1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

17.12.2009 - Avrupa basınından özetler

Avrupa gazetelerinde bugün ön plana çıkan konu, Kopenhag’daki İklim Konferansı. Konferanstan başarılı bir sonuç alınacağına inanmayan Avrupa gazeteleri, iklim pazarlıklarını sürdürenlere sert eleştiriler yöneltiyor.

default

Basın özetlerimize Fransız basını ile başlıyoruz. Quest France gazetesi, Dünya İklim Konferansı'nda tatmin edici bir ilerleme sağlanamadığına dikkat çekerek, yükümlülükleri garanti altına alacak bağlayıcı bir antlaşma olmadan, söylenen güzel sözlerin yakında unutulacağını savunuyor. İklim pazarlıklarında Fransa'nın tutumunu değerlendiren Le Figaro gazetesinde ise şu satırları okuyoruz:

“Fransa, yaşanmakta olan kaosu gidermek için çaba gösteriyor. Nicolas Sarkozy, kalkınmanın eşiğinde ve Amazonlarda en geniş yağmur ormanlarına sahip kilit ülke Brezilya ile yakınlaşma sağladı. Ayrıca iklim değişiminden en fazla etkilenen Afrika kıtasıyla da ortaklık diyaloğu içinde. Amaç, büyük ülkeleri tekneye almak için bir uzlaşı sağlamak. Kopenhag'dan bir antlaşma çıkıp çıkmaması ise önemli değil…”

İtalya'nın liberal bakışlı gazetelerinden La Stampa'nın ise konferanstan hiçbir umudu yok. Gazetede yer alan yorum şöyle:

“Şimdilik zor görünse de, belki Kopenhag'ta toplanan devlet ve hükümet başkanları, İklim Konferansı Başkanı'nın beklenmedik istifasından sonra kameralar önünde el sıkışacaklar. Hatta belki mutabakat sağlayıp ortak bir uzlaşının altına imzalarını atacaklar. Bunlar gerçekleşse de zirveden hayal kırıklığı yaratacak bir sonuç çıkacaktır. Yaşanan sert tartışmalardan sonra ne tür bir anlaşma sağlanırsa sağlansın, sadece ılık bir rüzgar esmesinden başka bir şey olmayacaktır…

Berlin merkezli Tageszeitung, Kopenhag'daki iklim zirvesiyle ilgili eleştirilerine Avrupa Birliği'ne yöneltiyor. Gazetede şu satırları okuyoruz:

“Almanya ve Avrupa Birliği, tıkanan müzakerelerin yeniden ilerlemesi için içerik açısından şu ana kadar çok az girişimde bulundu. ABD ve Çin katı tutumlarından ödün vermezken Avrupalılar da elbette haklı. Ancak Avrupa Birliği de diğer ülkeler benzer güvencelerde bulunmadığı sürece, karbondioksit salınımını 2020 yılına kadar yüzde 20 yerine yüzde 30 oranında azaltma taahüdünden vazgeçti. Taktiksel gerekçelerle bu tür bir pozisyon makul görünebilir. Diğer yandan Avrupa Birliği, Kopenhag'daki müzakereler başarısızlığa uğramadan önce, öncü rol üstlenmenin, bekleyen değil ilk harekete geçen anlamına geldiğini de iyice düşünmelidir.”

Yine bir Alman gazetesi Landeszeitung da İklim Konferansı'nın siyasi güç kavgasına dönüştüğünü söylüyor:

“Birbirine darbe indirmeler, veto tehditleri, karşılıklı suçlamalar…. İklim Zirvesi, Kopenhag'da sadece dünyayı kurtarmanın değil, bir güç politikasının da söz konusu olduğunu gösterdi. Zirvede sadece iklimin geleceği müzakere edilmiyor, geleceğin güç dengeleri de şekilleniyor."

İspanya'nın sağ – liberal eğilimli El Mundo gazetesi de konferansı organizasyon açısından da eleştiriyor:

“Nihayetinde Dünya İklim Zirvesi'nden çıkacak sonuç, en fazla minimum uzlaşıyı temsil edecektir. Ancak şimdiden şu kesin olarak söylenebilir ki; Kopenhag'daki buluşma, organizasyon açısından tamamen bir fiyaskoydu. Toplantı salonlarında yeterince yer olmadığı için her gün binlerce katılımcı, kapı önünde, dışarda beklemek zorunda kaldı. Kapasite 15 bin kişiyle sınırlıyken, Birleşmiş Milletler 46 bin kişinin akreditasyonunu yaptı…”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Hülya Köylü


Editör: Murat Çelikkafa