1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

2008, AB’nin hareketli yılı oldu

Lizbon Antlaşması'nın onaylanması çalışmaları, iklim değişikliğiyle mücadele tartışmaları, önce Gürcistan gerginliği, sonrasında küresel mali kriz... 2008, AB açısından birçok gelişmenin kaydedildiği bir yıl oldu.

default

Slovenya'nın, yılın ilk altı aylık dönemine denk gelen ve oldukça sessiz geçen başkanlık dönemi, büyük bir şokla kapandı. İrlandalıların, Avrupa Birliği'nde bir dizi yapısal reformu öngören Lizbon Antlaşması'nı oyladığı referandumdan ‘hayır‘ cevabı çıktı. Bu olay Birlik genelinde büyük bir şok etkisi yarattı.


Ancak Fransa’nın Konsey Dönem Başkanlığı sırasında yepyeni projeler ortaya atıldı. Dönem Başkanı Nicolas Sarkozy, ‘Akdeniz İçin Birlik’ fikrini ortaya attı ve küresel ısınma konusuna büyük önem verdi.


Gürcistan krizinde tavır

AB, Gürcistan krizinin sona ermesi için aktif çaba harcadı

AB, Gürcistan krizinin sona ermesi için aktif çaba harcadı

Sarkozy: “Biz bu felaketin önüne geçebilecek son kuşağız. En son… Eğer hemen bir şeyler yapmazsak, bizden sonra gelecek nesiller, yaşanacak kayıpları sadece sınırlandırabilirler. Ancak bunları durdurmaları mümkün olmayacak."

Fransa, dönem başkanlığına henüz başlamıştı ki, Kafkaslar’da Gürcistan ve Rusya arasında kriz patlak verdi. Rus birlikleri Gürcistan topraklarına girdi. AB Komisyonu Başkanı José Manuel Barosso, bu dönemde şu yorumu yaptı: "Son gelişmeler ışığında hiçbir şey olmamış gibi davranamayacağımız gayet açık."

Yaşanan gelişmeler sonrasında AB, Rusya’yla yapılacak yeni bir ortaklık anlaşmasını durdurma kararı aldı. Bu arada Sarkozy, Rusya ve Gürcistan arasında ateşkes sağlanması için girişimlerde bulundu.


Krize karşı ortak hareket

Küresel kriz, AB'nin gündem başlıkları arasında yer aldı

Küresel kriz, AB'nin gündem başlıkları arasında yer aldı

Bölgede yaşanan bu gerginlik henüz tam anlamıyla atlatılamadan, yeni ve daha büyük bir sorun ortaya çıktı: ABD’de başlayıp tüm dünyaya yayılan küresel mali kriz… Batık ipoteklerle başlayan krizin etkileri ilk başta bankacılık sektörüyle sınırlı kalsa da, daha sonra hızla diğer sektörlere de yayıldı. Bir süre sonra ülkeler, küresel mali krizle baş etmek, batmakta olan bankları kurtarmak ve önlemler almak için; ortak hareket etmekten başka şansları olmadığının farkına vardılar.


AB Komisyonu'nun Ekonomi ve Para İşlerinden Sorumlu Üyesi Joaquín Almunia, girişilen bu toplu hareketi şu şekilde özetliyordu: "Eğer konjonktürle ilgili tedbirler uygun bir şekilde alınırsa, bir artı bir, üç edebilir. Eğer eşgüdümlü bir şekilde çalışılmazsa ve negatif olaylar birbirini izlerse, bir artı bir, ikiden daha düşük bir sonuç, verebilir. Mesela eksi bir veya sıfır."

Sonbaharda haftalar boyunca konuşulan tek konu küresel mali kriz oldu. Sonrasında başka konular tekrardan yavaş yavaş gündeme gelmeye başladı. Örneğin AB, Afrika’nın kuzeydoğusunda sürekli tekrarlanan korsanlık olaylarıyla mücadele etmek için ilk kez bir AB misyonu görevlendirdi. AB Konseyi Ortak Güvenlik ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana, harekat öncesi şunları söyledi: "Bu, güçlü bir zemine dayanan çok sağlam bir operasyon olacak. Caydırıcı, engelleyici, koruyucu ve her şeyden önce Birleşmiş Milletler’in yardım tedbirlerini kollayıcı bir amacı var."


İklim paketi ve AB

Küresel ısınma yıl boyunca üstünde oldukça durulan bir konuydu

Küresel ısınma yıl boyunca üstünde oldukça durulan bir konuydu

Tabii ki küresel ısınma da yıl boyunca üstünde oldukça durulan bir konuydu. Aralık ayındaki Avrupa Birliği Liderler Zirvesi'nde küresel ısınmayla mücadele paketi, uzun tartışmaların ardından karara bağlandı. Bu konuda en çok çaba gösterenlerin başında gelen Almanya Başbakanı Angela Merkel, memnuniyetini şu sözlerle dile getirdi: "Tabii ki bu durum özellikle bizi sevindiriyor. Çünkü iklim paketinin çerçevesi, Almanya'nın dönem başkanlığı sırasında çizildi. Bu kararlar, şimdi hazırlanacak bir yönetmelikle tam olarak hayata geçirilecek. Bu konuda geçerli ölçütleri ve uzlaşmayı sağlama başarısını gösterebildiğimiz için çok mutluyum."

İrlanda hükümetinden Lizbon Antlaşması’nın tekrardan referanduma götürüleceği yönünde söz alınması, AB içinde büyük bir rahatlama sağladı. Konsey Dönem Başkanı Nicolas Sarkozy, bu yoğun gündeme rağmen, görevini layıkıyla yerine getirdiğinden emin bir şeklide kısa ve öz bir bilanço çıkardı: "Sanırım bugün artık hiç kimse, taşın altına elini koymaktan çekinmeyen bir konsey başkanına ve gerçek bir yönetime duyulan ihtiyacı inkâr edemez."

Çek Cumhuriyeti’nin ödevleri

1 Ocak'ta AB Konsey Dönem Başkanlığı görevini Fransa'dan devralacak Çek Cumhuriyeti’ne bu anlamda büyük ödevler düşüyor. Zira Çek Cumhuriyeti, İrlanda dışında, Lizbon Antlaşması'nı onaylamayan tek ülke. Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus, bu belgeye karşı olduklarını gizlemiyor. Başbakan yardımcısı Alexandr Vondra ise ülkesinin önümüzdeki altı aylık dönem başkanlığı sürecine dair yine de iyimser konuşuyor: "Mücadeleye dezavantajlı bir şekilde başlamak aslında çok da kötü değil. Zira böylece yapacaklarınızla diğerlerini her zaman sadece pozitif anlamda şaşırtabilirsiniz."