1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

21.05.2009 - Avrupa basınından özetler

İran'ın orta menzilli füzeleri için başlattığı denemeler ve İngiltere'de milletvekillerinin devlete fatura ettiği özel harcamalar bugünkü Avrupa basınında öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

default

Avrupa basınından derlediğimiz yorumlara İtalyan La Republika'dan bir alıntıyla başlıyoruz. Roma'da yayımlanan gazete, İran'ın orta menzilli füze geliştirme çabaları kapsamında yaptığı deneme uçuşlarını değerlendirerek, söz konusu girişimin, nükleer tartışmaların ayyuka çıktığı bir zamanda yapılmasının dikkat çekici olduğuna işaret ediyor:

“İran'ın başarıyla sonuçlanan deneme uçuşları, diplomatik ve askeri çevrelerin çözüm için kafa patlattıkları Tahran’ın nükleer programıyla ilgili tartışmalara iyice tuz biber ekti. Sadece İsrail ve Amerika değil, bölgede yaşayan Araplar da bu girişime kuşkuyla bakıyor. Özellikle Sünni Müslümanlar, Şii İran'ın askeri çıkışından endişe duyuyor. Gerçi İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Semran'da başlayan deneme uçuşlarında, karadan karaya fırlatılabilen füzelerle ilgili belirli bir hedef zikretmiyor. Ama 2 bin kilometrelik bir menzil söz konusu olduğuna göre hesap ortada: Teorik olarak İsrail'in vurulması mümkün. Ayrıca Körfez bölgesindeki Amerikan üsleri ve Güneydoğu Avrupa da dâhil olmak üzere tüm çevre ülkeler de yine İran'ın tehdidi altında.”

Fransa'nın başkenti Paris'te yayımlanan Le Monde ise çok sayıda İngiliz milletvekilinin adının karıştığı "masraf skandalını" ele alıyor. Gazete konuyla ilgili yorumunu “What a mess - Ne karmaşa ama” başlığıyla sütunlarına taşıdığı yorumda özetle şu görüşlere yer veriyor:

"Gerek Avam Kamarası, gerekse İngiltere'deki parlamenter sistem, bu yolsuzluk skandalında çok ağır bir darbe aldı. İnsanın 'What a mess - Ne karmaşa ama' diyesi geliyor. Meclisin adı ve otoritesi ciddi anlamda zarar gördü. Skandal her sınıftan, her partiden politikacıyı içine aldı. Seçmenlerin bu konudaki öfkesinin Haziran'da yapılacak Avrupa seçimlerine de yansıtması bekleniyor. Aşırı sağcı İngiliz Nasyonal Partisi de kullandığı sert sloganlarla bu olumsuz gelişmeyi kendi lehine çevirmeye çalışıyor. Sonunda bu skandalın kurbanı Başbakan Gordon Brown olabilir. Zira ülkede oluşan güvensizlik havasından Brown'un popülaritesi de fazlasıyla etkilendi. Bu da yolsuzluk skandalının, daha da vahim bir hal almasına yol açıyor.”

Danimarka gazetesi Jyllands-Posten ise Hindistan seçimlerinin ardından ülkede yeni kuşak "Gandhi"ler ile oluşan olumlu havayı değerlendiriyor:

“Hindistan'daki seçmen, Nehru ve Gandhi'nin 1947'de bağımsızlığa kavuşturduğu Hindistan'ı seçti. Halk kastçı popülist partilere ve bölgesel aşırıcılığa hayır dedi. Gelecekte dünya devi olma hedefini güden Hindistan'ın, şimdi bu gücünü gösterme ve iktidara taşıma zamanı geldi. Zafer kutlamaları bittikten ve uzmanlar seçim tahminlerinin neden tutmadığını analiz ettikten sonra, istikrarlı bir hükümetle Hindistan adına yapılması gereken ödevler ve çözülmeyi bekleyen sorunlar için harekete geçilmeli. Sorunların başında ise ülkenin yakın komşusu olan ve dünyadaki en tehlikeli bölgelerden biri olarak gösterilen Pakistan'la kurulması zaruri iyi ilişkiler var.”


Derleyen: Özlem Coşkun

Editör: Murat Çelikkafa