çehresini ve ruhunu değiştiren 'siyasal İslam' arasında bölünmesinden kaynaklanıyor. Avrupa yanlısı teknokratlar ile siyasetçiler uzun vadede AB üyeliği mi, yoksa toplumsal bir sözleşme mi daha yararlı, buna karar vermeliler. Bu mesajı Türklere vize yükümlülüğü kapsamında, satır aralarında iletmek hiç kimse açısından erdem anlamına gelmiyor.”


Son olarak Frunkfurter Allgemeine Zeitung'dan İran'la ilgili bir yorum aktarıyoruz. Gazete, Tahran yönetimine muhalefetiyle tanınan dinî lider Ali Muntazeri’nin cumartesi günü ölmesinin olası sonuçları kapsamında kaleme aldığı yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“İran’da reform hareketi, Muntazeri’nin ölümüyle birlikte dinî liderini kaybetmiş oldu. Muntazeri’nin ölümü, İran’da gittikçe siyasi önemini yitirmekte olan dinî liderliğin de önemli bir üyesinden yoksun kalması anlamına geliyor. Muntazeri’nin ölümü, zaten Ahmedinejad yönetiminin baskısı altında olan dini kanattaki reformcuların da etkinliğini kaybetmesi olarak okunabilir.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Çelik Akpınar


Editör: Murat Çelikkafa