1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

19.09.2012 - Alman basınından özetler

Almanya’daki gelir dağılımının hızla bozulması ve Amerikan dış politikası, Alman gazetelerinden aktaracağımız yorumların konuları.

Münchner Merkur gazetesi Federal Hükümet'in fakirlik zenginlik raporunu konu alan yorumunda vergi adaletsizliğinin mutlaka giderilmesi gerektiğine dikkat çekiyor:

“Demokrasinin temeline yerleştirilmiş dinamite benzetebileceğimiz bu rapor orta direğin, devlete avuç açmak durumunda olanlarla, servetine servet katan zenginler kulübü arasında nasıl öğütülüp ufalandığını gözler önüne seriyor. Başbakan, Euro kriziyle boğuşmaktan, Cumhuriyet’in nasıl bölünmeye başladığını göremiyor. Koalisyon hükümeti orta sınıfı ezen vergi adaletsizliğini ortadan kaldırmak yerine onu soymak için kolları sıvadı. Euro’nun kurtarılması ve astronomik maliyete yol açan enerji dönüşümünü kurtarmaya çalışan Berlin yönetimi, zenginin kapısını çalmak yerine ortalama gelirlinin cebine el atıyor. Bu böyle sürüp gidemez.”

Yine Münih’te yayımlanan Süddeutsche Zeitung’un aynı konuyla ilgili yorumu ise şöyle:

“Son derece yaygın olan akla aykırı bir düşünce var. O da, sosyal politikaların münhasıran siyasi otoritenin görevi olduğu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yetki alanına girdiği. Aslında sosyal politika iş güç sahibi herkese düşen bir görevdir. Eğitimi ciddiye almayan ve çalışma hayatı sırasında sendika aidatından tasarruf eden kimse, hayatı boyunca asgari düzeyin üzerine çıkamamasına şaşmamalıdır. Geçim sınırının altında ücret ödenen işyerlerine baktığınızda, buralarda sendikaların üye azlığı nedeniyle zayıf kaldığını görürsünüz. Siyasetin görevi, tek başına organize edilemeyecek şeylerin organizatörlüğünü üstlenmektir.”

Raporun gelir dağılımındaki adaletsizliği tescil eden resmi bir belge olduğunu yazan Stuttgarter Zeitung da zenginlerin giderek sosyal sorumluluktan uzaklaştıklarını yazıyor:

“Krize rağmen az sayıda kişi servetine servet katarken devlet fakirleşiyor. Sol kanattan gelen tepkiyi siyasi refleks diye geçiştirmek doğru olmaz. Kesin olan, bunun böyle devam edemeyeceği, aksi takdirde de devletin manevra alanının daha daralacağıdır. Zenginler bundan böyle toplumun refahına daha fazla katkıda bulunmalıdırlar.”

Frankfurter Rundschau gazetesi Amerikan dış politikasını değerlendirdiği yorumunda şu satırlara yer veriyor:

“Barack Obama’nın 2009 yılında Kahire’de İslam dünyasıyla ilişkilerin iyileştirilmesine çalışacağını açıklaması bütün dünyayı umutlandırmıştı. Günümüzün realiteleri karşısında bunun ne kadar safça bir konuşma olduğunu görüyoruz. Üç yıl sonra, Hz. Muhammed videosuna gösterilen tepkiden de, geriye sadece kin ve hayal kırıklığı kaldığını teslim etmek gerekir. Obama’nın, selefleri tarafından başlatılan Irak savaşını sona erdirmesi de bu gerçeği değiştirmez. Obama’nın, Afganistan’daki silahlı müdahaleyi en kısa zamanda sona erdirme planı da yarar sağlamayacaktır. ABD’nin bölgede uğradığı başarısızlığın faturasını sadece Obama’ya çıkarmak ise haksızlık ve bir masala inanıldığını teslim etmek olur. Obama hiçbir zaman barış meleği olma iddiasında değildi. Sadece bizler onun barış meleği olduğuna inanmak istemiştik.”


© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Nihat Halıcı

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız