1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

19.01.2009 - Alman basınından özetler

19.01.2009 tarihli Alman basınında, Hessen eyaletindeki parlamento seçimleri, İsrail ve Hamas arasındaki ateşkes ve Rusya ile Ukrayna arasında aşılan doğalgaz krizi başlıca yorum konularını oluşturuyor.

default

Sosyal Demokrat Parti'nin ağır hezimete uğradığı, Hür Demokrat Parti ve Yeşillerin ise oylarını önemli ölçüde artırmayı başardığı Hessen'deki seçimlerden birinci parti çıkan Hristiyan Demokratların konumunu "gerçek bir zafer" olarak nitelendirmek mümkün mü? Frankfurter Rundschau, işte bu soruya yanıt aradığı değerlendirmesinde şu sonuca varıyor:

"Sosyal Demokrat Parti'nin hezimeti, Hristiyan Demokratların gerçek bir galibiyetine dönüşmedi. Her ne kadar son seçimlere oranla muhafazakârlar konumlarını biraz güçlendirmiş olsalar da yine de sonuç pekiyi değil. Eyalet Başbakanı Roland Koch, bir yıl önceki “hırçın” tavrıyla neden olduğu zararı bir yıl sonrası “ılımlı” tutumuyla tam olarak telafi edemedi. Bunun müsebbibi öncelikle yine Koch'un kendisi. Ancak bununla beraber Hristiyan Demokratların federal düzeyde ortaya koydukları tabloyla da yakından ilgili bir durum söz konusu: Sosyal Demokratlar kan kaybediyor ama Hristiyan Birlik Partileri bundan yararlanmayı bilmiyor. Diğer yandan Bavyera, Baden-Württemberg, Kuzey Ren Vestfalya ve Aşağı Saksonya gibi Batı eyaletlerinden sonra artık Hessen'de de muhafazakâr-liberal bir koalisyon işbaşında olacak. Köklü bir geleneğe sahip bu siyasi ittifak, yeniden adım adım ülkeyi fethediyor. Ah Bayan Ypsilanti, siz ne yaptınız öyle!"

Ülkenin saygın ulusal gazetelerinden Münih merkezli Süddeutsche Zeitung ise Hessen seçimlerinden üç ayrı sonuç çıkarıyor:

"Birincisi, bugüne kadar büyük kitle partilerinin kemikleşmiş seçmenleri, giderek artan bir oranda küçük partilere yönelmeye başladı. İkinci olarak Hessen seçimleri, küçük partilerin orta sıralara sıçrama yapmaya başlamasının bir örneğini teşkil ediyor. Üçüncüsü de siyasi rüzgarların kısa süre içinde nasıl yön değiştirebildiği görüldü: İyi ve kötü arasındaki roller giderek daha hızlı bir şekilde değişiyor."

Yine Süddeutsche Zeitung'dan bir alıntıyla devam ediyoruz ama bu kez yorumun konusu Ortadoğu. Gazete, Gazze Savaşı ve İsrail'in askerlerini geri çekmeye başlamasıyla ilgili yorumunda İsrail'in bir yenilgiye uğradığı görüşünü savunuyor:

"Hamas kendi içinde bölünmüş ve yüzlerce silahlı gücünü yitirmiş olabilir. Ancak Gazze Şeridi'ndeki 1,5 milyon insan İsrail'i bu yıkımın suçlusu olarak görüyor. Olmert'in bahsettiği sözde zafer aslında bir yenilgi. Gazze operasyonu nefret ve hiddet ekti ve İsrail'e güvensizlik getirdi. Sadece Mısır ile Gazze arazındaki tünelleri bombalamak ve böylece Hamas'ın silah kaynaklarını durdurmak yerine İsrail, Gazze'yi topyekûn savaş alanına çevirdi. Bu savaş sonunda sivil halka yönelik bir savaşa dönüştü. İsrail'in askeri operasyonu uluslararası devletler topluluğunun da acizliğini gözler önüne serdi. Bu topluluğun ortak bir Ortadoğu stratejisi yok ve sadece yangın çıktıktan sonra harekete geçiyor. Bu arada uluslararası devletler topluluğu Mısır'ı sınırlarını daha sıkı kontrol etmeye zorlamaktan dahi aciz."

Rostock kentinde yayımlanan Ostsee-Zeitung, Gazze Savaşı'nın ardından topun ABD'de olduğu görüşünde:

"Barış ancak Filistinlilerin, İsrail'in var olma hakkını tanımasıyla sağlanabilir. Hamas bunu reddediyor. Ancak Hamas şimdi önemli ölçüde gücünü kaybetti. İki devlet ve iki toplum çözümüne herhangi bir alternatif yok. Şimdi uluslararası diplomasinin Ortadoğu'da çok daha kararlı bir şekilde harekete geçmesi ve Obama'nın devreye girmesi gerekiyor."

Basın turunda aktaracağımız son yorumsa sona eren doğalgaz krizi ile ilgili. Ulusal gazetelerden Frankfurter Allgemeine Zeitung, hem Rusya, hem de Ukrayna'nın prestij yitirdiğine dikkat çekiyor.

"Moskova ve Kiev, bu çekişmede birbirlerini krizin sorumlusu olarak gösterme çabasındaydı. Bundan dolayı her iki ülkenin de prestiji büyük zarar gördü. Rusya, güvenilir bir doğalgaz kaynağı olarak prestij kaybederken, AB'ye yakınlaşmak isteyen Ukrayna'ya da, AB ülkelerinde yaşlı insanlar karanlık ve soğuk evlerinde yaşamak zorunda bırakılırken yeni üyeler konusunun söz konusu olamayacağı bildirildi. Bu açıdan bakıldığında Rusya'nın istediği oldu."