1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

21.02.2011 - Alman basınından özetler

Arap ülkelerini saran isyan ateşinin kanlı bir şekilde Libya’ya sıçraması ve İran’da tutuklanan iki Alman gazetecisinin para cezasına çarptırılarak tahliye edilmesi bugünkü Alman basınından aktaracağımız yorum konuları.

default

Neue Osnabrücker Zeitung, Arap gençliğinin dikta ve fanatizm sultasına ayaklandığını, Facebook nesli Tunus ve Mısır’da hemen, hemen kansız bir devrimle iktidar sahiplerini kovarken Libya’nın kan gölüne dönme tehlikesinin bulunduğunu belirttiği yorumunda devamla şu satırlara yer veriyor:

“Diktatör Kaddafi kendi halkına savaş ilan edercesine silahsız göstericilerin üzerine ateş açtırıyor. Kaddafi, kaybetmemek için her türlü katliamı göze alabilecek karakterdeki bir liderdir.Dünya buna seyirci kalamaz. Avrupa Birliği, artık utanç verici tutumunu bir yana bırakıp diktatöre kırmızı halı sermekten vazgeçmelidir. Brüksel, tek sesle konuşmalıdır. Şimdi doğalgaz ve petrol lisanslarını düşünme vakti değildir. Kayıtsız şartsız dayanışma zamanı gelmiştir. Avrupa Birliği ve ABD en küçük şüpheye dahi yer bırakmayacak şekilde göstericilerin yanında yer alıp özgürlüğün kazanabilmesi için harekete geçmelidir. Kaddafi ve soyunun banka hesapları dondurulmalı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de öğrenci katliamına son vermediği takdirde yerinin Uluslararası Ceza Mahkemesi olacağını Kaddafi’ye gösterecek bir karar çıkartmalıdır.”

İran’a muhabirlik vizesi almadan girdikleri için tutuklanan iki Alman gazetecisinin yoğun diplomatik girişimlerden sonra para cezasına çarptırılarak serbest bırakılmasını konu alan yorumla devam ediyoruz. Mitteldeutsche Zeitung , Tahran’ın Alman muhabirlerin ülkelerine dönüşünü paraya çevirdiğini belirttiği yorumunu şöyle sürdürüyor:

“Daha da kötüsü, ülkesinde daha farklı yansıtılmaya çalışsa da, Almanya Dışişleri Bakanı ceza olarak Tahran’a gidip rejimin ayaklarına kapanmak zorunda bırakılmıştır. Muhabirlerin İran’dan ayrılabilmeleri için bu bedelin ödenmesi insani bakımdan makul karşılanabilir. Siyasi bakımdansa çok yüksek bir bedel ödenmiştir. Mahmud Ahmedinejad gibi sinik bir liderle iş yapılmamalıdır. Onun aslında uluslararası alanda aforoz edilmesi gerekir. Ne kadar anlayış gösterilse de, dışişleri bakanının alçak gönüllülük jesti emsal oluşturmamalıdır.”

Berliner Zeitung'da ise şu satırları okuyoruz:

“Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, insana değer vermeyen ve anti demokratik bir Yahudi düşmanı olan Ahmedinejat’ın elini sıkmayıp onunla görüşmeseydi, dış politikayı sadece insan haklarının bir uzantısı olarak görenlerden alkış alırdı. Ama karşılığında da iki Alman muhabir hâlâ Tebriz cezaevinde oturuyor olurdu.”

Süddeutsche Zeitung’un Amerikan Ortadoğu politikasını konu alan yorumunda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin İsrail aleyhinde karar almasının Washington yönetimi tarafından önlenmesi eleştiriliyor.

“İsrail’in yerleşim politikasının kınanmasının Amerikan engeline takılmasıyla, ABD Ortadoğu’daki müttefikini korumak amacıyla BM Güvenlik Konseyi’ni 51'inci kez İsrail aleyhinde karar çıkarmaktan alıkoymuş oldu. Siyasi bakımdan son veto ayrı bir özellik taşıyor. Sadece Barack Obama’nın Başkanlık dönemindeki ilk Amerikan vetosu olması bakımından değil. Zira bu veto son derece yüz kızartıcı ve zararlıdır. Utandırıcıdır, çünkü Obama Güvenlik Konseyinde kendi kanaatine ve beyanatlarına karşı oy kullandırtmış olmaktadır. Filistin topraklarında Yahudi yerleşimleri kurulmasını en sert dille kınayanlardan biri o değimliydi. Şimdiyse 180 derecelik bir dönüşle devletler hukukuna aykırı bir uygulamanın hamiliğini üstlenerek, ahlâkî bakımdan da kendine gölge düşürmüş oluyor.”

Yorum özetlerine Berlin’de yayımlanan T ageszeitung’un 20’ller Grubu maliye bakanları buluşmasını konu alan satırlarıyla son veriyoruz:

“Euro Bölgesi, liderleri önümüzdeki zirvede mali istikrar fonunu revize etmeyi planlıyorlar. Birlik Komisyonu’nun genişletilmiş kriterler katalogu Almanya tarafından bloke ediliyor. Almanya, kendi yaptığı gibi her üyeye borç freni taktırtmak ve ticaret fazlasıyla Euro Bölgesi'ndeki istikrarsızlığa önemli katkıda bulunduğunu gözden kaçırtmak istiyor. Buna izin verilmemelidir.”


© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa