1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

18.01.2012 - Alman basınından özetler

Macaristan’da Başbakan Viktor Orban liderliğindeki hükümetin bazı uygulamalarının AB’ye ters düşmesi ve Almanya’da yılın en “yakışık almaz” kavramı ilan edilen “döner cinayetleri”, öne çıkan yorum konuları arasında.

default

Süddeutsche Zeitung, “şu an yürürlükteki yasalar ve Başbakan Orban’ın uyguladığı politikalarla Macaristan, bugün olsa AB tam üyeliğinin yanına bile yaklaşamazdı” diyor ve ekliyor:

“Ne var ki Macaristan 8 yıldan bu yana birlik üyesi diye, tam üyelik için geçerli olan kriterlere uyup uymadığını sorgulamaktan da kimse feragat edemez. Bu, ülkenin içişlerine müdahale demek de değildir. Lizbon Antlaşması'nın 7. maddesi, Birlik’in temel prensiplerine uymayan bir üye ülkenin üyeliğinin dondurulması konusunda AB’yi neredeyse yükümlü kılıyor.”

Frankfurter Rundschau gazetesi, AB Komisyonu'nun girişimde bulunma zamanının çoktan gelmiş olduğunu, zira Başbakan Orban aksini iddia etse de, aslında neredeyse iki yıldan bu yana ülkesindeki demokratik yapılanmaları çeşitli politik araçlar ve kurumlar vasıtasıyla tırpanlamaya çalıştığını belirtiyor. Yorumun devamını okuyoruz:

“Budapeşte Parlamentosu’ndaki muhalefetin elinden bir şey gelmiyor, sokaktaki muhalefet de henüz zayıf konumda. Bu durumda Başbakan Viktor Orban’ı  sadece uyarmakla kalmayıp,  kurallara ve hukukî değerlere riayet etmesi için ona etkili araçlarla baskı uygulayacak olan da sadece Avrupa kurumlarıdır.”

Almanya'da her yıl, o yıla damgasını basan, yılın en “yakışık almaz” kavramları, Darmstadt Teknik Üniversitesi Dil Bilimleri Enstitüsü'nün altı kişilik jürisi tarafından tespit ve ilân ediliyor. 2011’in en yakışık almayan kavramı ise “döner cinayetleri”…Der Tagesspiegel adlı gazetenin konuya ilişkin yorumu özetle şu görüşleri içeriyor:

“Birçokları, bu arada maalesef der Tagesspiegel gazetesi de, ‘döner cinayetleri’ kavramını kullanmıştı. Oysa ki son yıllarda 9 göçmenin teröristlerce öldürülmesi, dışlayıcı olan bu kavrama ilişkin algılamada daha fazla hassasiyet gerektiriyordu. Bunun yapılmamış olması, saldırılara kurban gitmiş olan kişiler ve yakınlarına kamuoyunun ve devlet makamlarının yeteri kadar ilgi göstermemiş olmasıyla âlâkalı. Bu ölümleri protesto etmek üzere ne kentlerde insan zincirleri oluşturuldu, ne de 9 Kasım 2000 ‘de aşırı sağa karşı Brandenburg Kapısı önünde 200 bin kişinin katıldığı ve “ahlâklıların isyanı” adı verilen türden gösteriler düzenlendi. (Aşırı sağcı) terör grubunun ortaya çıkartılmasından 10 hafta sonra siyasetin, ilgili makamların ve medyanın ötesinde, her şeyden önce genel bir suskunluk göze çarpıyor.”

General-Anzeiger gazetesi aynı konudaki yorumunda, “döner cinayetleri” kavramını kullananlar, (aşırı sağ teröre) kurban gitmiş olanlar ve yakınları için hiçbir merhamet duygusu olmayanlardır” diyor. Yorumun devamı şöyle: 

“Bu kavramın buna rağmen bu ölçüde yaygın bir kullanım alanı bulmuş olması ve hatta belirli bir biçimde toplumdan kabul görmesi hepimizi düşündürmelidir. Bu tür sloganımsı kavramları gelişigüzel kullanmak, bunları medyanın da kullanması, topluma, tamiri mümkün olmayan zararlar açabilir.”


© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız