1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

19.07.2004 - Avrupa basınından özetler...

Basın özetlerine Fransız gazetesi Liberation ’dan aktaracağımız Türkiye’nin AB üyeliği ile ilgili bir yorumla başlıyoruz. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Fransa ziyareti dolayısıyla kaleme alınan yorum, ”Türkiye, Avrupalı mı?” sorusuyla başlıyor:

"...Bu soruya sadece ‘hayır’ diye yanıt verilebilir. Tabi, 25 yılda büyüyüp gelişen Avrupa’yı küçük bir ambalajın içinde koymadığınız sürece! Ancak bu olumsuz yanıt, hemen akabinde sorulan ‘Türkiye, Avrupa kurumları içindeki yerini almalı mıdır?’ şeklindeki bir başka soruya da otomatik olarak ‘hayır’ yanıtı verilmesini gerektirmiyor. Türkiye’nin yer aldığı bölgeyle Avrupa Birliği coğrafyası arasında var olan din farklılığı, Türkiye’nin reddelmesine gerekçe oluşturulamaz. İslam dininin, demokrasi ve laiklikle bağdaşmayacağı şeklindeki bir görüşü benimsemek için ortada herhangi bir neden yok. Türkiye, elinden geleni yapıp bunun ispatlanmasına yardımcı olmalıdır. Ancak Avrupa Birliği için de bu büyük bir sınav olacaktır.”

Berlin’de yayımlanan Die Welt gazetesinde, Arafat’ın bugüne kadar pekçok kez siyasi anlamda ”ölü” olarak ilan edildiği, ancak dış baskı arttıkça Filistin halkının hep Arafat’ın arkasında yer aldığı, ancak bugünkü durumun farklı olduğu belirtiliyor:

”Filistinliler artık Arafat’ın despot, reformları engelleyen ve tek başına hareket eden yönetim tarzını kabullenmek istemiyorlar. Filistin halkı ile nikahlı olduğu olduğunu söyleyen bir zamanların efsane isminden halk artık boşanmaya çalışıyor. Arafat’ın bağımsız bir Filistin devleti hayalı, bugün bir kabusa dönüşmüş durumda. Filistin özerk bölgeleri kaos batağına sürüklendi, anarşi ve terör kol geziyor. Bugünkü manzara itibariyle, Arafat yanlılarıyla geniş Filistin kitlelerinin umut bağladığı güçlü isimler arasında bir iç savaş tehdidinin başgösterdiği söylenebilir.”

İngiltere’nin başkenti Londra’da çıkan Daily Telegraph gazetesi ise Filistin’de yaşananları bir ”trajedi” olarak nitelendiriyor ve bunun sorumlusunun Yaser Arafat olduğunu öne sürüyor:

”Belki de Filistinliler, İsrailliler’in yapamadığını başarıp, barışın önündeki en büyük kişiyi oysayta düşürebilecek. Filistinliler’in, 1948’den bu yana yaşadıkları trajedi, liderleri Arafat’ın, müzakereleri gerçekçi temeller üzerine oturtmakta başarısız olmasından kaynaklanıyor. Belki de sonunda Filistinliler, olup bitenlerde bir ders alabilirler.”

İngiltere ve Fransa’nın AB anayasasını referanduma sunacağını bildirmesinden sonra başlayan tartışmalar Almanya’ya da sıçradı. Almanya Başbakan Gerhard Schröder, anayasayı gerekçe göstererek Almanya’da bu onayı yasama organlarının yerine getireceğini söyledi. Oysa bugün çıkan gazetelerde göze çarpan haber ve yorumlarda, bu konuda farklı eğilimlerin belirlendiği gözleniyor. Örneğin Sosyal Demokrat Avrupa parlamenteri Axel Schaefer, Süddeutsche Zeitung ’a verdiği demecinde ”İngiltere ve Fransa gibi iki ülke, Avrupa anayasasını halkın oyuna sunarken bunu Almanya’nın niye yapmadığını nasıl izah ederiz?” diye soruyor. Konuyla ilgili, Kölner Stadt-Anzeiger gazetesinde yeralan bir yorumda ise ana muhalefetteki Birlik partileri içinde referandum konusundaki tartışmalara değiniliyor:

”Edmund Stoiber, futbol taktiklerini çok seviyor. Hristiyan Sosyal Birlik Partisi Genel Başkanı, AB Anayasası için referandum yapılmasını önermekle, riskli bir yan pas yapmış oldu. Ancak Stoiber’in vuruşu, şimdilik ya ofsaytta ya da rakip takımda kaldı. Eğer Birlik Partileri gerçekten de AB Anayasası konusunda referandum istiyorsa, o zaman diğer bazı temel haklarla ilgili sorunlarda halkın oyuna başvurulması konusunda kararlı olmalılar. Stoiber’in bu ani hücumu, bir ekibi defansa çekilmeye mecbur etti: Ancak bu ekip, siyasi rakipler değil, Birlik Partileri’nin ta kendisi oldu!”

Almanya’da haftalık çalışma süresinin uzatılması ve bu bağlamda işverenin düşündüğü tasarruf önlemleri ile ilgili tartışmalar, gazetelerin yorum sütunlarına yansıyan bir başka konu. Özellikle otomobil endüstrisinde gündeme gelen ve son olarak da otomabil devi DaimlerChrysler’in bazı tesislerinde üretim durmasına kadar varan çeşitli tepkilere neden olan tasarruf planları, Bremen’de yayımlanan Weser-Kurier ’in de yorum sayfasına konu olmuş. DaimlerChrysler’in üst düzey yöneticilerinin, tasarruf işine kendi maaşlarından başlayıp, yüzde 10 fedakarlık yapmayı teklif etmelerini, gazete şöyle değerlendiriyor:

”Tüm bunlar, DaimlerChrysler yönetim kurulunun başarısız olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri de önlemlerin zamanında alınmamış olması. Küçük adımlarla, büyük sonuçlar elde edilebilirdi oysa. Bay Schrempp ve arkadaşlarının daha önceki hatalı kararları, işletmenin milyarlarca Euro’luk zarara uğramasına neden olmuştu. Acaba şimdi maaşlarının küçük bir bölümünden ferâgat etmeleri, bu başarısızlığın bir itirafı mı?”

  • Tarih 19.07.2004
  • Hazırlayan Derleyen: Murat Çelikkafa
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Abu0
  • Tarih 19.07.2004
  • Hazırlayan Derleyen: Murat Çelikkafa
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Abu0