1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

2003 Türkiye'de de fırtınalıydı

2003 Türkiye açısından hayli sancılı geçti. Irak savaşının yarattığı gerginlik, siyasi yasaklı Erdoğan’ın başbakanlık koltuğuna oturması, hükümet - Çankaya, hükümet-asker gerilimleri, türban tartışmaları, AB reformları ve İstanbul’daki kanlı terörist saldırılar 2003’e damgasını vuran en önemli konular oldu.

Irak'a asker gönderilmesine Türkiye'de kamuoyu düzenlediği gösterilerle tavrını koyuyordu

Irak'a asker gönderilmesine Türkiye'de kamuoyu düzenlediği gösterilerle tavrını koyuyordu

2003’te ardı ardına tarihin en ağır krizlerini yaşayan Türk-Amerikan ilişkileri Erdoğan hükümetini derinden sarsan konuların başında geliyor. Türk-Amerikan ilişkilerinin ciddi olarak sorgulanmasına yol açan, hatta bu ilişkileri kopma noktasına getiren iki önemli gelişme yaşandı 2003’te. İlki Türk askerinin Irak’a gönderilmesine ilişkin tezkerenin meclis tarafından reddedilmesiydi. İkincisi ise Süleymaniye’de 11 Türk subayının başlarına çuval geçirilip terörist muamelesi yapılarak gözaltına alınması…

Bu gelişmeler Türk - Amerikan ilişkilerini germekle kalmadı, Erdoğan yönetimindeki Türk hükümetini de sarstı. Hükümetin, Türk ulusunun onurunu koruyamadığı suçlamaları getirildi. Ancak hükümet, herşeye karşın müttefiklik ilişkilerini sürdürmekte kararlı göründü ve bu çerçevede Washington yönetimiyle asker gönderilmesine ilişkin talebin ayrıntılarını görüşmeyi sürdürdü. Sonuçta Türk askerinin Irak’a gönderilmesine ilişkin tezkere çıktı, ancak, bu kez Amerika vazgeçti.

Hükümetin hedefi ise Irak’ta bir biçimiyle yer almak, bu çerçevede özellikle Kuzey Irak’taki terör örgütünün varlığını sona erdirebilmekti. Bu amaçla, ABD’nin de isteğiyle Topluma Kazandırma Yasası çıkartıldı. Topluma Kazandırma Yasası’nın ardından PKK-Kadek’e karşı operasyon başlatılacak, Türkiye, gelmek isteyenlere kapıları açacak, kalanlar ise cezalandırılacaktı. Ancak, şu ana kadar PKK-Kadek’e karşı ABD henüz bir adım atmış değil.

Anayasa değişiklikleri

Erdoğan hükümetinin 2003’te başını ağrıtan bir başka konu ise Anayasa değişiklikleri idi. Seçmen yaşının 30’dan 25’e düşürülmesi ve ormanların devlet tekelinden çıkartılması konusundaki düzenlemeler Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edildi. Ancak hükümet, özellikle ormanların özel sektöre açılması konusunda ısrarlı davranarak anayasa değişikliklerini yeniden Meclis gündemine getirdi.

Laiklik tartışmaları

Askerlerle Erdoğan hükümeti arasında yaşanan laiklik konusundaki gerilim 2003’te gündemden hiç düşmedi. Çatışma, Askeri Şura toplantılarına da yansıdı. Önce, Abdullah Gül’ün Başbakan iken, daha sonra da Recep Tayyip Erdoğan’ın ordudan ihraç edilmek istenen irticacı subaylara muhalefet şerhi koymaları askerleri kızdırdı. AB rüzgarını arkasına almak isteyen Erdoğan askerlerin güvenini bir türlü kazanamadı. Türban ve irticai kadrolaşmaların gündeme gelmesiyle sık sık hükümet-asker gerilimi yaşandı.

Askeri Şura toplantıları için verilen resepsiyonların iptal edilmesi, yemeklerin eşlerin katılımı olmaksızın yapılması bunun en çarpıcı örnekleri arasında gösteriliyor. Askerler ödün vermedi, kararlılık gösterd; hükümet ise gerilimin artmaması için ”bir ileri, iki geri politikası” izleyerek gerginlikleri yatıştırmayı tercih etti.

Dehap kararı

2003’e damgasını vuran bir başka gelişme ise Dehap’ta yaşandı. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Dehap yöneticilerinin 3 Kasım seçimlerine katılabilmek amacıyla resmi evrakta sahtecilik yaptıkları yönündeki yerel mahkeme kararını oy birliği ile onayladı. Yargıtay’ın kararıyla 3 Kasım Milletvekili Genel Seçimleri tartışmalı hale gelirken gözler Yüksek Seçim Kurulu’na çevrildi. Ancak, Yüksek Seçim Kurulu seçimlerin yenilenmesine gerek olmadığına kadar verdi.

Erdoğan başbakan oldu

Yılın en önemli olaylarından biri her ne kadar Irak savaşı ise de bir diğeri siyasi yasaklı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık koltuğuna oturmasıydı. 3 Kasım seçimlerine yasaklı olduğu için katılamayan Erdoğan’ın önündeki engeller önce Anayasa değişikliği ile kaldırıldı. Siirt seçimleri Yüksek Seçim Kurulu’nca sandıklarda sahtecilik yapıldığı gerekçesiyle iptal edilince Erdoğan’ın önü iyice açıldı.

9 Mart’ta yapılan seçimlere katılan Erdoğan Siirt Milletvekili seçildi. Erdoğan, Sezer tarafından hükümeti kurmakla görevlendirildi. 15 Mart’ta Erdoğan görevi Gül’den devraldı. Kendini fırtınalı denizlerin usta kaptanına benzeten Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz ateşten gömleği de giymiş oldu. Irak savaşında alınacak tavır, Amerikan askerlerine Türk topraklarının açılması, Kıbrıs ve ekonomi Erdoğan’ın kucağında bulduğu hayati sorunlar oldu.

Hadep kapatıldı

2003 bir parti kapatılmasına daha sahne oldu. Hadep, PKK terör örgütüne yardım ve yataklık yapmaktan kapatıldı ve aralarında Genel Başkan Murat Bozlak’ın da bulunduğu 46 kurucu ve yöneticisine beş yıl siyaset yasağı konuldu. Hadep, 3 Kasım seçimlerine DEHAP çatısı altında katılmış ve yüzde 6.22 oy almıştı. Kapatılma kararının ardından Güneydoğu’daki belediye başkanları bağımsız olarak görevlerini sürdürüyorlar. Hadep’in kapatılmasıyla cumhuriyet tarihinde kapatılan parti sayısı 26’ya ulaştı.

Türban gerilimi

Parlamentonun kuruluşunun 83’üncü yıldönümü nedeniyle Meclis Başkanı Bülent Arınç, vereceği resepsiyona türbanlı eşi Münevver Arınç ile birlikte ev sahipliği yapacağını bildirince, laiklik konusunda son derece hassas olan Cumhurbaşkanı Sezer, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile ana Muhalefet Partisi CHP hükümete karşı ortak tavır koyarak resepsiyona gitmeme kararı aldılar. Bu Cumhuriyet tarihi boyunca laikliğe karşı uygulamaların protesto edildiği bir ilk olması bakımından son derece dikkat çekiciydi. Laiklik konusunda devlet kurumları arasında resmen bir güç mücadelesi yaşanmaya başlandı.

Kıbrıs sorunu

2003’te Türkiye’yi en zorlayan konuların başında ise Kıbrıs geldi. Annan planının açıklanmasının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Denktaş’a karşı tavır aldı. Bir süre hükümet-Denktaş gerginliği yaşandı. Kıbrıs sorunun çözülmesini isteyen Erdoğan bir ara Belçika modelini önerdi. Avrupa Birliği’nin bastırıyor olması, ayrıca devreye Amerika’nın girmesi Türk hükümetini büyük sıkıntıya soktu. Devlet zirvesinde yapılan değerlendirmelerin ardından sonuçta Denktaş’ın yanında yer alınması kararlaştırıldı. Hükümet bunun üzerine Kuzey Kıbrıs’a destek yapmaya karar verdi. Ancak 2003 Kıbrıs sorusunun çözümünü getirmedi.

AB reformları

Cumhuriyet tarihinin en büyük toplumsal dönüşüm projelerinden biri olarak görülen Avrupa Birliği üyeliği için hükümet 2003’te dört uyum paketini parlamentodan geçirdi. Avrupa Birliği üyelik süreci için gerekli olan reformlardan ilki 6 Şubat 2002 tarihinde Ecevit’in başkanlığındaki üçlü koalisyon hükümeti döneminde parlamentoda kabul edilmişti.

Bunu altı uyum paketi daha izledi. Son iki yıl içinde Ecevit döneminde üç, Erdoğan hükümeti döneminde de dört uyum paketi kabul edilerek yasalaştı. Böylece, bugüne kadar toplam 7 uyum paketi parlamentodan geçmiş oldu. Ne var ki, cumhuriyet döneminin en geniş demokratik açılımları yapılmasına karşın bunların uygulanmasında henüz istenen düzeye gelinmedi. Reformlardan bazıları uygulandı, bazıları ise gerekli yönetmelikler çıkartılmadığı için hayata geçirilemedi.

İstanbul saldırıları

2003’te Türkiye’yi sarsan en önemli olay İstanbul’da ardı ardına gerçekleştirilen terörist saldırılardı. 11 Eylül saldırılarıyla benzerlik taşıyan kanlı eylemlerin ikiz olması dikkati çekti. İlk saldırılar bomba yüklü kamyonetlerle 15 Kasım’da Beyoğlu’nda Neve Şalom ile Şişli’de Beth İsrael sinagoglarına düzenlendi. Bu saldırılarda 24 kişi yaşamını yitirirken, 262 kişi de yaralandı.

İlk saldırının şoku henüz atlatılmadan bu kez 20 Kasım’da ikinci bir saldırı dalgası geldi. Bu kez hedef, Levent’teki HSCB Genel Müdürlük binası ile Britanya Başkonsolosluğu idi. Saldırı sonucu 28 kişi öldü, 450 kişi de yaralandı. Böylece her iki saldırıda toplam 52 kişi yaşamını yitirdi, 712 kişi de yaralanarak tedavi altına alındı.