1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

21.11.2005 - Avrupa basınından özetler...

Bugünkü Alman ve Avrupa basınının yorum sütunlarında, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’in görevine veda etmeye hazırlanması, ABD Başkanı George W. Bush’un Çin’deki temasları, Pakistan’daki depremzedeler için yapılan uluslararası kreditörler konferansı ve Irak’ta durmak bilmeyen şiddet, öne çıkan konular.

7 yıl başbakanlık yapan Gerhard Schröder’in görev süresi sona eriyor. Hristiyan Demokrat Birlik lideri Angela Merkel’ın, yarın Federal Meclis’te yapılacak oylama ile başbakanlığa gelmesi bekleniyor. Köln’de çıkan Express gazetesinin konuyla ilgili yorumunda şu satırları okuyoruz:

"Schröder’e veda ve halefi Merkel’ın seçimi ile yeni bir dönem başlıyor. Almanya’da ilk kez bir kadın politikacı hükümetin başına geçecek. Ayrıca Hristiyan Birlik partileri ve Sosyal Demokratlar, onyıllardır birbirleriyle mücadele ettikten sonra, tekrar elele verip Almanya için ortaklaşa sorumluluk yüklenecek. Seçim öncesi yürütülen kampanyada taraflar, hiçbir uzlaşmaya yeşil ışık yakmadan birbirlerine karşı cephe almışlardı. Ancak siyasetçiler, seçmenin isteği doğrultusunda işbirliği yapmanın yolunu buldular. Polemik yerine pragmatizm – yeni hükümetin siyaseti de bu çizgide belirlenmeli."

Märkische Oderzeitung ise, „Schröder iyi bir başbakan mıydı?” sorusuna yanıt arıyor:

"Siyasi rotada ani dönüşler, Schröder için hiçbir zaman sorun olmadı. Reform başbakanı olarak göreve başladı, daha sonra patronların yoldaşı oldu, son seçimler öncesinde ise sosyal dayanışmanın en ateşli savunucusu olarak kampanya yaptı. Bu tempoya ayak uydurmak, zaman zaman hem partisi, hem de seçmenleri için epey güç oldu. Ancak bugüne kadar Almanya’da hiçbir başbakan, bu kadar yoğun bir şekilde savaş ile barış arasında karar vermek ve yapılması gerekli reformları başlatmak zorunda kalmamıştı.“

Rostock’ta yayınlanan Ostsee-Zeitung adlı gazete de, Schröder döneminin bir bilançosunu çıkarıyor:

“Schröder, “işsiz sayısını yarılayacağım” diyerek koyduğu çıtayı aşamadı ama Almanya tarihinin üçüncü sosyal demokrat başbakanı, 16 yıllık Kohl iktidarının ardında bıraktığı mali kaos gerçeğini halka anlatma görevini üstlendi. Ardından da “Gündem 2010” adlı reform paketi ile harekete geçti. Bu tarihi bir karardı. İşte Schröder’in mirası: Onun başbakanlık koltuğunu yitirmesine neden olan reformları, şimdi halefi devam ettirmek zorunda, hem de çok daha sert bir şekilde.”

ABD Başkanı Bush’un Çin ziyareti, Alman ve Avrupa gazetelerinin yorum sütunlarında ağırlıklı olarak göze çarpan dış politika konusu. Almanya’nın Essen kentinde çıkan Neue Ruhr/Neue Rhein Zeitung, konuyla ilgili şu yorumu yapıyor:

"Bush, siyasi bir gösteri olarak protestanların dini ayinine katıldı ve özgürlüğün öneminden bahsetti. Ancak bu adımlar, Çin’in komünist yönetimini ürkütmekten çok uzak. Tartışma ortamı bulunmuyor, eleştirel sorulara yer yok. Çin Devlet Başkanı Hu Jintao, ülkesinin gücü ve büyüklüğünden kaynaklanan bir özgüven sergiliyor. Hu’nun karşısında insan hakları savunucusu rolünü üstlenmeye çalışan Bush’un karnesi ise, Irak Savaşı, Ebu Gureyb’deki işkence skandalı ve Guantanamo’daki hukuk ihlalleri yüzünden bol kırıklar ile dolu.”

Avusturya’da çıkan muhafazakar Die Presse adlı gazetede Bush’un Çin’deki temasları ile ilgili şu satırları okuyoruz:

"Bush’un uyarıları, evsahibinin bir kulağından girip diğerinden çıkmıştır. Çin yönetimi, artık rejime yönelik eleştirilere karşı gayet lakayt bir tavır içinde olma lüksüne sahip. Batı ne de olsa, giderek güçlenen dikta rejimi ile yaptığı ekonomik anlaşmaları, herhangi bir siyasi koşula bağlamaktan vazgeçeli epey oluyor. Bu üzücü bir durum, fakat ne yazıkki değişecek gibi görünmüyor."

İtalya’dan Il Messaggero da Bush’un gezisi ile hakkında olumsuz bir bilanço çıkarmış:

“Başkan Bush’un Çin’deki gündeminde ekonomiden insan haklarına kadar, gerçekten önemli konular vardı. Ancak tarafların ne kadar memnun oldukları yönünde klişeleşmiş açıklamaları dışında herhangi bir sonuç yok ortada. Buluşma, son dönemde Washington ve Pekin arasındaki ilişkilere damgasını vuran büyük gerginliği de gidermekten uzaktı.”

Şimdi Irak’a uzanıyoruz. Alman Fuldaer Zeitung adlı gazete, ülkede durmak bilmeyen şiddeti ve ABD’nin çizgisini mercek altına almış:

“Irak, ABD için giderek daha büyük bir fiyaskoya dönüşüyor. İstikrarın esamesi okunmuyor. Bir tek Sünniler ile Şiiler arasında iç savaş eksik! Yanlış bilgiler ile ülkesini böyle bir serüvene sürükleyen Başkan Bush’un hala görevde olması bir skandal.”

Son olarak Pakistan’daki depremzedeler için düzenlenen kreditörler konferansı ile ilgili olarak Süddeutsche Zeitung adlı gazeteden bir yorum sunuyoruz:

“Pakistan, gelecek uluslararası yardımın, gerçekten ihtiyaç duyulan yerlere aktarılmasından sorumlu. Eğer Devlet Başkanı Müşerref, yolsuzluk ve istismarın önüne geçemez ise, hem kurbanları, hem de kreditörleri aldatmış olacak. Ancak sanayi ülkelerinin de verdikleri mali yardım sözünü en kısa zamanda tutmaları gerekiyor. Aksi takdirde, onlar da inandırıcılıklarını kaybedeceklerdir.”