1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

18.07.2005 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinin haber ve yorum sayfalarına göz attığımızda ilk karşılaştığımız konu yine terör oluyor. Hafta sonunda yüzden fazla can alan Irak’taki saldırılar, Türk turizmini baltalamayı hedef alan Kuşadasındaki bombalı suikast ve uluslararası terörizm ile mücadele seferberliği Alman gazetelerinin yorum sütunlarına yansımış. İç politikayla ilgili haberlerde ise, genel seçimlerde üçüncü parti olma şansı tanınan Demokratik Sosyalizm Partisi ile Sosyal Adalet Seçim Alternatifi’nin 'Sol Parti' adı altında birleşmeleri, siyasi partilerin seçim progrramları, dünyanın en büyük mikroçip imalatçılarından İnfineon’daki yolsuzluk skandalı ve federal eyaletlerin imla reformu yüzünden içine düştükleri anlaşmazlık ön plana çıkıyor.

Çeşme’den sonra bu kez de Kuşadası’nı hedef alan bombalı saldırıyla ilgili yorumunda Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi şu görüşleri dile getiriyor:

„Bölücü Kürt hareketi PKK da diğer radikal gruplaşmaların başına gelenleri tecrübe ediyor. Ne zaman çoğunluk teröre sırt çevirip siyasi diyalog yolunu tutsa hareketten kopan marjinal gruplar silahlı eylemleriyle hem terörden vazgeçmeyeceğini gösteriyor hem de eski yoldaşlarının yöntemini sabote ediyor. Kürt terörü Türkiye’ye geri döndü. Bu kez sadece doğuda değil ama Türkiye’nin batısındaki tatil beldelerinde de boy gösteriyor.“

Tatil cennetindeki bombalı terörün Kürt meselesini yeniden tırmandırmakla kalmayıp Türkiye’nin AB yolundaki gayretlerini de köstekleyebileceğini yazan Neue Osnabrücker Zeitung gazetesi Kuşadası faillerinin yabancı turistleri sanduka içinde ülkelerine göndermekten sakınmadıklarını ve Türk turizmini baltalamayı amaçlayan Kürt grupların seri suikastlerle ülkeye büyük zarar verdirebileceklerini dile getiriyor. Süddeutsche Zeitung ise, ‚Türkiye, tatil ve terör’ başlıklı değerlendirmesinde özetle şu görüşlere yer vermiş.:

„PKK’dan kopmuş radikal gruplar zaten aylardır tren raylarını sabote edip otomobilleri havaya uçurmaktaydı. Suyasi hedefler bu unsurların umurunda bile değil. Buna rağmen PKK uzun süre Kürt siyasilerini perde arkasından ideolojik güdüm altında tutabilmişti. Türkiye’deki demokratikleşmeden cesaret alan Kürt aydınları şiddeti açıkça kınıyorlar. Hadep’in eski başkan yardımcısı Hikmet Fidan radikallari eleştirmesini canıyla ödedi. Radikallerin susturulabilmesi için hükümetin demokratik kanadı desteklemesi, Kürt bölgelerinin kalkındırılması ve aşiret reislerinin kızların okula gitmesini engellemelerine izin verilmemesi gerekir. Kürtler’in siyasi temsilcileri de başı boş varoş çocuklarını sahiplenip onların radikalleşmelerine mani olmalıdırlar… Turistin Türkiye’de tatil yapıp yapmaması kendi bileceği şeydir. Ama korkuya yenilen, ideolojik terörün başarısına yardımcı olur.“

İngiltere’deki terör saldırılarının tetiklediği güvenlik adımlarını konu eden Hannoversche Allgemeine Zeitung gazetesi ‚teröre direniş’ başlıklı yorumunda şu satırlara yer vermiş:

„Teröristler saldırı anında kendilerini güçlü hissetmiş olabilirler. Ama uzun vadede Londra’dan bütün Avrupa’ya yayılan terör ile mücadele çok daha güçlü çıkacaktır. Dışarıya belli etmeden ve çok gürültü çıkarmadan Londra, Paris ve Berlin arasında çok sıkı bir işbirliği başlatıldığı unutulmamalı.“

Financial Times Deutschland gazetesi Londra’daki terör eylemlerinin Patkistan bağlantısına dikkat çekiyor:

„Londra saldırılarının izi Pakistan’a çıkıyor. Batılı politikacılar da parmaklarıyla, kuran okullarını kontrol edemeyen bu İslam ülkesini gösteriyorlar. Dikkatlerin Pakistan üzerinde yoğunlaşması doğrudur. Amma günah keçisi Pakistan değil, terör ile mücadele ortağı Pakistan üzerinde. Pakistan tarihinin en hızlı kalkınma adımlarını atıyor, büyük kentlerde güçlü bir orta tabaka oluşuyor. Ama Pakistan bu büyümeyi tek başına başarmadı. 11 Eylül saldırılarının ardından terör ile mücadele ittifakına dahil olduktan sonra ABD’dan büyük kalkınma yardımı aldı. İslamabad yönetimi bu fırsatı değerlendirip, anti terör ittifakında yer almanın ekonomik boyutlarını halka anlatmalıdır.“

Frankfurter Allgemeine Zeitung’un birinci sayfadan yayınladığı bir diğer haberde Türkiye ile AB arasındaki diyaloğun aksayabileceği ve öncelikle Kıbrıs Rum yönetiminin tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasına rezerv koyduğu bildiriliyor. Gazetenin haberinde, Birlik Komisyonu’nun haziran sonlarında açıkladığı müzakere çerçevesinin bazı üyelerde rahatsızlığa yol açtığı ve Kıbrıs Rum yönetiminin ortaklık anlaşması ve gümrük birliği ek protokolünün Türkiye tarafından imzalanmasında ısrar ettiği belirtiliyor. Bu durumda Türkiye Kıbrıs Rum yönetimini devletler hukuku açısından dolaylı da olsa tanımış olacak. Müzakere çerçeve belgesiyle ilgili nihai kararın ilk resmi bakanlar konseyi toplantısının yapılacağı 3 Ekimde, yani Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin başlayacağı gün alınabileceğine de haberde yer verilmiş.

  • Tarih 18.07.2005
  • Hazırlayan Derleyen; Ahmet Günaltay
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Abpt
  • Tarih 18.07.2005
  • Hazırlayan Derleyen; Ahmet Günaltay
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Abpt