1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

2010 krizle mücadele yılı oldu

Ortak para birimi euro sanıldığı kadar sağlam mı? Avrupa Birliği ülkeleri iflas ederse ne olur? 2010 yılında Avrupa’nın ekonomik ve mali tartışmalarına bu sorular hakim oldu. DW'den Christoph Hasselbach'ın haber-analizi:

default

Avrupa Birliği 2010 yılını euro krizini konuşarak geçirdi. Aylar geçtikçe krizin ne kadar vahim boyutlar alacağını Ocak ayında kimse tahmin edememişti. Ama Yunanistan’ın borç taksitlerini ödeyememe durumuna düşeceği belli olmuştu. Para ve mali işlerden sorumlu Komisyon üyesi Olli Rehn, şubat ayında Avrupalıları yatıştırmaya çalışıyordu:

"Sadece, böyle bir durum ortaya çıktığı takdirde Euro Bölgesi'nin mali istikrarını koruyacak imkan ve yöntemlere sahip olduğumuzu söyleyebilirim."

Tek bir ülkenin sorunlarının bütün para birliğini etkileyebileceği böylece ortaya çıkmış oluyordu. Ama Ollu Rehn’in karşılıksız vaatleri herkesin hoşuna gitmedi. Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle nisan ayında kapsamlı yardım operasyonuna karşı çıktı:

"Vaktinden önce kesenin ağzını açan, çok geçmeden Yunanistan’ın ödevlerini gayret ve gerekli disiplinle yapmadığını görecektir. Avrupalı vergi mükellefinin münferit ülkelerin hatalarına kefil olması beklenemez."

Yunanistan'a kurtarma paketi

Ama mayıs ayı başlarında Yunanistan’a dev bir yardım paketi hazırlandı. Karşılığında Yunanistan kemerleri iyice sıkacaktı. Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble bunun doğru bir karar olduğunu söylerken hükümet içindeki bölünmeyi de açığa çıkarmış oluyordu:

"Avrupalılar Euro Bölgesi'nin istikrarını bir bütün halinde korumalıdır. Bu bize verilmiş bir görevdir. Bu görevi ne kadar iyi yerine getirirsek, bütün Avrupa’ya ve tabii Almanya’ya da hizmet etmiş oluruz."

Ama çoktan, krizin Yunanistan’la sınırlı kalmayacağı uyarıları geliyordu. Avrupa Halk Partisi’nin Lüksemburglu milletvekili Frank Engel, yeni kriz adaylarının Avrupa’nın başına çok daha büyük iş açabileceğini söylüyordu:

"Bugün Yunanistan’da olanlar yarın Portekiz’de, çok geçmeden de İspanya’da tekerrür edebilir. İspanya moratoryum ilan ederse bütün Avrupa ödeyememe durumuna düşer. Çünkü Avrupa’nın parası İspanya’yı kurtarmaya yetmez."

Panik havası

Brüksel’de panik havası esmeye başlamıştı. Yunanistan yardım paketinin dürülmesinden bir hafta sonra Euro Bölgesi, Uluslararası Para Fonu ile birlikte 750 milyar euroluk can simidini karara bağladı. Aynı zamanda bütün hükümetler bütçe disiplini sözü verdi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın baş iktisatçısı Pier Carlo Padoan sonuçtan memnundu:

"Mali disiplinle piyasaların disiplini arasındaki ahengin arttırılması şart. Bu bakımdan Avrupa’nın kurtarma mekanizmasından memnuniyet duyuyor ve gelecekte katı kurallara bağlı, sürekli likidite yardımına dönüşecek olmasından mutluluk duyuyoruz."

Ama özlemi duyulan katı kurallar ufukta görünmüyordu. Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’e bu kadar kolaylık göstereceği tahmin edilmemişti. Avrupa Parlamentosu’ndaki liberal partiler grubunun başkanı Guy Verhofstadt şaşkına dönmüştü:

"Öncelikle Almanya’dan bunu beklemezdim. On ay boyunca sert yaptırımlar talep eden Almanlar şimdi bunun tam tersini yapıyorlar."

Klaus Regling'in kehaneti

Ama gerginlik biraz olsun giderilebilmişti. Euro Mali İstikrar Fonu başkanı Klaus Regling, ekim ayının sonlarında, bir daha hatırlamak bile istemeyeceği bir kehanette bulunmuştu:

"Kefalet fonundan para çekileceğini ve para birliği üyesi ülkelerin mali yardıma ihtiyaç duyacağını tahmin etmiyorum."

Aradan bir ay bile geçmeden Regling yalancı çıktı. Ortaklarının can simidine sarılan ilk ülke İrlanda oldu. Portekiz ve İspanya’nın da yardım istemesi durumunda istikrar fonunda para kalmayacağı endişesi artmaya başladı. Ama devlet ve hükümet başkanları aralık ayındaki Birlik zirvesinde kefalet hacminin şişirilmesini ret ettiler ve fonun her hal ve kârda yeterli olacağı şeklinde muğlak bir ifade kullandılar.

Almanya etkili oldu

Almanya Başbakanı, euro tahvilini gündemden çıkartmayı başardı ve 2013 yılında yürürlüğe girecek olan sürekli istikrar mekanizmasına son çare olarak başvurulmasını da ortaklarına kabul ettirdi. Euro ülkeleri ekonomi politikalarını daha iyi koordine etmeyi kararlaştırdılar. Ama bu uzun vadeli projenin nasıl gerçekleştirilebileceği merak konusu.

Yıl sonunda geriye sadece, alınan kararların piyasaları sakinleştirmesini ummak kaldı.

Yıl başlarındaki euro krizi, ortak para birimini kullanan ülkeleri gafil avlamıştı. Bir yıl sonra Birliğin durumu nispeten düzelme gösterdi. Krize karşı alınan tedbirlerin yeterli olup olmadığını ve vakit kaybetmeden uygulanıp uygulanamayacağını ise kimse söyleyecek durumda değil.


© Deutsche Welle Türkçe

Christoph Hasselbach / Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız