1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

21.10.2010 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un Türkiye ziyareti ve İngiliz hükümetinin alacağı tasarruf önlemleriyle ilgili yorumlar ağırlıkta. Wulff'un temasları ile ilgili değerlendirmeler dikkat çekici.

default

Neue Osnabrücker Zeitung Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un Türkiye ziyaretini yorum sütunlarına taşıyor. Gazete ziyarette Türkiye açısından bir ilkin yaşandığını belirterek, şu görüşlere yer veriyor:

"Türkiye’de türban tartışması yeniden alevlendi. Cumhurbaşkanı Gül’ün eşi, Wulff’un ziyaretini, devrimci bir mesaj vermek amacıyla kullandı. Resmi karşılama töreninde ilk kez kırmızı halının üzerinde türbanlı yürüdü ve Atatürk zamanından beri lâik devletin bekçisi olarak görülen askerleri selamladı. Bu sembolik hareket inanılmaz büyük bir öneme sahip. Sonuç olarak türban okullar, üniversiteler ve kamu sektöründe yasak. Dahası, ülkenin en üst düzey yetkilisinin eşi türbanı resmi bir karşılama töreninde takıyorsa, o zaman türban yasağının kalkması da an meselesi demektir. Müslüman-muhafazakâr Adalet ve Kalkınma Partisi bunun için yıllardır bastırıyor, yargı, ekonomi ve ordudaki lâik kesime karşı öfkeli ve şiddetli bir başkaldırı sergiliyor. Bu kumaş parçası yüzünden, islâmın gelecekte hangi role sahip olacağı, din-devlet işlerinin ayrı olması prensibinin devam edip etmeyeceği ya da Türkiye’nin ‘hafif bir din devleti'ne dönüşme tehdidi içinde olup olmadığı tartışmaları alevlendi. Türban baskının bir işareti olmamalı. Sadece az sayıda kadın değil, eğitimli, ekonomik özgürlüğü olan kadınlar da türbanı inançlarının ifade biçimi olarak taşıyorlar. Politik islâm için mücadele eden birçok kişi için ise türban bundan daha fazla anlam taşıyor. Onlar türbanı demokrasi, özgürlük ve eşitlik için savunmuyor.”

Oldenburgische Volkszeitung bugünkü sayısında Wulff’un ziyareti vesilesiyle Türkiye’nin AB üyeliğini mercek altına alıyor:

“Türkiye AB üyeliği için gerekli olgunluğa erişme hedefinden çok uzak görünüyor. İnsan haklarının durumu hala sorunlu olarak nitelendirilebilir. Basın özgürlüğü ise Rusya ile karşılaştırılabilecek durumda. Din özgürlüğü ise konu bile değil. Ordu anayasa reformuna rağmen devlet işleri ve ekonomide inanılmaz baskın bir role sahip. İşte genel olarak bu tablo gözönüne alındığında, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bütün bunlara rağmen Almanya’dan Türkiye’ye AB üyeliği müzakerelerinde destek vermesini istiyor. Gül ülkesine kurban imajı vermek istiyor. Burada vermek istediği mesajsa ‘AB bizi istemiyor.“ Ancak asıl sorun Türkiye’nin değişim konusunda yeterli istekliliğe sahip olmaması.“

Darmstädter Echo Wulff’un ziyaretini ise başka bir açıdan ele alıyor:

“Almanya ile Türkiye’nin ne kadar yakın olduğu ya da birbirlerine bağlanmak isteyip istemedikleri konusunda bir kanıt gerekiyor idiyse, Cumhurbaşkanı Wulff’un Türkiye ziyaretinin ilk günü bunu gösterdi. Wulff’un ifadeleri ve yaptığı konuşma ev sahibi Türkiye için düşünülmüş, hazırlanmıştı. Ancak ziyarette baskın olan Alman iç politikasıydı ve Cumhurbaşkanı’nın yurtdışı seyahatlerinde nadiren yaşansa da ziyaret politik açıdan önemli bir hadiseye dönüştü.”

Bugünkü Alman gazetelerinin yer verdiği bir başka konu ise İngiliz hükümetinin açıkladığı, geniş kapsamlı tasarruf önlemleri. Suttgarter Zeitung’da şu satırları okuyoruz:

“Cameron hükümetinin böylesine geniş kapsamlı kesintileri, devlet personelini bilinçli olarak azaltmayı ve devlet içinde en alttan en üste kadar bütçenin dağılımını yeniden düzenlemeyi öngören ideolojik hedefleri uygulayıp uygulayamayacağı sorusu gündemde. Bu daha fazla tartışılmalı. Bu tartışmaların ne zaman protestolara dönüşeceği ise bir başka soru. İngilizler yapıları gereği sosyal sorunları sokaklara dökülüp protesto etmeyi sevmiyor. Ancak eğer alınacak bu tasarruf önlemlerinin sonuçlarını doğrudan hissederlerse, işte o zaman Ada'da herşey hızla değişebilir.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topcu

Editör: Ahmet Günaltay