1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

17.12.2003 - Alman basınından özetler...

Die Zeit gazetesi Kuzey Kıbrıs’taki parlamento seçimelerini değerlendiriyor. Yorumda Denktaş’ın seçimden önce muhalefeti kötülediği, muhaleketin ise Annan Planı temelinde çözümden yana olduğu belirtiliyor. Yorum şöyle sürüyor:

”İlk defa Türkiye’nin politikası Kıbrıslı Türkler tarafından şüpheyle karşılanıyor. Anavatan’daki milliyetçi güçler de bu nedenle panik içinde. Televizyonda Kıbrıs uzamanları Annan planının dezavantajlarını iç karartıcı tablolar şeklinde sunuyor.”

Irak ile ilgili gelişmeler bugün Alman basında oldukça geniş yer tutuyor. Berlin’de yayımlanan der Tagesspiegel, Saddam Hüseyin’in Arap dünyası için önemini irdeliyor yorumunda:

”ABD ve İsrail’e kafa tutan Saddam Hüseyin, pek çok Arap için bir kahramandı. Arap milliyetçiliğinin sembolü Saddam, monarşiyi yıkarak yerine cumhuriyetçi bir diktatörlük kurmuştu. Saddam’ın şaşaasız sonu, Arap dünyasında kızgınlık ve hayalkırıklığı yarattı. Arapların, liderlerinin genel olarak İsrail ve Amerika karşıtlığını, halkalarını en temel demokratik haklarından mahrum etmek için propaganda amacıyla kullandığını anlamaları zaman alacak. Eğer Saddam Hüseyin’in yargılanma süreci bu bilinç düzeyine ulaşılmasını sağlayabilirse bundan bütün bölge kazançlı çıkar.”

ABD’nin Irak Özel Temsilcisi James Baker’in Paris ve Berlin hükümetlerinden aldığı Irak’ın dış borçlarının silineceği sözü de basında geniş yer buldu. Thüringer Allgemeine gazetesi, Başkan Bush’un temsilcisini savaşa karşı çıktığı için Irak ihalelerinden mahrum edilecek ülkelere göndermesini eleştiriyor.

Hannoversche Allgemeine gazetesinin konuyla ilgili yorumu ise şöyle:

”Irak’ın yurtdışına 120 milyar dolar borcu var. Irak’ın borçlarının silinmesi sayesinde oluşan kaynağın tamamı ise ülkenin yeniden imarına gitmecek. Almanya Başbakanı için bir başka sorun var: Kendilerinden, devletin yapması gereken tasarruf için fedakarlık istenen Alman vergi mükelleflerinin günahı ne. ”

Frankfurter Allgemeine Zeitung’da AB’ne ilişkin eleştirel bir yorum yer alıyor. Yorumda, ”Avrupa Birliği hala, Avrupalı milliyetçilerin oynadıkları ortak bir oyundan öteye gidemiyor. Genişleme süreci ve Türkiye’nin üyelik için uygun olup olmadığı tartışmalarının da durumu değiştirme ihtimali düşük görünüyor” deniyor.

Gazete bir diğer yorumunda ise AB içindeki mali krize değiniyor. Yorumunda beş AB ülkesinin birlik bütçesinin 2007 ile 2013 arasında kısıtlanması talebini irdeliyor:

”AB kasasına doğrudan ödeme yapan ülkelerin uzun dönemde bu yükü tek başlarına üstlenmelerini istemek haksızlık olur. Bunu zaten başramazlar da. Genişlemeye ilişkin ilke kararı alındığında, çıkacak masraflar ile bu ülkelerin ödemelerini kısıtlama isteği arasında bir anlaşmazlık yaşanacağı belliydi. İşte o an, ne yazık ki, kurumsal tartışmaların yaşandığı döneme denk geldi. Bu dönemde AB’nin, gerekli harcamaların neler olduğunu gözden geçirmesi gerekecek. Dahası büyük küçük tüm birlik üyelerinden dayanışma ve birlik duygularını yenidne tanımlamaları beklenecek. Başka bir deyişle AB içindeki çatlak daha da büyüyecek.”

Berliner Zeitung , Fransa, Almanya, İsveç, Hollanda ve Avusturya’nın sunduğu talebin zamanlamasına dikkat çekiyor. Gazete, aslında girişimin geçen hafta sonu AB Anayasası’nı bloke eden İspanya ve Polonya’ya yönelik bir uyarı niteliği taşıdığını belirtiyor. Yorumda ”Mesaj çok açık. Güçlü Avrupa’yı istemeyen bizim kendisine para vereceğimizi hiç ummamalı” deniyor.

Financial Times Almanya da aynı görüşü savunuyor.

”AB’nin büyük üyelerinin birlik Anayasası’nın bloke edilmesini öylece durup izlemesi beklenemezdi. Ancak yapılan, birlik bütçesini sağlam bir temele oturmak amacını taşıyan samimi bir çaba değil, Polonya ve İspanya’yı mali baskı yoluyla kararlarından döndürme girişimi olarak algılanıyor."

Nürnberger Zeitung ise, AB Dönem Başkanlığı'nı yıl sonunda devredecek İtalya’nın Başbakanı Berlusconi’yi konu ediyor satırlarında:

”AB son altı ayda acıya dayanıklılıkğını kanıtladı. Kendi ülkesinde hukuku hiçe sayan, medyayı kendi çıkarlarına alet eden bir adam ‘Avrupa’nın kralı’nı oynadı.”

Gazete,Berlusconi’nin AP’daki Alman parlamenter Martin Schulz’e yönelik sözlerini de hatırlatıyor. İtalya Başbakanı’nın, kendisini eleştiren Schulz’e yönelik Nazi benzetmesi büyük tepki çekmişti.

Dresdner Neueste Nachrichten , Afganistan ulusal meclisi Loya Jirga toplantısını ele alıyor.

”Afganistan şu günlerde demokrasi yönünde büyük bir adım atabilirdi. Toplantıda Afganistan İslam Cumhuriyeti’nin, demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri ile dinsel ve geleneksel öğelerini bir potada eritecek gelecekteki Anayasası görüşülüyor. Ancak anayasa tasalğı onyıllardır baskı gören kadınların durumunu konusunu olası gerektiği gibi düzenlemiyor."

Basında bugün yer alan bir diğer konu ise Almanya’daki reform çabaları. Gazetelerde yer alan yorumlarda reform sürecinin çok yavaş işlemesinden yakınılıyor.