1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

20.01.2010 - Alman basınından özetler

Deprem felaketiyle sarsılan Haiti’deki durum, göreve gelişinin birinci yıldönümünde ABD Başkanı Obama ile ilgili analizler ve yeni AB Komisyonu’nun oluşturulmasında yaşanan pürüzler, Alman basınında geniş yer tutuyor.

default

Maerkische Zeitung yorumunda, ABD’nin Haiti’ye asker gönderme planını konu alıyor:

"ABD’nin göndereceği 12 bin asker, havaalanını ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı devralacak. Aynı zamanda Brezilya da ülkedeki BM misyonunun başında olduğu için öncü rol oynamakta ısrarlı. BM ise yağmalamaları önlemek ve yardım malzemelerinin dağıtımı için 3 bin 500 kişilik güvenlik gücü gönderiyor. Gayet açık: Birinin liderlik etmesi gerekiyor. Yoksa kaos devam eder. ABD Başkanı Obama, Amerika’nın öncülüğünü gerektiren bir durumla karşı karşıya olunduğunu söylüyor, Ancak Brezilya ile de işbirliği mesajı veriyor. Böylece ülkesinin Haiti’deki 200 yıllık kötü geçmişini telafi edebilir, belki.”

Westdeutsche Allgemeine Zeitung, depremin Haiti’yi yüz yıl geriye attığını, ülkenin bir Marshall Planı’na ihtiyacı olduğunu belirtiyor:

“Haiti’nin bir Marshall Planı’na, tarihi boyutlarda bir yeniden imar programına ihtiyacı var. Aynı ABD’nin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa’da uyguladığı program gibi. Uluslararası toplumun yardımı ve yurt dışındaki Haitililerin havale ettiği 1 milyar 300 milyon dolar olmasa yüzbinlerce insan açlıktan ölür. Başta ABD olmak üzere uluslararası topluluk ancak yangın çıktığında geliyor, alevleri söndürüyor ancak koru söndüremeden gidiyor. Her fırsatta küçük ada devletinin egemenliğini savunan Haitili politikacılar şimdi bu işin içinden yalnız başına çıkamayacaklarını söylüyorlar. Haiti'nin, işi üzerine alacak hamilere ihtiyacı var. ABD, AB, BM ve Brezilya, Şili gibi ülkeler, Haiti bir gün kendi ayakları üzerinde durana kadar işbirliği yapmak ve yardım etmek zorunda.”

Göreve başlamasının birinci yıldönümünde ABD Başkanı Barack Obama'nın icraatı ile ilgili yorumlar da bugünün Alman basınında geniş yer alıyor. Hannover'de yayımlanan Neue Presse gazetesinin yorumu şöyle:

“Ne güzeldi o ilk kez aşık olma hissi! Bu genç, dinamik, vizyonlu siyasetçi karşısında duyulan heyecan tüm dünyayı ve Avrupa'yı sarmıştı. Sağlık reformu, yeni Afganistan stratejisi ya da ülkelerle aynı göz hizasında yürütülen diplomatik görüşmeler gibi Obama'nın yürürlüğe soktuğu projeler en erken birkaç yıl içinde meyvesini verecektir. Keşke meyveleri kendisi toplayabilse...”

Frankfurter Rundschau gazetesinin yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

“Obama'nın yaptığı hatalar genelde taktik hatalardı. Ekonomik krizi yeterince ciddiye almadı, Wall Street'i koruma eğilimindeki danışmanlara fazla kulak verdi. Ancak sonuçları en ağır olan hata, en önemli projesi olan sağlık reformunda ipleri elden bırakmasıydı. Başkan Obama dünyada saygı görürken, kendi ülkesinde alaya alınıyor. Obama'nın görevdeki ikinci yılı kolay olmayacak.”

Nürnberger Nachrichten gazetesinin yorumu ise şöyle:

“Obama'nın tarihe vasat mı yoksa büyük bir politikacı mı olarak geçeceği henüz belli değil. Nobel Barış ödülünü hak edip etmediği sorusunun nihai yanıtı da. Ancak görünen o ki, görevdeki ilk yılının ardından dünya daha güvenli bir yer haline geldi. Çünkü artık Beyaz Saray'da neo muhafazakarlar ve neo liberal ideolojiler baskın değil. Amerikan politikasında akılcılık ve diplomasi ağırlık kazanmaya başladı.”

Rheinische Post gazetesi ise, Bulgaristan’ın AB Komisyonu üyeliğine aday gösterdiği Rumiana Jeleva’nın Avrupa Parlamentosu’ndan gördüğü muhalefet nedeniyle yarıştan çekilmesini konu alıyor. Jeleva ek gelirini gizlemekle suçlanıyordu. Gazete yorumunda, bu durumu AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso için bir fiyasko olarak nitelendiriyor:

“Yeni Komisyon daha göreve başlamadan Barosso, ekibinde değişiklik yapmak zorunda kaldı. Avrupa Parlamentosu, Barroso ile girdiği güç savaşını kazandı. İyi de oldu. Sonuçta önemli olan inanılırlık. Birşeyleri örtbas ettiği iddiaları eşliğinde göreve gelen bir ‘hükümet’, Avrupa’yı nasıl vatandaşa yaklaştırıp şeffaflaştırabilir ki? Bulgar politikacı Jeleva’nın adaylığını geri çekmesi bir kayıp değil, tam tersine AB’de kalite ve demokrasinin zaferidir.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Ahmet Günaltay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız